Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Cemile benim içimdeki anne...

Cemile benim içimdeki anne...

Geçen sezonun en başarılı dizilerinden "Öyle Bir Geçer Zaman ki"nin Cemile'si Ayça Bingöl'le bir araya gelince, tabii ki ilk işimiz Ali Kaptan'ı çekiştirmek oldu! Bir yıl aradan sonra ilk kez röportaj veren Bingöl, hayatında ilk kez bir set ortamını bu kadar çok özlediğini söylüyor.

Cemile benim içimdeki anne...
Konservatuvardan 1998'de mezun oldunuz ama en büyük çıkışınızı çok uzun seneler sonra yaptınız...

Ben oyunculuğa bir serüven gibi bakıyorum. Bu serüvende neyin, ne zaman denk geleceği biraz da şansla ilgili. Temelinizde değişen bir şey olmuyor. Nasıl bakıyorsanız, nasıl yaşıyorsanız, oyunculuğa nasıl devam ediyorsanız o süreci kendi içinizde yaşıyorsunuz. Ama bir yerde çok doğru bir buluşma gerçekleşiyor. "Öyle Bir Geçer Zaman ki" de benim için o doğru buluşmanın en tepe noktası oldu.

Bir yanda yıllar içinde artan 'daha çok insana ulaşma arzusu', diğer yanda sabrı zorlayan bir bekleyiş... Bugüne gelme süreciniz çok sancılı mı geçti?

Çok uzun, 15 senelik bir süreçti. Ben profesyonel oyunculuğa 1996'da Dormen Tiyatrosu'nda başlamıştım. O gün de, bugün de sadece işimi yapıyorum. Tabii ki oyunculuk sancılarım oldu. Başka bir projede yer almak istiyorsun, "o rolü" istiyorsun. Tiyatroda da, sinemada da o hezeyanları yaşıyorsun. Ama ben sadece inandığım işi yapmaya devam ettim. Bunu ölene dek devam edecek bir maraton koşusu gibi gördüm. Ben 100 metrelik yarışçılardan değilim.

Ayça Bingöl tanınan bir oyuncu ama Cemile, Ayça Bingöl'den daha çok tanınan bir karakter...

Bu dizide fenomen olan Cemile'dir zaten, Ayça Bingöl değil. Ben Cemile'nin Türk kadınının her noktasını çok iyi yansıttığını düşünüyorum. İstisnasız herkes onda kendini görüyor.

Peki karakterin, oyuncunun bu kadar önüne geçmesi bir avantaj mıdır, yoksa dezavantaj mı?

Ben avantaj olduğunu düşünüyorum. Seyirciye yakın bir karakter, böylece çok kolay girebiliyorum onların içine. O yüzden beni kucaklayıp, sarıp sarmalıyorlar.

SEYİRCİ KARŞISINDA BOYNUM KILDAN İNCE

Cemile'den sonrası zor mu artık? Çıtayı çok yükselttiniz çünkü...

Benim için rol seçimi çok teknik bir şey değil. Ben hissettiğimin peşinden giden bir oyuncuyum. Senaryoyu okuduğumda o rol yüreğimde bir yere dokunuyorsa, beni heyecanlandırıyorsa, iştahımı açıyorsa oynuyorum. Tabii ki sonrasında başka kriterlere bakıyorum. Ama önce o rolle kurduğum ilk bağ işi yapmama ya da yapmamama neden oluyor. Cemile'de de öyle oldu. Okuduğumda onunla ilgili her şeyi hayal edebildim.
Cemile karakteri görünüş itibarıyla çok mütevazı, kendi halinde ve iddiasız bir kadın.

Set dışındaki kısıtlı zamanlarınızda şöyle "kadın kadın" olmayı özlediniz mi?

Ben zaten set haricinde hep kadınım. Geçen sene oje sürmeyi özlemiştim. Kendi kendime dedim ki; "Sezon bitince her gün değişik değişik renklerde oje süreceğim."

İnsanların dizinin yayına girdiği saatlerde evden dışarı çıkmaması, planını programını diziye göre ayarlaması size ne hissettiriyor?

İnanılmaz bir gönül bağı bu. O seyirci karşısında boynum kıldan ince. Eğiliyorum onların karşısında.

Bu dizinin sözleşmesine imza atarken, işin böylesine tutacağını hiç düşünür müydünüz?

Tutacağını düşünüyordum ama bu kadarını düşünmüyordum.

493
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.