Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Gurbette 40 yıl: Almanya'daki Türkler

Gurbette 40 yıl: Almanya'daki Türkler

31 Ekim 1961'de imzalanan Türk İşgücü Anlaşmasına göre Almanya'ya çalışmaya giden Türkler 40 yılı geride bıraktı. Sayıları 3 milyona yaklaşan Türkler, Almanyanın tarih ve gündeminde önemli bir tartışma konusu.

Almanya'da tarihi 40 yıla erişen Türk toplumu, önce alamancı, sonra gurbetçi, misafir işçi, yabancı ve son olarak da hemşehri olarak hem Türkiye'de hem de Almanya'da kimlik arayışını sürdürüyor.

Almanya'ya giden Türk işçilerden kimi hayal kırıklığına uğrarken, kimi umduğundan fazlasını buldu. Almanya'ya 40 yıl önce gelen birinci nesil artık emekli oldu, ancak bu ülkeden kopamadı.

Almanya'ya ilk resmi Türk işgücü göçü, Türkiye ile Almanya arasında 31 Ekim 1961'de, "Türk İşgücü Anlaşması"nın imzalanmasıyla başladı.

2. Dünya Savaşı'nın 1945 yılında sona ermesiyle Batı Avrupa ülkeleri hızlı bir kalkınma sürecine girerken, işgücü ihtiyaçlarını, daha ucuz olan yabancı işçi çalıştırarak karşılama yoluna gitti.

Almanya da ülkede çığ gibi büyüyen işçi açığını gidermek için 1955 yılından itibaren İtalya, Yunanistan ve Portekiz gibi Akdeniz ülkelerinden işçi almaya başladı.

31 Ekim 1961'de de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Devleti arasında ''Türk İşgücü Anlaşması'' imzalandı ve böylece ilk resmi Türk işgücü göçü başladı.

Türkiye'de "Alamancı", Almanya'daki Türkler arasında "gurbetçi", Almanlar tarafından önce "Gastarbeiter" (misafir işçi), daha sonra "Auslaender" (yabancı) ve şu anda da "Mitbürger" (hemşehri) denilen Türk işçilerin ilk kafilesi, 1961 yılında Almanya'ya geldi. İşçilerin yüzde 60'ı gibi önemli bölümü kalifiye elemandı.

Dişlerine kadar kontrol edildiler

Almanya, İstanbul'un Tophane semtinde bir irtibat bürosu kurdu. Almanya'ya gelmek isteyen insanlar bu büroya müracaatta bulunuyor, ardından memleketlerine geri dönüp, bürodan gelecek "Almanya kağıdını" bekliyorlardı. Mektubu alan İrtibat Bürosu'na koşuyor ve Almanya'ya gidiş çilesi başlıyordu.

Aralarında belki de hiç doktora gitmemiş kişilerin de bulunduğu işçiler, Alman doktorlar tarafından sıkı bir sağlık kontrolünden geçiriliyordu. İşçiler, dişlerine kadar kontrol ediliyorlardı.

Sağlam olanlar, köylerine kentlerine gidip, Almanya'ya gitmek üzere tahta bavullarını hazırlıyor ve 1-2 yıllığına, 3-5 kuruş biriktirdikten sonra geri dönme düşüncesiyle uzun bir yolculuğa hazırlanıyorlardı.

Yaklaşık üç gün süren yolculuktan sonra Münih garında yeni bir hayata başlanıyor, gardaki camsız odalarda insanlar gidecekleri kentlere göre ayrılıyor ve ellerine tren biletleri ve kumanyaları veriliyordu.

Gittikleri kentlerde çalışacakları firmalarda Türk tercümanlar ve firma yetkilileri tarafından karşılanan işçiler önce, "Heim" adı verilen kalacakları yurtlara yerleştiriliyordu. Bunların çoğu, 2, 4, 6 kişinin kalabileceği odalar, müşterek tuvalet banyo ve mutfağı olan barakalar, bekarların kaldığı yurtlardı.

Eşlerini Almanya'ya getirten Türkler, Heim hayatından kurtuluyordu. Kimi tek odalı bir ev bulup taşınıyor, kimi de aile yurtlarına taşınıyordu.

Almanya'daki yabancı işçilerin sayısı 1973 yılına kadar sürekli arttı. İşçi sayısının yanı sıra eş ve çocuklardan oluşan yabancı sayısında da artış oldu.

Ülkede 1973 yılında yabancı işçi sayısı 2.6 milyona ulaşırken, aileleri ile birlikte yabancı sayısı da 4 milyona yükseldi. Türk işçilerinin sayısı ise 600 bin aile üyesi ile 900 bine ulaştı.

