Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Televole kültürü aile kurumunu yıpratıyor

Televole kültürü aile kurumunu yıpratıyor

Televizyonların en çok izlenen, ünlülerin özel yaşamının konu edildiği, "kim kiminle nerede yakalandı, kim kiminle nerede, kim kimi aldattı" tarzındaki "televole" programlarının aile kurumunu yıprattığı bildirildi.

Uzmanlar, bu tür yayınların evli çiftler arasında güvensizliğe, toplumda sadakat konusunda duyarsızlığa yol açtığı, gençleri yozlaştırdığı uyarısında bulunuyor. Psikiyatrist, Evlilik Terapisti Doç. Dr. Armağan Samancı, ANKA'ya yaptığı açıklamada, televole kültürünün insanlar üzerindeki etkilerini ortaya koyan araştırmasının bu yöndeki bulgularını dile getirdi. Aldatma, aldatılma gibi konuların işlendiği televole programlarının evlilikler üzerinde olumsuz etki yaptığını dile getiren Samancı, "Evli çiftlere `Bu tarz televole programları evliliğinizi nasıl etkiliyor' diye sorduk. Çiftlerin yüzde 70'ten fazlası bu tür programlardan olumsuz etkilendiklerini bildirdi" dedi.

Samancı, "Bir şeyi ne kadar sık ortaya koyarsanız, ne kadar sık tekrarlanırsa toplum da o ölçüde duyarsızlaşıyor. Aldatmayı kolaylaştırıyor. İnsanlarda güvensizlik yaratıyor" diye konuştu. Televole kültürünü toplumsal bağımlılık yapan bir uyuşturucu olarak nitelendiren Samancı, şöyle dedi: "Bu tür yayınlar, genç kesimi ve toplumu çekici, zengin, parlak yapısıyla hem meşgul ediyor hem de rahatlatıyor bir ölçüde. Fakat sonuçta bir uyuşturucunun sunduğu gibi sahte şeyler. Sadece parlak tarafları sunuluyor. Bugün televolede ortaya sunulan parlak tiplerin 10 sene sonra televolesi yapılsa insanlar aradaki farkı yan yana görse, hiç de çekici olmadığını anlayacaklar.

Çocuklar ve gençler gibi dünyaya bakışı yeni şekillenen kesim için toplumsal uyuşturucu görevi görerek bu insanların kolay, renkli, parlak hayat umuduyla yaşayıp böyle bir çizgi oluşturma çabasına götürecek. Ama bunu da başaramadıkları zaman ellerinde olan hayattan da mutlu olmayacaklar. Hep birilerinden bir şey alan, sık sık ilişkilerini terk eden, lüks içinde yaşamaya çalışan, lüks içinde yaşamayı taklit eden bir toplum grubu oluşacak."

"HİSTERİK GÖSTERİMCİLİK"
İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi öretim üyesi Prof. Dr. Sedat Özkan da son zamanlarda medyada mahremiyete giren, özel yaşamı ilgilendiren konuların çok fazla yer bulduğundan yakındı. Bu tür programların gençler üzerinde yozlaştırıcı etki yaptığını belirten Özkan, "Toplumun gençlere bu tür modeller yerine sağlıklı modeller sunması gerekir. İnsanların yatak odası toplumu ilgilendirmez, insanların yatak odasını topluma sunmasınlar" dedi. Televole kültüründe yaşanan, "aşık olduk, şu kadar süredir birlikteyiz" gibi açıklamaları da eleştiren Özkan, kendisine ve ilişkisine saygısı olan insanların bunu deşifre etmeyeceğini söyledi.

Özkan, "Bunu deşifre etmek histerik gösterimciliktir. Yani bir insanın kendi özel yaşamını diğer kişilerin bilgi ve ilgisine sunması ve toplumun tartışmasına sunması bir kişilik sorunudur. Bundan insanlar nasıl rahatsız olmuyor anlamıyorum. Mahremiyet diye bir şey var. Kendi mahremiyetine kendisi önce saygılı davranmalı. Gençler aşk iddiasındaki seks objeleri görmek istemiyor. Kişiler kendilerini seks objesi haline getirmesinler" diye konuştu. "Aşk ve evlilik tek eşliliktir" mesajını veren Özkan, ancak olgunlaşmış, kişilik gelişimini tamamlamış insanların sağlıklı ilişki kurabildiğini vurguladı.
(ANKA)
474
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.