Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Güney yüzünden 2 Prof. mahkemelik

Güney yüzünden 2 Prof. mahkemelik

Türk sinemasının ünlü yönetmen ve oyuncusu Yılmaz Güney'in mide rahatsızlığı nedeniyle yatırıldığı İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde "siyasi görüşü yüzünden tedavi edilmediği" iddiası, ölümünden 22 yıl sonra 2 profesörü mahkemelik etti.

Mahkemelik olay, Yılmaz Güney'in 22 yıl önce tutuklu bulunduğu Sağmalcılar (Yeni adıyla Bayrampaşa) Cezaevi'nde mide rahatsızlığı geçirip Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılmasıyla başladı. Güney'in daha sonra hayatını kaybetmesine neden olan mide kanserine yenilişini aradan geçen süreye rağmen unutmayan Prof. Dr. Üstün Korugan, o dönem aynı klinikte görev yaptığı meslektaşı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık'ın kendisine, "Böyle azılı bir koministi kliniğimize nasıl alırsın. Burayı da karıştıracak" diyerek aktörün tedavisini engellediğini bir röportajda anlattı. 2 yıl önceki röportajda ifade edilen sözleri Güney için kullanmadığını öne süren Prof. Bağrıaçık ise, asılsız beyanlarla kişilik haklarına saldırıldırdığını öne sürüp meslektaşı aleyhine 10 milyar liralık tazminat davası açtı.

TANIKLAR DİNLENMEDİ
İstanbul 4'üncü Asliye Hukuk Mahkemesi, geçtiğimiz yıl Prof. Korugan'ı Bağrıaçık'a 1 milyar lira tazminat ş'demeye mahkum etti. Yargıtay, tanıklar dinlenmeden verildiği gerekçesiyle kararı bozdu. Önceki gün yeniden görülmesine başlanan davanın duruşmasına davacı Prof. Bağrıaçık, vekili Kezban Hatemi ile birlikte katıldı. Duruşmada, Güney'i o yıllarda cezaevinde sık sık ziyaret eden aktör Tarık Akan, Prof. Dr. Alaaddin Akçasu, o gün görev yapan servis hemşiresi Reyhan Bulgurcuoğlu ve laboratuar görevlisi Şükran Can tanık olarak dinlendi.

TARIK AKAN DOĞRULADI
Yılmaz Güney'in yönettiği ve uluslararası ödüller alan fimlerinde rol alan Tarık Akan, Güney'i 1975 yılından Fransa'ya gittiği 1981 yılına kadar kaldığı cezaevlerinde her hafta ziyaret eden en yakın arkadaşı olduğunu belirterek şunları söyledi:

"Yılmaz Güney, tanıdığımdan beri devamlı mide ağrıları çekiyordu. Ben kendisine Avrupa'dan mide ilaçları getirirdim. Yılmaz'a 'Seni tedavi ettirelim, ameliyat ol' dediğimde, bana tedavi için Cerrahpaşa'ya gittiğini, ancak kendisini 'komünist' diyerek hastaneden attıklarını bu yüzden güvenip yeniden hastaneye gidemeyeceğini, öldürülmekten korktuğunu söyledi. Yılmaz'a gittiği Paris'te mide kanseri teşhisi kondu ve yıllarca bu hastalık yüzünden kemoterapi gördü. Sonunda vefat etti."

Tanık Prof. Alaaddin Akçasu ise, "Doktor arkadaşlar arasında böyle bir tartışma olduğunu duydum. Hipokrat yeminine göre bütün hastalara ayrım yapmadan bakma zorunluluğumuzun olduğunu hatırlattım. Tartışma sırasında orada değildim" dedi. Olayı doğrulayan bir başka isim hemşire Reyhan Bulgurcuoğlu ise o tarihte Diyabet ve Metabolizma Servisi'nde hemşire olarak çalıştığını belirterek şunları söyledi:

NAZİF HOCA BAĞIRIYORDU
"Yılmaz Güney ilk önce sabah polikliniğe geldi. Muayenesi Üstün Korugan tarafından yapıldı. Korugan hocanın talimatı üzerine Güney'e özel bir oda hazırlanıyordu. Güney odada yatarken, jndarmalar kapısında bekliyordu. Derken Nazif Hoca geldi.'Bir komünist yüzünden servisin düzeni bozuluyor' diye bağırdı. Bu sırada tartışma olmadı, ancak sonradan duyduğuma göre yukarıda hocalar tartışmış. Akşam geç saatlerde 2 subay geldi ve Güney'i götürdüler. Biz hastaneye değil, insan sağlığına hizmet veriyoruz."

Laboratuar görevlisi Şükran Can da tartışmaları duyduğunu belirterek, "Nazif hocanın sesi çok yüksek çıkıyordu. Ben 'yatırılamaz' şeklindeki sözleri duydum. Sonradan yatırılamaz dediği kişinin Yılmaz Güney olduğunu öğrendim. Yılmaz Güney'e hiçbir teşhis konulamadan ve tahlil yapılmadan hastaneden çıkarıldı" dedi.

Duruşmada davacı Bağrıaçık'ın vekili Kezban Hatemi söz alarak tanık ifadelerine karşı çıktı ve Güney'in hastaneden ayrılışına müvekkilinin neden olmadığını öne sürdü.
(Hürriyetim)
487
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.