Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Komplo teorileri ve gerçek

Komplo teorileri ve gerçek

"X -Files"ın (Gizli Dosyalar) şüpheci ajanı Fox Mulder'ın dediği gibi "Gerçek oralarda bir yerlerde".

İngiltere Kraliçesi küresel narkotik ticaretinin başını çeken biri.

George W. Bush emirleri İsrail Gizli Servisi'nden alan bir İsa karşıtı. Elvis Presley, Başkan Kennedy'yi kimin öldürdüğünü bildiği için öldürüldü. Prenses Diana hâlâ yaşıyor ve benzerleri.


"X -Files"ın (Gizli Dosyalar) şüpheci ajanı Fox Mulder'ın dediği gibi "Gerçek oralarda bir yerlerde". Mulder'ın unuttuğu bir şey var yalnız: "Gerçek" belki de İnternet'te, yani akla gelebilecek her türlü komplo teorisinin üretim merkezinde. Eğer hâlâ JFK'i tetikçi Lee Harvey Oswald'ın tek başına vurduğuna ya da 11 Eylül'ün El-Kaide isimli bir grup Arap teröristin işi olduğuna inananlar varsa, google'da geçirilecek 20 saniye onların akıllarını başlarına getirecek.

İnternet'in komplo teorisi dünyasında hiçbir şey sanıldığı gibi değil ve tek gerçekler yalanlar. Amerika'yı ve Ford motor şirketini batırmak üzere planlar yapan insanların varlığına inanan Henry Ford, "Tarih zırvadır" derdi. Onun bu felsefesi ajan Mulder'ın ikinci kuralı olan "kimseye güvenme"ye inanan dünyadaki milyonlarca komplo teorisyenince paylaşılıyor.

Komplo teorileri İnternet'ten öte birçok kitabın, derginin ve Dallas Texas'ta Kennedy'nin öldürüldüğü yerde kurulu "Komplo Teorileri Müzesi"nin de ana teması. Komplo teorileri o kadar çok ki! İsa'nın doğumundan şimdiki Irak savaşına kadar yüzyılları kapsıyorlar. Fakat asıl moda olmaları 2. Dünya Savaşı'nı takip eden, ünlülerin yaşamlarının özellikle gözönüne çıktığı dönemlere rastlıyor. Modern dünyada bir film yıldızının ya da politikacının normal bir şekilde ölmesinin imkanı yoktur. Medya onların hayatlarını ve trajedilerini ne kadar kapsamlı işlerse komplo teorisi endüstrisi de o kadar çok hikâye üretir. Örneğin günümüzde çok az insan 1962'de iddia edildiği gibi, Marilyn Monroe'nun intihar ettiğine inanıyor. Monroe'yu JFK'yle ilişkisini açıklamasından korkan Kennedy kardeşler için çalışan ajanlar öldürdü tabii ki.

Ölümünden bir gün önce bir arkadaşına, "Bu rezaleti açık edeceğim" demişti. Jimi Hendrix, Janis Joplin ve Jim Morrison, 70'lerin başındaki rock yıldızlarına özgü bir dikkatsizliğin kurbanı olarak aşırı dozdan ölmediler: CIA'in rock'n'roll'un radikal politik gücünü yok etme planının kurbanı oldular. (Tabii bunlar John Denver ve Karen Carpenter'ın ölümlerini açıklamıyor, o ayrı). John Lennon, Bob Marley ve Elvis Presley'i de aynı baskı güçleri bu dünyadan uzaklaştırdı.

Amerika aya gitmedi
Komplo teorileri dünyasında popüler kültürün hiçbir alanı kurcalanmadan bırakılmaz. 1969'da aya ilk adım atış, Apollo 11'in astronotu Neil Armstrong'un ayın yüzeyinde belirttiği gibi "insanlık için dev bir adım" mıydı gerçekten? Günümüzde Batı toplumunun büyük bir kısmı özellikle de bir televizyon belgeselinden sonra, aya gidişin uydurma olduğuna inanıyor. JFK, Amerika'nın 60'ların sonunda aya ulaşacağına söz vermişti. Teoriye göre NASA 1967'de bu amaca ulaşmanın imkânsız olduğunu fark etti ve her şeyi uydurdu. Hollywood'un en yetenekli tasarımcıları ve sinematografları tutuldu, Arizona, New Mexico ya da Nevada'da ay ortamı oluşturuldu ve dünyaya yalan söylendi. İnternette Armstrong'un aydaki "küçük bir adım" konuşmasının görüntüye bir mikrofonun girmesiyle kesilen prova çekimlerinin görüntüleri dolaşıyor. Bu çekimin 1965'te, sözde Apollo 11 misyonundan dört yıl önce gerçekleştiği öne sürülüyor.

Tabii ki bunların hiçbirinin kanıtı yok, bize kimseye güvenmememizi söyleyenlere güvenmek durumundayız. Komplocuların en güçlü iddiası bütün bu aya gidiş meselesinin Rus uzay programını geride bırakmak için tasarlandığı. Ama Amerika gerçekten aya gitmemiş olsaydı Rus astronotlar bunu fark eder ve soğuk savaş esnasında sonuna kadar kullanırlardı, değil mi?

