Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Che'nin hayali ölmez

Che'nin hayali ölmez

Küba devriminin efsanevi ismi Ernesto Che Guevara'nın oğlu Camillo, babasının yolunda: Babamın ve devrim kuşağının birinci hayali farklı bir kuşak yaratmaktı. Ulaşamasak da hayalimiz hâlâ sürüyor.

"Sevgili Hildita, Aleidita, Camillo, Celia ve Ernesto, Bir gün bu mektubu okuyacak olursanız, bu demektir ki ben, artık aranızda değilim. Beni belki de hiç hatırlamayacaksınız ve küçükler tamamen unutmuş olacak. Babanız düşüncelerine göre yaşamış ve inandıklarına kesinlikle sadık kalmış bir insandı. İyi birer devrimci olarak büyüyünüz. Doğaya egemen olan tekniğe egemen olmak için çok çalışın, çok öğrenin. Şunu asla unutmayın ki önemli olan devrimdir ve hiçbiriniz, tek tek ve yalnız, hiçbir değere sahip değilsiniz. Özellikle, dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir insana yapılmış bir haksızlığı içinizde hissedecek kadar duyarlı olunuz. Bu, bir devrimcinin en değerli niteliğidir. Şimdilik bu kadar, çocuklarım; sizleri bir kez daha görebilmeyi umuyorum. Sevgiyle kucaklıyorum. Babanız."

Ernesto Che Guevra, Küba ile tüm resmi bağlarını koparıp, 'Rosinenta'nın sağrılarını baldırlarında hissederek' Kongo'ya doğru yola çıktığında çocuklarına bu mektubu bırakmıştı. Hildita, Che'nin en büyük çocuğuydu ve dört yıl önce 39 yaşındayken yaşama veda etti. Aleidita Havana'da yaşıyor, iyi bir çocuk doktoru. Celia da doktor. Ernesto ise avukat. Che Enstitüsü'nde Alternatif Projeler Koordinatörü olan Camillo ise Jose Marti Küba Dostluk Derneği'nin davetlisi olarak Türkiye'ye geldi. Camillo Guevara, Havana'daki enstitünün bünyesinde Che Guevara hakkında akademik çalışmalar yürütüyor. Che ile ilgili çocuk kitapları, fotoğraf albümleri, belgeseller, sergiler hazırlanmasında görevler yükleniyor. Camillo Guevara ile babasını ve Küba'yı konuştuk.

Bireyciliğin bu denli yaygınlaştığı bir dünyada, 'Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir insana yapılmış bir haksızlığı içinizde hissedecek kadar duyarlı olunuz' öğüdü veren bir babaya sahip olmak nasıl bir duygu?
Dünya nasıl olursa olsun, ben Küba'da bireyselliği öne çıkaran babalar görmüyorum. Önemli olan insanlık değerleri ve toplum için yaptığı işlerde faydalı olması. Biz çocukluk ve gençlik dönemimizde hep bu duygularla yetiştik. Ben de bir babayım ve çocuklarıma eşitlik duygularını ve insanlık değerlerini aşılamaya çalışıyorum. İnsani değerlerin son derece zayıf olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bizim kuşağımız görmeyebilir ama gelecekte umuyorum ki, bu değerler egemen olur.

Che ile ilgili ne anımsıyorsunuz, nasıl anılara sahipsiniz? Birlikte top oynadınız mı, güreştiniz mi?
Babam öldüğünde çok küçüktüm. O günden bu güne anı olarak taşıdıklarımın ne kadarının hayal ne kadarının gerçek olduğunu ayırt edebildiğimi söylersem yalan olur. Babamın çok meşgul olduğunu anımsıyorum. Çocuklarıyla elbette ilgilenirdi ama bu ancak pazar günleri olabilirdi. Çok görmüyordum. Her çocuğun babasıyla oynadığı gibi biz de oynamışızdır ama anımsamam mümkün değil.

Kongo'ya gittiğinde daha üç yaşındaydım. O dönemin devrimcileri çok gençti. Eksikliklerini kısa sürede kapatmak istiyorlardı. Çok fazla çalışmaları belki de bu yüzdendi. Babam da günün 15-16 saatini dışarıda geçirir, Küba'da üstlendiği görevleri yerine getirmeye çalışırdı.

Bizi Küba yetiştirdi
Che, Küba'dan ayrılırken Castro'ya yazdığı ve bir anlamda vasiyet niteliği taşıyan mektubunda, "Çocuklarıma ve eşime maddi hiçbir şey bırakmadım, bundan pişmanlık duymuyorum. Nasıl olsa devlet yaşamları ve eğitimleri için gerekeni verecektir" diyor. Bu istek yerine geldi mi?
Babamın yoldaşları, arkadaşları bize gereken bütün desteği verdi. Bu destekler kişi olarak gelişmemize yardımcı oldu. Küba'da çocukların yetişmesine verilen önemi anlayabilmek için 40 yılı aşkın devrim tarihimizin bilinmesi gerekir.
Küba'nın gelişmesi, çocukların iyi yetişmesinden geçiyor. Yani sadece Che'nin çocukları için değil, bütün Kübalı çocukların eğitimi ve sağlığı için olanaklar dahilinde gereken her şey yapılıyor.