Kriz Türkleri de vurdu

Dünyadaki petrol krizinden Almanya da büyük ölçüde etkilendi. Federal hükümet, 1974 yılında, "Anwerbestopp" olarak adlandırılan yabancı işçi alımını durdurdu. Sadece Avrupa Topluluğu ülkeleri vatandaşları işçi olarak alınmaya başlandı.

Böylece Alman istihdam sektörü, topluluk üyesi ülke vatandaşı olmayanlara kapısını kapadı. "Yabancılar sorunu", 1973'ten sonra daha hararetle tartışılmaya devam etti.

Bonn hükümeti, 1978 yılı Aralık ayında federal hükümetin Yabancılar Danışmanlığını oluşturdu. Başkanlığına, Kuzey Ren Vestfalya eyaletinin Alman Sosyal Demokrat Partili (SPD) eski Başbakanı Heinz Kühn getirildi.

Kühn, 80'li yılların başında yine SPD ile yönetilen Schmidt hükümetinin talepleri doğrultusunda yabancı işçiler ve aile bireylerini de kapsayan, daha sonra Kühn-Memorandumu diye anılacak bir memorandum hazırlayacaktı.

Söz konusu memorandumda, özellikle Türklerin ve çocuklarının okul öncesi ve sonrası eğitimi ile mesleki eğitimine ağırlık verildi.

İşçi şirketleri

Almanya'daki Türk işçiler kendi ekonomik durumlarını düzeltmeye çalışırken, bir yandan da Türkiye ekonomisine katkıda bulunmayı amaçlıyorlardı. Bu nedenle de 1970'li yıllarda işçi şirketleri furyası başladı.

İlk olarak 2200 ortaklı Türksan kuruldu. Ardından da şirketler mantar gibi çoğalmaya başladı. Herkes kendi yöresine bir yatırım yapmak istiyordu.

Vatandaşların bu çabaları suiistimal edildi. irketler kuruldu, paralar toplandı ama sonu hüsranla bitti. 290'ın üzerinde işçi şirketi kurulduğu halde, bunlardan ancak parmakla sayılacak kadarı faaliyete geçti.

İşçi şirketlerinden sonra yatırımlar, Türk bankalarına ve inşaatlara yapılmaya başlandı.

İşçi Türkler patron oldu

Almanya'da vatan hasreti çeken Türk işçileri, Türk yemeklerini, müziğini özlüyorlar, izin için Türkiye'ye gittiklerinde beraberlerinde çuvallarla nohut, fasulye, bulgur ve sebze getiriyorlardı.

Türkler kendileri bir işyeri açamıyordu. 1960'lı yılların sonlarına doğru bir Alman vatandaşına ücret karşılığında iş müsaadesi aldırıp, kasap, bakkal, restoran, "export" adını verdikleri elektronik eşya mağazaları açmaya başladı.

Türk dükkanlarının yer almaya başladığı Köln'ün Weidengasse caddesi, Berlin'in Kreuzberg ilçesi, "Küçük İstanbul" olarak adlandırılmaya başlandı. Bu dükkanlardan, Türklerin yanı sıra Almanlarda alışveriş yapıyorlardı.

Müzik kasetlerinin piyasaya çıkmasıyla Almanya'da da kaset furyası başladı. Yılmaz Asöcal, Minareci, Uzelli, kaset dünyasında Türk sanatçılarının eserlerini Almanya'ya taşıyan isimler oldu.

Bu arada, "Köln Bülbülü" olarak adlandırılan Yüksel Özkasap, gurbet türküleri ile Türkler arasında büyük ilgi gördü.

Ardından video geldi. Birçok evde video salgını başladı. Başlangıçta 120 marka satılan video kasetlerin fiyatı zamanla 1 marka kadar düştü.

Atölyeden fabrikaya

Köln'deki Ford fabrikasına İzmir'den işçi olarak gelen Burhan Öngören, evinde Türk usulü sucuk yapmaya başladı. Bunu fabrikadaki Türk arkadaşlarına çanta içerisinde sattı.

Daha sonra bir depoda küçük bir imalathane ve ardından şimdi bütün dünyaya tonlarca satış yapan, sucuk, salam ve sosisten oluşan modern bir et ürünleri fabrikası oluşturdu.

Almanya'ya öğrenci olarak gelen ve 1968 gençlik olaylarına da karışan Vural Öger, küçük çapta başladığı uçak bileti satışıyla bugün ülkenin en büyük turizm şirketi olan Öger Tours'u kurdu.