Irkçı tavuk kızartması
Mantık ve sinizm paranoyak komplo teorilerinin birçoğunu çökertmekte işe yarayabilir. Ama gerçeğin bazen hayalden daha tuhaf olduğunu da kabul etmek gerek. Örneğin, CIA'in Küba'nın lideri Castro'yu düşürmek için yemeğine zehir koyduğu çok saçma bir komplo teorisi gibi gelebilirdi, eğer Amerikan ajanları bunun gerçek olduğunu itiraf etmeselerdi. Askeri uzmanlar, Northwoods Operasyonu kod adlı bir planın varlığını açık ettiler. Buna göre, 60'lı yıllarda Amerika içinde düzenlenecek terörist saldırıların suçu Küba'nın üzerine atılacak ve bu Küba'yı işgal etmek için bir bahane olarak kullanılacaktı. Devlet gerçekleriyle uydurma hikâyelerin bu kadar kolay birbirine karıştığı bir ortamda, tabii ki HIV virüsünün Amerikalı bilim adamlarının biyolojik silah deneylerinden doğduğuna ya da Kentucky Fried Chicken'ın ırkçı Ku Klux Klan'ın kamuflaj yiyecek zinciri olduğuna inanmak da zor değil. İddialara göre Ku Klux Klan, Kentucky Fried Chicken'ların özel soslarına siyah erkekleri iktidarsız kılacak ve böylece üremelerini önleyecek bir madde katıyormuş!

En tuhaf komplo teorilerini bile birleştiren gerçek aslında haksızlığa karşı bir öfke ve iktidarın acımasızlığına duyulan kızgınlık. Adaletsiz ve bilinmeyenlerle dolu, bireylerin kendi kontrolleri dışında dev güçler tarafından krize sürüklendiği bir evrende dünyanın nasıl işlediğini tam olarak anlatan bir açıklama bulmaya çalışmak çok çekici. Bu amaçla bazıları politikaya, bazıları dine sarılıyor. Bazılarıysa evrenin anahtarını bütün dünyada kötülük yapmak ve adaleti sarsmak tek amaçları olan karanlık güçlere inanmakta buluyor.

Bu inanışın altında yatan duygu, korku. Zaten otoriteyle karşılaştığımızda kendimizi güçsüz hissederiz, öfkeli bir patron ya da bir trafik polisi olabilir bu. Bu korkuyu varlığımızla ilgili hiçbir şeyin kendi kontrolümüz altında olmadığı noktasına taşıdığımız an her şey korku verir: Devlet güçleri, yabancılar, gizlilik...

Modern iletişim sistemleri komplo teorilerinin yayılmasını kolaylaştırmış olsa da komplo teorilerinin orijinleri çağlar öncesine dayanır. İlluminati ve Masonlar gibi organizasyonlar yaklaşık bin yıldır şüphelerin merkezinde yer alıyor. Ama günümüzde Kasım 2000 seçimlerindeki şüpheli zaferi, 11 Eylül'deki tuhaf davranışları, dış politikaları ve Ortadoğu macerasıyla Bush komplo teorilerine yatkın olanların en büyük hedefi halinde.

11 Eylül ve Kennedy
11 Eylül artık JFK'in öldürülmesiyle birlikte insanlık tarihinin en çok tartışılan olaylarından ve bu ikisinin arkasında çok ürkütücü bir soru yatıyor: Amerikan hükümeti gerçekten de kendi ülkesini bu kadar derinden yaralayacak komplolara imza atmış olabilir mi?
Cevabı verilemeyen çok soru var... JFK'yle ilgili örneğin, ateş eden sadece bir kişi idiyse, Kennedy nasıl iki farklı yönden vuruldu? Dealey Plaza o akşamüstü neden Oswald'ın benzerleriyle doluydu?

Cinayetten hemen sonra tutuklanıp salıverilen kişiler neden bilinen mafya ve CIA bağlantılarına benziyordu? Cinayetin birçok tanığı sonra neden gizemli biçimlerde öldü? Komplocular 11 Eylül'ün de Bush yönetiminin işi olduğu görüşünde. Amerika'nın bol petrol kaynağıyla dolu Afganistan ve Irak'a girebilmek adına bir bahane yaratmak için Amerikalı sivillerin toplu ölümünü gerçekleştirdiğini düşünüyorlar. İki olayda bir sürü benzerlik var.

İkisinde de gizli servislerin olay öncesinde yoğun bilgisizliği ve olayların gerçekleştikten sonra kolaycacık çözülmesi gerçeği örneğin. JFK'in katlinden üç saat sonra Oswald'ın tek suçlu olduğuna karar verilmişti bile. Amerikalı yetkililer yine üç saat içinde 11 Eylül'ün mimarını Bin Ladin olarak ilan ettiler. JFK olayında Oswald'ın elinde tüfekle çekilmiş bir resmi, 11 Eylül'de Dünya Ticaret Merkezi'nde teröristlerden birine ait olduğu iddia edilen sapasağlam bir pasaport hemen bulunuverdi. Komplo teorileri dünyasında gerçekle paranoyanın kesiştiği anlar çok ama yine de kimse hiçbir şeyi kesin olarak bilemiyor.
(Radikal İki)
578
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.