Burada başka bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum. Devrimden bu yana ekonomik ve siyasal anlamda kuşatma altında olan Küba'da kimi zaman olanaklar son derece azalabilir. Böylesi durumlarda da önemli olan eşitlik ilkesinin bozulmamasıdır. Azsa az olan, çoksa çok olan toplumda yaşayanlar arasında paylaşılır.

Che bugün dünyada bir marka gibi. Neredeyse Adidas, Nike gibi. Sanki asıl kimliği gün geçtikçe daha fazla unutuluyor. Bir tişort ya da anahtarlığa dönüştürülmüş Che, sizi rahatsız etmiyor mu?
Che bir adalet savaşçısıydı. Bana göre o, insanlığın biriktirdiği pozitif değerlerin toplamı oldu. Ancak bu değerler, yıllar içinde göz ardı edildi. Che'nin imajını alınır satılır bir nesne haline dönüştürenler, onu tarihten soyutlamak istiyor. Ama kim ne derse desin, Che imajının yükü ağırdır. Çünkü Che sembolünü taşımak, aynı zamanda Che'nin sembolize ettiği pozitif değerlere de yakın olmak demektir. O nedenle Che ticareti, Che'nin tarihle bağını koparmak isteyenler açısından da tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Che Guevara'nın bizlere bıraktığı değerler toplamının tüm çarpıtmalara, tarihsel soyutlama çabalarına direnecek güce sahip olduğuna inanıyorum.

En büyük engel ABD
Che'nin devrim öncesinde yazdığı bir yazıda şöyle bir ifade anımsıyorum: "Gerillanın hayatı hep dağlarda ve kendisi gibi insanlarla birlikte geçiyor. Bir gün iktidarı aldığımızda, gerillanın, geçmiş toplumun kalıntısı olumsuz unsurlar karşısında büyük bir öfkeye kapılarak şiddete yönelmemesi için yüksek adalet duygusuna ihtiyacı var." Küba'da Batista' nın devrilmesinin ardından 'yüksek adalet duygusu' yerleştirilebildi mi?
Devrim öncesi Küba'da açlık, sefalet, uyuşturucu çok yaygındı. Küba'nın ABD' ye olan borcu inanılmaz boyutlardaydı. 100 bin hayat kadını vardı ki, 6 milyonluk Küba nüfusuna göre çok yüksekti. Devrimin ardından uzun bir süre topluma kazandırma projeleri hayata geçirildi. Devrimin, Fidel'in ülkenin başına geçmesiyle olduğunu sananlar yanılıyor. Belli bir politik program ve süreye ihtiyaç duyuluyordu. Sosyal, siyasal ve ekonomik alandaki bu gelişmeler devrimin mesafe alabilmesi için uygun bir ortam yarattı.

Küba kuşatma altında bir ülke olduğu için sürekli krizlerle boğuştu. Kriz dönemleri sosyal ve siyasal açıdan da birçok olumsuzluğun yaşandığı dönemler. Buna rağmen Küba halkı, programları aksatmamaya çalıştı. Babamın ve Küba devrim kuşağının birinci hayali farklı bir kuşak yaratmaktı. Bütün önerilerin merkezinde bu yer alıyordu; yeni bir toplum ve bu toplumu oluşturan farklı, yeni bir insan.

Che Guevara'nın kişiliğinde ulaşmayı hedeflediğimiz yeni insan vardı. Yeni toplumun oluşturulmasında önümüzdeki en büyük düşman ABD emperyalizmi oldu. Sonuçta ulaşamamış olsak da hayalimiz devam ediyor. Tüm engellere karşın yürüyoruz. Bu hayalin peşinde ilerlemeyi sürdürüyoruz. Küba, fedakâr, paylaşımcı insanların adasıdır. Sefaleti de zenginlikleri de paylaşmayı bilenlerin adası.

Türkiye'deki etkinliklerinizin ana başlığı da 'Teslim olmama dersleri.' Küba'nın dünyaya verdiği teslim olmama dersi nedir?
Küba bir örnektir. Biz belki de örnek olmayı değil, dans etmeyi, şarkı söylemeyi, eğlenmeyi isterdik. Ülkemizin koşullarının daha rahat olmasını isterdik. Ama çepeçevre saran baskılar zinciri, bizi daha fazla direnmeye zorluyor. Küba'nın bugün dünyaya taşıdığı ders, baskıcı zorbalara karşı en doğru amaçlar için limitsiz mücadeledir. Bu doğrultuda, örneğin kimsenin açlar ve hastalar için parmağını dahi kıpırdatmadığı bir dönemde, Küba'nın doktorlarını Afrika'ya göndermesi bir teslim olmama dersidir.
(Radikal)
540
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.