Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Evlenmek değil, evlenebilmek istiyoruz

Evlenmek değil, evlenebilmek istiyoruz

Lambda İstanbul Eşcinsel Sivil Toplum Girişimi sözcüleri Ceylan ve Dinç: "Kanundaki değişiklikler iş ve okul hayatı için çok önemli."

Ahmet Tulgar
Milliyet Pazar


Şu sıralar TBMM'de, demokratikleşme sürecinin bir ayağı olarak hararetle tartışılan bir konu da Türk Ceza Kanunu'nda yapılacak değişiklikler. Ve bu değişikliklerden gündelik hayatımızı en fazla etkileyecek olanı da herhalde "ayrımcılık suçlarını" düzenleyen maddede yapılanlar olacak.

Otoriteryan bir toplumun fertleri olarak çoğumuz bu topraklarda ayrımcılıkla karşılaşmışızdır. Din, dil, etnik ya da cinsiyet farklılıkları nedeniyle.

Toplumun en küçük birimlerine kadar sızmış olduğu için, ayrımcılık günümüz dünyasında hukukçuların ve adalet sisteminin üzerinde en fazla hassasiyet ve dikkatle durduğu suç alanı olmuş durumda.

Bizler de bir süreliğine TCK'daki bu değişiklik çalışmalarına, sonrasında da yasaların bu yeni hallerinin uygulamaya yansımasına, yansıtılması işine dikkat kesilirsek iyi ederiz.

Beyoğlu'nun bir arka sokağında, eski bir binada toplanan bir grup genç bu dikkat kesilenlerden işte. Lambda İstanbul Eşcinsel Sivil Toplum Girişimi'ni oluşturuyor bu gençler. Yaklaşık 10 yıldır Türkiye eşcinsellerinin özgürlüğü için mücadele eden bu grubun başka eşcinsel gruplarıyla koordineli olarak sürdürdüğü çalışmaların sonucunda TCK'nın ayrımcılık suçlarını düzenleyen 170. maddesine "cinsel yönelim" ifadesi eklendi. Yani TBMM Adalet Alt Komisyonu'nda bu haliyle kabul edilen madde yasalaşırsa artık bundan sonra bir T.C. vatandaşına cinsel yönelimi nedeniyle ayrımcılık uygulamak cezaya tabi olacak.

Lambda İstanbul eylemcileri, avukat Devrim Dinç, sinema televizyon öğrencisi Serdar Soydan ve bilgisayar mühendisi Öner Ceylan'ı hazır bulmuşken, eşcinsel evliliği gibi daha renkli, eşcinsel cinayetleri gibi daha acı konuları da konuştuk.

TCK'nın ayrımcılıkla ilgili maddesine "cinsel yönelim" ifadesinin eklenmesi için ne zaman devreye girdiniz, ne gibi çalışmalar yaptınız?
Serdar Soydan: hareketi TCK'ya ilişkin bir taslak metin hazırlamıştı. Bu metin kadınlara yönelik bütün suçları kapsıyordu. Töre cinayetleri, aile içi şiddet gibi. Ve bu metinde cinsel yönelim nedeniyle uygulanan ayrımcılık da yer almıştı. Biz de, Lambda İstanbul olarak eşcinsellerin sesini duyurmak için devreye girdik. Bir açıklama metni hazırladık ve bunu TBMM Adalet Komisyonu üyelerine ocak ayının ikinci haftasında faksladık. Daha sonra da bunu bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurduk. Bir-iki hafta içinde çok sevindirici bir gelişme oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Kürsüsü Öğretim Üyesi Adem Sözüer, kendisinin de yer aldığı Adalet Alt Komisyonu'nun diğer üyelerine kendi mesleki deneyimlerini aktarmış ve TCK'nın ayrımcılık suçunu düzenleyen taslak maddesine "cinsel yönelim" ibaresinin eklenmesini sağlamış.

Bu ibarenin ceza kanununa girmesi eşcinsellere yönelik ayrımcılığı ortadan kaldırmaya yetecek mi?
Devrim Dinç: Bu yasa çıkarsa bireysel özgürlüklerin AB normlarına yaklaşması açısından önemli bir gelişme olacaktır. Ama eğer Medeni Kanun'da da gerekli değişiklikler yapılmazsa bu değişiklik çok da etkili olmaz.

