Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Derin, güzel ve köpekbalıklarıyla dolu

Derin, güzel ve köpekbalıklarıyla dolu

Filmlere bakılırsa, asap bozan şeylerin favori mekânlarından biri havuzlar. Cinayet, ikiyüzlülük, cinsel rekabet, uğursuz ne ararsanız havuzlarda!

Havuzlar, vakit öldürmeye gidilen küçük zevk gölleridir. Öte yandan sinemada havuz, bir huzur ve sükunet ortamının ardındaki ikiyüzlülük, utanç ve cinayeti temsil eder. Havuzun etrafında toplanmış insanlar da sığ, korkunç ve dibe vurmuş insanlardır. Hidrofobik Hollywood'a hoşgeldiniz.

Sunset Bulvarı havuzda bir cesetle başlar, Great Gatsby aynı şekilde biter. François Ozon'un Havuz'unda, orta yaşlı, bastırılmış bir yazar (Charlotte Rampling) ve hırçın bir genç kadın (Ludivine Sagnier), bir havuz tarafından yönlendirilen bir köy evini paylaşıyorlar. Rampling'in yazar karakteri bir sahnede havuzlardan nefret ettiğini söylüyor. Burada havuz adli memurların kullandıklarına benzer, kaygan bir muşamba tabakayla kaplıdır.

Maksat gösteriş olsun
Houston Tıp Fakültesi Pskiyatri Profesörü, Psikiyatri ve Sinema kitabının yazarı Glen O. Gabbard'dan alıntı yaparsak, bir havuz sahibi olmanın geleneksel amacının gösteriş yapmak olduğunu görürüz. Diğer yandan birçok ebeveyn de, çocuklarının havuzda boğulma ihtimalinden endişe duyar. Eğer havuzunuz varsa, komşularınız hasetinden çatlar. Ayrıca Faustvari pazarlıklar da havuzlarla ilişkilendirilebilir. Bir şekilde hak etmediğiniz bir başarı ve lüksün bedelini ödersiniz.

Philadelphia Üniversite'sinden Dr. Arthur Freeman da, yönetmenlerin, izleyicinin ağırbaşlı bir ortam olarak benimsedikleri havuz etrafında topladıkları karakterlerde ani sıçrama ve oynamalar yapmayı sevdiklerinden dem vuruyor. Hitchcock'un Sapık'la birlikte duş kavramına yeni açılımlar getirmesi gibi, yönetmenler havuzlara da bambaşka anlamlar atfettiler.

Sunset Bulvarı'nın, Hollywood'un havuz kavramına distopyan yaklaşımının orijinal metni olduğu söylenebilir. Bu 1950'ler klasiğinde Willam Holden düşmüş bir senaristi oynar. Holden derin ve nemli mezarında yatarken kendi kendine "Zavallı sersem," diye mırıldanır. Filmin sonunda ise kendine bir havuz yaptıracaktır. Yine havuzda bu sefer sırtüstü yatan Jay Gatsby'nin (Robert Redford) hareketsiz vücudu ise, Gatsby'nin yüksek sosyetedeki arkadaşlarının gamsızlığının telafisi olarak görülür. John Chever'ın klasik hikâyesinden uyarlanan Yüzücü / Swimmer'da, Burt Lancaster'ın canlandırdığı reklam müdürünün klor yüklü yolculuğu, zorlu bir yolculuktan çok Dante'nin zulüm, sadakatsizlik dolu sarhoş yolculuğuna benzer.

Aşk Mevsimi / The Graduate'te, Benjamin Braddock (Dustin Hoffman) dalgıç kostümüyle ailesinden uzak, havuzun dibinde oturuşu, bir boğulmuşluğu temsil eder. Fonda Simon&Garfunkel çalmaktadır: "Hello darkness, my old friend." Gabbard'a göre, Benjamin Braddock plastiğin nimetleri hakkında yine havuz başında bilgilendirilmektedir. Burada plastik bir kültür içinde yaşadığımız ve estetik ameliyatlarla da beraber yüzeysel ve anlamsız hayatlar sürdürdüğümüze dair mesajlar verilmektedir.

İnsanların suyla bir sorunu var
2001 yapımı soygun filmi Sexy Beast / Seksi Hayvan'da, daha en baştan bir uğursuzluk sezersiniz. Film emekli bir hırsızın (Ray Winstone) havuzuna yuvarlanan dev bir kaya parçasıyla başlar ve Winstone'ın geçmişinden cani bir figür olan Ben Kingsley'in cesedinin havuzun dibine gömülmesiyle biter. Gabbard'a göre o kaya havuzu harap ettikten sonra çığ işlevi görüp kötülüğü getirir.

İnsanın huzurunu kaçırıp asap bozan şeyler nedense sık sık havuz kenarında meydana gelir. Harold ve Maude'da Bud Cort'un sahte intiharı, Magnum Force'da Clint Eastwood'un peşinde olduğu zanlının bir havuzbaşı partisi katliamcısı oluşu, A.I / Yapay Zekâ'daki robot oğlanın bir çocuğu boğmasına ramak kalması... Bu insanların suyla bir sorunu var. Bilişsel terapi uzmanı Judith Bell, insanların ayaklarını yere basamadığı için kendilerini suyun içinde kontrolü kaybetmiş, dibe çekiliyor gibi düşündüklerini söylüyor. Havuzlarla ilgili, sürekli bir tedirginlik durumu hakim. İnsanlar mantık olarak bir sorun olmadığını bilse de, içgüdüleri onlara bir tehlike olduğunu fısıldıyor.

1998'in seks-korku filmi Wild Things / Vahşi Şeyler'in afişinde Neve Campbell ve Denise Richards turkuvaz rengi bir bataklıkta birer timsah gibi poz veriyorlar. Filmin yönetmeni John McNaughton, o afişin cinselliğin yüzeyi ve yüzeyin karanlık yüzünü ifade ettiğini belirtiyor.

Yine Gabbard diyor ki, insanların cinselliği algılayışının altında yatanlar, havuzların neden bu kadar korkutucu olduğunu açıklayabilir: "Havuzlarda insanlar vücutlarını teşhir ederler. Ortamda cinsel bir rekabet vardır. İnsanlar bu rekabette kaybetmekten oldukça fazla korkar. Ruhunu şeytana satma, haset, cinsel olarak kendini ifade edememe ve tabii ki boğulma korkusu havuzbaşında birleşir. Kumun Altında filmiyle daha önce okyanus korkusunu işleyen François Ozon da, havuzların insanların fantezilerini yansıtmaya yaradığını düşünüyor. Ozon havuzda neredeyse çıplak olduğumuzu hatırlatarak, bunun kendinizle, vücudunuzla barışık olup olmadığınızı gösterdiğine işaret ediyor. Charlotte Rampling'in karakteri için de 'havuz asla onun ilk hayal ettiği şey değildi' diyor. Aynı şey seyirci için de geçerli tabii."
(Radikal)
416
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.