Ya terk edilirsem!!!

İlişkilerinizin önünde sonunda biteceğini düşünerek daha gerçekleşmemiş ayrılıklar için endişe duyuyor musunuz? Terk edilme korkunuz ilişkinizi huzur içinde yaşamanızı engelliyor mu? Yakınlarınızı, ailenizi ve arkadaşlarınızı şu ya da bu nedenle kaybedeceğinize dair korkularınız var mı? Bu sorulara cevabınız evet ise ilişkilerinizin kaderini korkularınızla yaratıyorsunuz demektir.

Güncellenme tarihi: 18.08.2012
ya terkedilirsem

Terk edilmek elbette üzücüdür, kimse böyle bir deneyimi yaşamayı tercih etmez, fakat gerçek işaretler yokken ya da işaretleri yanlış yorumlayarak, hayatı, asılsız bir varsayım ve korkular üzerine tedirgin yaşamak da elbette normal değil.
Peki, neden bazıları terk edilmeyi hayatın zorluklarından biri olarak görebilirken, bazılarının hayatının kâbusudur terk edilmek?

Bilimsel olarak bu korkuya sahip insanlar geçmişlerinde, çocukluklarında güven, huzur, kabul edilme, sevilme ve sevme, paylaşım gibi temel ihtiyaçlarını yeterli şekilde giderememiş olabilirler. Ebeveynleri ile tam bir sevgi alışverişi yaşayamamış, ya da çocukluk anılarında bırakılmak ile ilgili travmalar başrol oynamış olabilir. Dolayısıyla şu anki ilişkilerinde de aynı beklentiyi devam ettirirler: Önünde sonunda terk edileceğim, sevilmeyeceğim, sevdiklerim yanımda kalmayacak gibi.

Terk edilme korkusunun altında geleceği önceden, gerçekçi olmayan bir şekilde olumsuz olarak görmek ve bu negatif tabloya inanmak vardır. Bu tip insanlar genelde negatif ve karamsar olma eğilimindedirler. Bu olumsuz bakış ve bekleyiş zamanla “kendini gerçekleştiren kehanet” işlevi görür ve kişinin korktuğu başına geldiğinde kişi “Ben biliyordum.” diye düşünür. Kişi aslında hiçbir şey bilmiyordur. Sadece farkında olmadan ilişkisini karamsarlığına ve negatif beklentilerine uygun şekilde yaşamış ve kendi endişelerini gerçeğe dönüştürmüştür.

Örneğin; zaten günün birinde terk edileceğine inanan birisi ilişkisinde aşırı kıskanç davranır ve sonunda partneri bunalıp ondan uzaklaşabilir ya da kişi evli birisiyle birlikte olabilir. Birinci durumda kişi korktuğu sonu hazırlamış ikinci durumda ise zaten olumsuz sonuçlanması garanti bir yola girmiştir ki korkularında haklı çıksın. Yani korktuğu başına gelmemiştir, korktuğu sonu yaratacak durumları kendisi yaratmış ve şekillendirmiştir.

Terk edilmekten korkan insanlar genelde yakın ilişki kurmaktan, ilişkilerinde kendilerini tamamen ilişkiye adamaktan çekinirler. Bunun altında, “günün birinde zaten bitecek” olan ilişkinin hayal kırıklığı ve acısından uzak durma çabası yatabilir. Yakınlık kurmadığı için elbette ki yakınlıkla karşılık görmez.

Kıskançlık ve aşırı sahiplenicilik duygularını çok yoğun yaşarlar ve genelde partnerlerini bunaltan baskılar yaparlar ve tabii ki kendilerinden uzaklaştırırlar.

Ya da terk edilmemek için karşı tarafı bunaltacak kadar “iyi” davranabilirler; gereğinden fazla “yardım” eder, gereğinden fazla “ilgi” gösterebilirler, sürekli birlikte olmak isteyebilir ve ilişkilerinde karşı tarafa yaşam alanı bırakmazlar ki, bu davranışlarda bir ilişkiyi bitirmenin emin yollarındandır...

Şaşıracaksınız ama bu korkuya sahip kişiler ayrılma ve terk edilmeye karşı aşırı hassas olmalarına karşın, güven verici, dingin, huzurlu insanlardan ziyade “her an elinden çıkıp gidecekmiş” gibi duran, soğuk, mesafeli ve güvenilmez insanlara karşı ilgi duyarlar. Bu durum bilinçaltı korkunun kendini haklı çıkarma isteğinin bir sonucudur. Şayet birlikte oldukları insanlar terk edici özeliklere sahip değilseler de kişiler, partnerlerini aşırı sahiplenerek, sorgulayarak, sıkıştırarak onları kendilerinden uzaklaştırabilirler.

Bu korkudan kurtulmanın yolu ise korkuyu tetikleyen davranışları anlamak ve derhal son vermektir. Aslında amaç terk edilme durumuna yol açan davranışların ortadan kaldırılmasıdır. Mesela aşırı kıskanç kişinin, partnerini takip etme, sıkıştırma ve baskı uygulama gibi davranışlarını her fark ettiğinde durdurarak yerine yeni makul davranışları koyması ve bir süre farkındalıkla devam etmesi gerekir. Tutarlı ve güvenilir eşler seçmeye özen göstermek de korkuyu yok etmenin yollarındandır.
Asıl değiştirilmesi gereken ilişkilerinde terk edileceklerine dair geliştirdikleri asılsız ve gerçek olmayan inançtır. Yeni hedef, doğru davranışlar ile sevilme, ait olma, beğenilme, eğlenme, gibi temel insani ihtiyaçları tatmin etmek ve mutlu ilişkiler yaşamaktır.

Haftanın sözü: Kendi başına mutlu olamayan, başkasıyla da mutlu olamaz.
Haftanın Kitabı: Bağımsız Ruh – Michael W. Dyer

« tüm yazıları
3503
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.