"Özellikle liselerde eşcinsel öğrenciler okuldan atılabiliyor"
Adem Sözüer, "cinsel yönelim" ibaresini ekleme konusunda komisyon üyelerini iknada zorlanmış mı?
Öner Ceylan: Adem Sözüer bir olay anlatmış. Olay şu: Bir grup eşcinsel bir lahmacuncuya giriyor. Ancak dükkanda "Biz eşcinsellere servis yapmıyoruz" deniyor. Sözüer bu olayı anlatınca tartışmasız kabul ediliyor değişiklik. Ama Alt Komisyon'dan 20 kişilik Adalet Komisyonu'na gidecek bu taslak metin. O komisyon sadece milletvekillerinden oluşuyor.

Pratik sonuçları ne olacak bu değişikliğin?
Ö.C.: İşe alınma, işten atılma konularında çok etkili olacak. Sonra okul hayatı açısından önemli. Çünkü özellikle liselerde eşcinsel öğrenciler okuldan atılabiliyor. Mesela heteroseksüel bir lise öğrencisi sevgilisine bir mektup yazsa okuldan atılmaz. Ama bir kız öğrenci bir başka kıza aşk mektubu yazarsa, veliyi arayıp "Kızınızı alın okuldan" deniyor. Biraz İzmir'deki Y.O. olayına benziyor bu. Sonra üniversite yurtlarından da atılıyor bazen eşcinsel öğrenciler.
D.D.: Aslında kanunlarda eşcinsellik bir suç sayılmıyor. Ama "genel ahlaka aykırılık", "toplum sağlığına zarar" gibi gerekçelerle mesela lezbiyen bir anneye çocuğunun velayeti verilmiyor. Bu "genel ahlak" kavramını açmak lazım. 80 sonrası yapılan yasalar hep böyle. Haklar veriliyor ama bunlar sonra bazı genel laflarla geri alınıyor. Mesela iki eşcinsel erkeğin sokakta el ele tutuşması genel ahlaka aykırı bir davranış mı? "Cinsel yönelim" ibaresinin TCK'ya eklenmesiyle "genel ahlaka aykırılık" gerekçesiyle alınan birçok mahkeme kararına karşı bir koruma sağlanacak.

Peki, uygulamaya yansıması kolay olacak mı maddenin bu halinin?
D.D.: Aslında bu "cinsel yönelim" ibaresinin Anayasa'ya da girmesi gerekiyor. Anayasa'ya girerse, Medeni Kanun'a da yansır. O zaman da heteroseksüellere evlilik izni veriliyorsa, eşcinsellere de evlilik izni vermek gerekir.
S.S.: Uygulamaya yansıması insanların sahip çıkmasıyla olacak. Şu anda birçok eşcinsel gizliyor cinsel kimliğini. Onlar büyük olasılıkla bu yasa çıksa bile ayrımcılığa uğradıklarında mahkemeye gitmeyecekler.
D.D.: Bize bir dava geldi. Bir adam eşcinsel olduğu için işten atılıyor. Yargıtay, İş Mahkemesi'nin kararını bozuyor ve "Bu, adamın özel hayatıdır, işindeki verimliliği düşürmediği sürece işten atma gerekçesi olamaz" diyor. Ama Türkiye'de özel alanla kamu alanı arasındaki ayrım pek net olmadığı için tersi kararlar da alınabiliyor sıklıkla.
S.S.: Biz işte bu yüzden Anayasa'nın meşhur "Herkes din, ırk, cinsiyet vs. gözetmeksizin eşittir" diyen 10'uncu maddesine de "cinsel yönelim" ibaresinin eklenmesini istiyoruz. O zaman heteroseksüellerin kamu alanında yapabildiği her şeyi eşcinseller de yapabilecek.

Ama Anayasa'ya "cinsel yönelim" ibaresini eklemek, eşcinselliği erkeklik ve kadınlık durumunun dışında bir cinsel durum olarak kabul etmek anlamına gelmez mi? Oysa erkek eşcinselliği bir erkeklik durumu, kadın eşcinselliği de bir kadınlık durumudur. Bu kabulden yola çıkarak eşcinseller için Medeni Kanun'da eşit haklar istenemez mi? Heteroseksüel bir erkek veya kadının sahip olduğu hakları homoseksüel erkek ve kadınlar için de talep etmek...
S.S.: Ama bu şunun gibi: Anayasa karşısında etnik köken gözetilmeksizin bir Kürt, bir Türk ile eşit ise bir heteroseksüelle homoseksüel de cinsel yönelim farkı gözetilmeksizin eşit olabilmeli.