İki Almanya'nın birleşmesinden sonra eski Doğu Almanya'daki şirketler satışa çıkartıldı. Bu satışlar sırasında Ünyeli Şenol Yeğin adlı Türk işadamı Türkiye'den Almanya'ya gelerek, Almanya'nın Çek Cumhuriyeti ve Polonya ile olan sınır kentindeki Seifhennersdorff adlı küçük kasabada bulunan ve kapanmanın eşiğinde olan paraşüt ve askeri giyecek imalatı yapan firmayı satın aldı. Yeğin, yaptığı yatırımlarla bu kasabanın ekonomisine ve istihdamına büyük katkı sağladı.

Türk girişimciler, 1980'li yıllarda çok hızlı gelişme kaydetmeye başladı. 1999 itibariyle Almanya'daki Türk işletmelerinin sayısı 55 bin oldu. Bu işletmelerde yaklaşık 300 bin kişi çalışıyor, ciroları da 50.3 milyar markı buluyor.

Avrupa Türk İşadamları ve Sanayicileri Derneği'nin (ATİAD) yaptırdığı bir araştırmaya göre, bugün 55 bin olan Türk girişimcilerinin sayısı 2010 yılında 100 bini bulacak. İşçi sayıları da 650 bine yükselecek. Ciroları da 165 ila 218 milyar mark arasında olacak.

Türklere vize

Alman hükümeti, Türkiye'den Almanya'ya akın eden "ekonomik sığınmacılar" nedeniyle Ekim 1980'de tek taraflı olarak Türk vatandaşlarına vize uygulaması başlattı.

Bununla da yetinmeyen Alman hükümeti, 1981 yılı Aralık ayında yeni kısıtlamalar getirdi. Bunların başında, yeni evlenen gençlerin eşlerini ancak üç yıl sonra yanlarına alabilme zorunluluğu geldi. Bunun yanı sıra yabancıların çocuklarını yanlarına getirebilme yaşı da 18'den 16'ya düşürüldü.

Geri dönüşe teşvik

Almanya, Türk vatandaşlarına tek taraflı vize uygulaması, eş ve çocuklara koyduğu kısıtlamalarla kalmayarak Türklerin sayısını azaltmak ve geri dönüşü teşvik etmek amacıyla 1984 yılında "Geri Dönüşe Teşvik Yasası" çıkarttı. Bu yasayla tahminen 290 bin dolayında Türk vatandaşı Türkiye'ye döndü.

Bu yasa çerçevesinde ülkelerine dönen Türk vatandaşlarına 10 bin 500 mark, çocuk başına da 1500 mark verildi. Bu yasadan yararlananlar Almanya'da bütün ilişkilerini kesip, Türkiye'ye kesin dönüş yaptı.

Bu kişiler sigorta kurumlarına ödedikleri işçi payı sigorta primlerini peşin alırken, işveren payını almayıp Almanya'da emekli olma şansıyla birlikte yeniden Almanya'ya dönüş haklarını kaybetti.

Almanya'da terör

Türkiye'de 1970 yıllarında karşıt görüşlü gruplar arasında yaşanan çatışmalar zamanla Almanya'daki Türklere de yansıdı. Gruplar teşkilatlanmaya başladı. Dernekler kuruldu.

12 Eylül'den sonra Türkiye'den kaçanlar Almanya'da toplanmaya başladı. Böylece kutuplaşmalar daha da yoğunlaştı.

Almanya'nın Köln kentine gelen ve "kara ses" olarak bilinen Cemalettin Kaplan, "İslami Cemiyet ve Cemaatler Birliği" adını verdiği dernek ile "hilafet devleti" kurarak, Türkiye'ye karşı çalışmalar yaptı.

PKK da Almanya'da teşkilatlanmaya başladı. Alman hükümeti bu örgütün faaliyetlerine yıllarca göz yumdu, 90'lı yıllarda çeşitli Türk kuruluşlarına ve işyerlerine saldırılar düzenleyen örgüt,1993 yılında yasaklandı, buna rağmen istediği gibi toplantı ve yürüyüşler yaptı, haraç topladı ve örgütten ayrılanları öldürdü.

Geri dönüşe teşvik

Almanya, Türk vatandaşlarına tek taraflı vize uygulaması, eş ve çocuklara koyduğu kısıtlamalarla kalmayarak Türklerin sayısını azaltmak ve geri dönüşü teşvik etmek amacıyla 1984 yılında "Geri Dönüşe Teşvik Yasası" çıkarttı. Bu yasayla tahminen 290 bin dolayında Türk vatandaşı Türkiye'ye döndü.

