Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Capa'nın objektifinden Türkiye 1946

Capa'nın objektifinden Türkiye 1946

Dünyanın en önemli savaş fotoğrafçısı Robert Capa'nın 1946 yılına ait Türkiye fotoğrafları İstanbul'da.

Yönetmen Steven Spielberg, "Er Ryan'ı Kurtarmak" filminin açılış sahnesini onun 'Normandiya çıkarması' fotoğraflarından esinlenerek kurguladı. İngrid Bergman ile yaşadığı aşk Hitchcock'un "Arka Pencere" filmine konu oldu. O, dünya fotoğraf tarihinin gelmiş geçmiş en önemli savaş fotoğrafçısıydı. Asla kelimelere dökülemeyecek, sözlerle dile getirilemeyecek hikayeler anlattı: Robert Capa, duyarlı, cesur, samimi ve sıcak fotoğraflarıyla dünya fotoğraf tarihinin efsanesiydi...

Namı diğer Andrei Friedmann
Robert Capa, asıl adıyla Andrei Friedmann'ın pek de bilinmeyen 'Türkiye fotoğrafları' artık İstanbul'da. Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu'nda 16 Ekim tarihinde açılacak olan sergide, Capa'nın objektifiyle 1946 yılına uzanacak, o zamanın İstanbul, İzmir ve Ankarası'na tanık olacağız. Küratörlüğünü Richard Whelan'ın yaptığı "Capa Türkiye'de - Türkiye Fotoğrafları 1946" isimli sergi Capa'nın eski İstanbul, tarihi mimari, doku, Cumhuriyet'in ilk yıllarının Ankarası ve gündelik yaşama yönelik çalışmalarını kapsıyor.

Capa, 1937 yılında March of Time için İspanyol İç Savaşı konulu film çeker. Ertesi yıl ise, Çin'e gidip 1937 Temmuz'unda Japonya'nın Çin işgali ile başlayan Çin direniş hareketini anlatan "400 Milyon" isimli filmin yapımında Hollandalı belgesel yapımcısı Joris İvens'e eşlik eder. March of Time'ın yapımcısı Richard de Rochemont ile Viyana'yı bir ruh çözümleme araştırması merkezi olarak ele alan bir film yapma konusunda bağlantı kurar fakat proje ertelenir. Ve Rochemont, bu proje yerine Capa'yı Türkiye belgeseli yapmak üzere görevlendirir. Yıl 1946.

Türkiye: Bürokratik baskılar diyarı

Kameraman Paul Martelliere ile birlikte 21 Kasım'da Türkiye'ye varır Capa. Film çekimlerine başlamadan önce araştırma yapmaya pek zamanı kalmaz. Bu durum hiç de hoşuna gitmez. Türkiye deneyiminin çok da olumlu sayılmadığını anlıyoruz Capa'nın şu sözlerinden: "Türkiye'de daha ilk günden son ana değin çoğunlukla güçlüklerle karşılaştım. Hem araştırmamı yapmam hem son derece bürokratik ve baskıcı bir yönetimden izin almak, her şeyden korkan bir devlet ajanı, iş heyecanıyla dolu bir kameraman ve kameradan çok çekinen bir halk arasında eşgüdümü sağlamam gerekti". Bu arada belirtmekte yarar var; Capa'nın bahsettiği devlet ajanı, Türk sinema dairesinin bir görevlisiydi ve başlıca sorumluluğu ulusal imgelere zarar verecek herhangi bir görünüm yakalamalarını engellemekti.

Güçlükler onu yıldıramadı
Tüm güçlüklere rağmen Capa ve Martelliere, Türkiye'yi neredeyse eksiksiz bir biçimde görüntülemeyi başardılar, İstanbul'un saraylarından Ankara'nın çağdaş yapılarına, Çanakkale Boğazı'nı koruyan bir garnizondan köylerdeki tütün üreticilerine, İnönü'den Demokrat Parti'nin bir toplantısına değin...
1947 Ocak'ında Çapa bir neden göstermeksizin Türkiye'den ayrıldı. Filmi ise, aynı yıl ağustos ayında "Türkiye'nin 100 Milyonu" adıyla gösterildi, işte "Capa Türkiye'de -Türkiye Fotoğrafları 1946" sergisi, bu belgesel sırasında Capa'nın çektiği fotoğraflardan örnekler sunuyor.

"Fotoğrafların yeterince iyi değilse bu, konuya yeterince yakın olmadığın içindir," diyen ve bu sözünü ilke edinen Capa'nın ünü, savaş fotoğraflarından kaynaklanıyor. Çapa, daima savaşan insanların yaşadıklarına ortak olmadan savaşın fotoğrafının çekilmesinin mümkün olmadığını savundu. Onun savaş fotoğrafları bir yandan tüm dehşeti yansıtırken bir yandan da savaşın ardına uzanıyor. Cephe gerisine... Saldırılardan kaçan siviller, çocuklar... Savaşın tüm yıkıcılığına rağmen ayakta kalmaya çalışan insanlar...

Troçki fotoğraflarıyla tanındı
Macaristan doğumlu Capa, 18 yaşında Komünist Parti ile ilişkisi nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kaldı, ilk büyük başarısını, Kopenhag'da Troçki'nin katıldığı bir toplantıda çektiği fotoğrafların İngiliz gazetelerinde yayımlanmasıyla yakaladı. 1933 yılında Hitler'in yükselişiyle Berlin'den ayrıldı. 1936'da ise sevgilisi fotoğrafçı Gerda Taro ile İspanya'da iç savaşın ortasında buldu kendini. Capa'nın burada çektiği ölüm anındaki asker fotoğrafı onun en ünlü çalışması oldu. "Düşen Asker" isimli bu fotoğrafın ve sevgilisi Taro'nun bir tankın altında kalarak ölmesinin yarattığı etkiyle bir süre çalışmalarına ara verdi, İspanya fotoğraflarının yayımlanması onun için bir dönüm noktası oldu ve Life Dergisi için çalışmaya başladı. 1943 yılında tekrar savaş fotoğraflarına döndü. Savaş sonrasında Amerika'ya göç etti. Savaş fotoğraflannın yanı sıra, şehirleri, Hollywood yıldızlarını, çocukları kısaca yaşamı belgeledi. Picasso, Matisse, Hemingway gibi sanatçı dostlarını görüntüledi. 3 kıtada 5 savaşa tanık olan Capa, David Seymour ve Henri Cartier Bresson ile kurduğu fotoğraf ajansı MAGNUM ile de fotoğraf tarihine geçti. 1954 yılında Çin Hindi'nde bir mayına basarak hayatını kaybettiğinde henüz 41 yaşındaydı. Ardında asla belleklerden silinmeyecek görüntüler, izler bıraktı.
Sermet Çifter Sergi Salonu 16 Ekim-15 Kasım 2003(0212) 252 47 00
(Milliyet Sanat)
394
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.