Bence işte heteroseksüel ile homoseksüelin ayrımı Kürt ile Türkün ayrımı gibi değil de, daha çok bir Zaza ile Kırmanç, Laz ile Türkmen arasındaki ayrımlar gibi. Yani erkek ya da kadın üst kimliğinin altındaki ikincil ayrımlar. Anayasa'da bir erkek ya da kadın tanımı yapılıyor mu?
D.D.: Hayır ama başka kanunlarda, mesela Medeni Kanun'da erkeğin konumu bellidir, kadının konumu bellidir. "Kadın ile erkek evlenebilir" deniyor mesela Medeni Kanun'da.

"22 bıçak darbesiyle işlenen cinayette bile ceza indirimi uygulanıyor"
Eğer bir eşcinsel gasp amaçlı öldürülürse, katil kendisinin maktul tarafından tahrik edildiğini, eşcinsel ilişki teklif edildiğini söyleyerek ceza indirimi talebinde bulunuyor. "Cinsel yönelim" ifadesinin TCK'ya girmesi bu durumu değiştirir mi?
D.D.: Bu TCK'nın 31'inci maddesinden kaynaklanan bir durum ve bundan da en çok kadınlar ve eşcinseller zarar görüyor. Bu maddeye göre eğer ortada bir tahrik unsuru bulunuyorsa, ceza ağırlaştırılmış müebbetten 15 seneye iniyor. 22 bıçak darbesiyle işlenmiş bir cinayet bile kasıtlı değil de tahrik altında işlenmiş bir suçmuş gibi değerlendirilebiliyor. Bu değişmeli.

"Almanya'da evlenen arkadaşlarımız Koray ve Ulaş'ı buradan kutluyoruz"
Eşcinsel evlilikleri konusunda durum nedir?
D.D.: Medeni Kanun'da bir süre önce değişiklik yapılırken tasarı metinde "eşlerin eşitliği"nden söz ediliyordu. Ancak bazı gazeteler eşcinsellerin de buradan yola çıkarak kendi eşleriyle evlenmeyi talep edebileceklerine dikkat çekti. Sahiden de bu mümkün olabilirdi. Bunun üzerine son anda yasaya "karı koca" lafı eklendi. Ama Türkiye, AB sürecinde zaten eşcinsel evliliğini kabul etmek zorunda. Yeri gelmişken, geçenlerde Almanya'da evlenen arkadaşlarımız Koray ve Ulaş'ı buradan kutlamak istiyorum.

Eşcinsel ilişki kurumsal bir ilişki olmadığı, evlilik gibi bir müessese içine alınmadığı için daha fazla özgürlük vaat eden, sınıflararası geçişkenliğin daha fazla olduğu bir ilişki biçimi ve bu haliyle devrimci. Eşcinseller çoğunlukla ilişkiye girerken sınıfsal denklik gözetmezler çünkü nasılsa bu ilişki kurumsal bir hal almayacaktır. Şimdi neden eşcinseller birden evlilik kurumunu destekler oldular?
Ö.Y.: Biz evlilik kurumunu desteklemiyoruz. Çoğumuz evlenmek istemiyoruz zaten. Ama evlenmek isteyen eşcinsellerin evlenebilmelerini talep ediyoruz.

"Transseksüellik destekleniyor"
Transseksüeller karşı cinsin kimliğini alınca evlenebiliyorlar. Bu eşcinsel toplumda transseksüelizmi özendiren bir şey değil mi?
D.D.: Tabii, gizli de olsa iki eşcinselin evlenebilmesi için tek yol bırakılıyor, o da birinin ameliyatla kadın olması.

Oysa erkek eşcinsellerin çoğu erkekliğini seviyor, değil mi?
Ö.C.: Bu konuda yorum yapmam ben. Çünkü o zaman sanki kadınlık durumu ya da kadınsılık kötü bir şeymiş gibi anlaşılabilir.

Hayır, sevgilileriyle evlenmek için ameliyat olan bazı eşcinseller bu kez de cinsel hayatları sakatlandığı için mutsuz oldular...
Ö.C.: İşte eşcinsel evliliğiyle bu sorun ortadan kalkacak.

Sizce de transseksüeller toplumda diğer eşcinsellerden daha mı kolay kabul ediliyor?
D.D.: Evet, elbette. Çünkü onlar bir anlamda ameliyat olarak heteroseksüel ilişkiyi kabul etmiş, taviz vermiş oluyorlar.
Ahmet Tulgar
Milliyet Pazar
558
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.