Bu yasa çerçevesinde ülkelerine dönen Türk vatandaşlarına 10 bin 500 mark, çocuk başına da 1500 mark verildi. Bu yasadan yararlananlar Almanya'da bütün ilişkilerini kesip, Türkiye'ye kesin dönüş yaptı.

Bu kişiler sigorta kurumlarına ödedikleri işçi payı sigorta primlerini peşin alırken, işveren payını almayıp Almanya'da emekli olma şansıyla birlikte yeniden Almanya'ya dönüş haklarını kaybetti.

Yabancı düşmanlığı

Almanya'da yabancı düşmanlığı 80'lı yılların ortalarına doğru başladı. Aşırı sağcı üç ırkçı Alman genci, Mölln kentinde Arslan ailesinin evini gece kundaklayarak üç kişinin ölümüne neden oldu. Hamburg'ta yapılan cenaze törenine, dönemin Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel de katıldı.

1993 yılında Solingen'de Genç ailesinin evi ırkçı Alman gençleri tarafından kundaklandı ve beş kişi öldü. Köln'de yapılan cenaze törenine, dönemin Alman Cumhurbaşkanı Richard von Weizsaecker, Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel ve çok sayıda bakan katıldı.

Genç ailesinin fertlerinin cenazeleri özel bir uçakla Türkiye'ye gönderildi. Dışişleri Bakanı Kinkel de Türkiye'deki cenaze töreninde hazır bulundu.

Eylemler bunlarla kalmadı. Almanya'nın çeşitli kentlerinde Türklerin evleri ve dernekleri kundaklandı.

Uyum

Alman Hıristiyan Demokrat Birlik ve kardeş partisi Alman Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi, 40 yıl geçmesine rağmen bugün bile Türklerin halen uyum gösteremediğini ve de uyum istemediğini öne sürüyor. Bu yöndeki açıklamalar, Türklerin Alman toplumuna uyumunu olumsuz etkilemekte.

Genç yabancıların Alman toplumuna uyumları için anahtar çözüm eğitimdir. Uyum konusunda Türk ve Alman tarafların üzerinde durmaya devam etmeleri gereken hususlar şu şekilde özetlenebilir:

- Almanya'nın kendisini göçmen ülkesi olarak görmediği sürece, Alman okullarında yabancı öğrencilere çok kültürlü eğitim verilmesi amaçlanması gerektiği, böylece çocukların ülkelerine geri dönmeleri durumunda da büyük bir sorun yaşamadan intibaklarının mümkün olabileceği vurgulanmakta.

- Uyum politikasındaki başarı genellikle okul başarısıyla, başka ifadeyle mesleki beceri kazandırılmasıyla bağlantılı olup, yabancı ebeveynlerin memleketlerinde yaşayan çocuklarını mümkün olduğu kadar okul yaşından önce Almanya'ya getirip, burada okula göndermelerini bilinçli şekilde teşvik etmeleri gerekmekte.

2.5 milyondan fazla Türk

Almanya'daki yabancılar arasında en büyük nüfusu Türk vatandaşları oluşturuyor. Almanya'da Türklerin sayısı 1961'de 6700 iken, bugün 2.5 milyonun üzerine çıktı.

Almanya'da 31 Aralık 1998 itibariyle toplam 7 milyon 319 bin 593 yabancıdan 2 milyon 110 bin 223'ü Türk. 31 Aralık 1999 rakamlarına göre ise 7 milyon 343 bin 591 yabancının 2 milyon 53 bin 564'ü Türk vatandaşı.

30 Haziran 1999 itibariyle çalışan 2 milyon 33 bin 590 yabancının 570 bin 648'ini Türkler oluşturuyor. Türklerin çoğunlukla Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti'nde çalışırken (184 bin 609), bu eyaleti Mercedes firması ve önemli sanayi kuruluşlarının bulunduğu güney Almanya'nın Baden-Württemberg Eyaleti (113 bin 024) izliyor.

Almanya'da 31 Aralık 1999 tarihi itibariyle sayıları 675 bin 681 olan yabancı işsizin 172 bin 500'ünü Türkler oluşturuyor.

Türkler arasında işsizlik oranının en yüksek olduğu eyaletler Kuzey Ren Vestfalya (61 bin 653), Baden-Württemberg (22 bin 566) ve Berlin/Brandenburg'dur (20 bin 767).

Eğitim

Almanya'daki Türk gençlerinin çoğunluğu eğitimlerini yarım bırakıyor. Bu da gençlerin iş bulmalarını güçleştiriyor.

1997-1998 öğretim yılı itibariyle anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, engelliler okulu, kolejler ve meslek okullarına devam eden toplam 1 milyon 238 bin 848 yabancı öğrencinin 491 bin 484'ünü Türk öğrenciler oluşturmaktadır.

Türk dili ve kültürü sınıflarına devam eden çocukların sayısı ise 1997-1998 öğretim yılı itibariyle 186 bin 291'dir. Aynı öğretim yılında meslek eğitimi gören Türk öğrenci sayısı ise 97 bin 190 iken, yabancı öğrenci sayısı ise 232 bin 141 olarak bildirilmiştir.

Yine aynı öğretim yılında çıraklık eğitimi gören Türk öğrencilerin sayısı 44 bin 662 iken, yabancı öğrencilerin sayısı 110 bin 165'di. 1997-1998 öğretim yılında yüksek öğrenime devam eden Türk öğrenci sayısı 23 bin 31 olarak belirlenmiştir.

Bunda önceki yıllara nazaran Alman okullarına devam eden (okul türü ne olursa olsun) Türk öğrencilerin sayısında genel bir artışın olduğu görülmektedir.

Kalifiye işgücü

Almanya'da kalifiye işgücüne ihtiyaç giderek artarken, niteliksiz elemanların iş bulma şansları gittikçe azalmakta.

Türklerin arasında işsizlik oranının yüksek oluşunun başlıca nedenleri arasında, mesleki eğitimlerinin olmayışı gösterilmektedir. Sigortalı çalışan Türklerin hemen hemen yarısının bir mesleki eğitime sahip olmadıkları görülmektedir.

Federal Çalışma Kurumu İstihdam Piyasası ve Meslek Araştırma Enstitüsü'nün yaptığı araştırmaya göre, 7 milyon olan basit işlerde çalışan (niteliksiz işlerde) sayısında 2010 yılına kadar 4 milyon azalma olacağı, ihtiyaç duyulacak nitelikli eleman sayısının 3 milyon olacağı tahmin edilmekte.

Bu gelişmeler karşısında gençlerin iş bulmaları büyük ölçüde mesleki eğitim görmelerine bağlı olacak. Bu nedenle Türk gençlerinin bulundukları ülkelerdeki çalışma dairelerine başvurup, mesleki eğitim olanaklarından en iyi şekilde yararlanmaları gerekiyor.

Özellikle iki Almanya'nın birleşmesiyle Alman nüfusunun birden 20 milyon artması, bu ülkede 40 yıldır yaşayan Türkleri olumsuz etkiledi, iş bulma şansları azaldı.

Almanya genelinde işsizlik oranı 1998 yılı itibariyle yüzde 11 dolayındayken, bu oran Türkler arasında yüzde 25.

Ruhr havzasında maden ocakları gibi bazı iş kollarında Türkler arasındaki işsizlik oranı yüzde 40'a kadar yükselmiştir. Diğer taraftan, işsiz Türk gençleri arasındaki suç işleme oranı 4-5 yıl öncesine göre 2 katına çıktı.

Göç ülkesi tartışması

Almanya'da yayımlanan Aachener Zeitungadlı yerel gazete, Türk işgücü göçünün 40. yılına ilişkin yorumunda, "göç ülkesi olmadıkları hayaline kapıldıkları için uyumun yıllarca ihmal edildiğini" belirtti.

Gazetenin yorumunda, Almanlar ile Türkler arasındaki ilişkilerin, bazen gösterildiği kadar dramatik olmadığı görüşüne yer verildi ve Almanya'da bulunan yaklaşık 60 bin Türk işadamının açtıkları işyerlerine ve ödedikleri vergilere dikkat çekildi.

Türk işverenleriyle ilgili rakamları kabullenebilenlerin, "yabancılarla ilgili bazı önyargıların ne kadar yalan olduğunu anlayacakları" kaydedilen yorumda, "Ancak, birlikte gidermemiz gereken eksikliklerin bulunduğunu da yadsımamamız gerekir. Bu eksiklikler, yabancıların yetersiz Almanca bilmeleri, İslam dersinin okul gündemine alınmamış olması ve çok sayıda eğitimsiz Türk gencinin bulunması" denildi.

Uyumun yıllarca ihkam edildiği belirtilen yorumda, "Uyum zorlu bir çabadır. Göç ülkesi olmadığımız hayaline kapıldığımız için uyum yıllarca ihmal edildi" görüşüne yer verildi.
1788
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.