Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Altına hücum!

Altına hücum!

Dünya tarihinde "Altına Hücum" olarak anılan ilk hareket, 1849 yılında California'da Sierra Nevada'nın dağlarında yaşandı.

Dünyanın dört bir yanından gelen altın avcıları, kaderlerini değiştirecekleri inancıyla kayıklarla, trenlerle, yürüyerek bölgeye akın ettiler. Çoğu 1849'da yola koyuldu. Her şeyi göze alarak çıkılan ve bir yıl süren çetin yolculuklardan sonra, altın tarlalarının zalim gerçeğiyle karşılaştılar. Gelecekleri ufuktaydı. Ancak, çoğu için umuda yolculuk hüsranla sonuçlanmıştı.

Acıyla dolu yıllar
Yalnızlık, ev özlemi, fiziksel tehlikeler, ölüm, iç içe yaşadıkları günlük kavramlar ve olaylardı. Bu çıkmazdan kurtulmak için, kendilerini kumara ya da içkinin kollarına bırakmışlardı.

Strauss efsanesi onla başladı
Altını bulmak zengin olmak anlamına gelmiyordu. 1848'de 800 nüfuslu küçük bir kasaba olan San Francisco, 5 yıl içinde 50.000 kişinin barındığı bir kente dönüştü. Ayrıca, her yıl madenlerde çalışmak için on binler buraya akın ediyordu. Yiyeceğe, barınmaya ve giysiye ihtiyaçları vardı. Ellerindeki altınları bunlara harcıyorlardı. Hatta Levi Strauss, işçilerin daha sağlam pantolonlara ihtiyaç duyduklarını kavramış ve sağlam dikişli "blue-jean"'leri altın işçilerine satarak Levi's efsanesini başlatmıştı.

Fırsatçılar da vardı
San Francisco'lu tüccar Sam Brennan da bu ticari fırsatı değerlendirdi. Bir gün bile altın aramaya tenezzül etmeden, California'nın en zengin adamı unvanını kazandı. Altına hücumun başlayacağını duyduğu zaman, bölgedeki bütün kazma, kürek ve elekleri satın almıştı. İlk altın avcıları bölgeye geldiklerinde 20 sente satılan gereçleri, Brennan, üzerine yüzde 750'lik bir kâr oranı koyarak satmıştı.

Bulmak yetmez!
Altını çıkarmak da bir şey ifade etmiyordu. Bu altını sağ salim bir şekilde geri götürmek çok zordu. Çünkü her yer haydut kaynıyordu. Çinliler bu tehlikeye karşı dahiyane bir yöntem geliştirmişlerdi. Buldukları altını önce eritiyorlar ve yanlarında getirdikleri çanak, çömlek ve kızartma tavalarına boşaltıyorlardı. Evlerine dönmek için gemilerine bindiklerinde, hepsinin islenmiş araç ve gereçleri dikkat çekiyordu

Hayal kırıklığı
Pek çok altın avcısı evine dönmeyi başaramadı. Kimi yorgunluktan, kimiyse kötü beslenme ya da hastalıktan öldü. Hayal kırıklığı hepsinin benliğini sarmıştı; bu onları suç işlemeye de sürüklemişti. Meydanda asılan adamların sayısı bir hayli fazlaydı.

Altın tutkusu
California, altına hücumu en yoğun şekilde yaşayan ilk yerdi. Ancak bunu izleyen 50 yıl içinde diğerleri de yaşandı. Altın tutkusu, 1850'li yıllarda Avustralya'da bir yaşam tarzına dönüşmüştü. Ancak bu hücum, ülke tarihinde önemli bir dönemin başlangıcı, modern sanayinin kuruluşunun temeli sayılıyor.

Avustralya tarlaları
En büyük ve ünlü altın külçeleri, Victoria eyaletinde çıkarıldı. Alüvyonlu altın, 1851 yılında bölge halkından bir demirci tarafından bulundu, Ballarat ve Bendigo gibi büyük altın tarlalarının kuruluşuna öncülük etti. Altın avcıları zenginliğin kokusunu almışlardı. Avustralya'da saatin ters yönünde iz sürmeye başladılar.

Altın arayıcıları için Avustralya'daki hayat da toz pembe değildi. Saatler süren yorucu çalışmalar ve hayal kırıklığı... Aslında, buradaki koşullar cehennem çukuru olarak adlandırılan California'ya göre daha iyiydi.

Tesadüfi keşif
Afrika, 19. yüzyılda başlayan altına hücumdan önce, iyi bir kaynak olarak kabul ediliyordu. Afrika'nın bugüne kadar altın yönünden en zengin bölgesi, 1886 yılında George Walker adındaki çiftçi tarafından bulundu. Tarlada bir kayaya, kazmasıyla tesadüfen vurmuş ve yine şans eseri kayanın altın içerdiğini fark etmişti. Witwatersrand bölgesi, Güney Afrika'da üretilen toplam altının yüzde 98'ini karşıladı.

En zengin yatak
California ve Avustralya'da yürütülen çalışmalardan farklı olarak, Rand diye adlandırılan bölgedeki altın arama çalışmalarında, sadece el aletleri kullanılarak altın çıkarmanın imkansızlığı anlaşıldı. Bunun yanı sıra yeraltı madenciliği ve altın yönünden zengin kayalara ulaşabilmek üzere teknolojik ekipmanlar gelişti. Rand bölgesi, dünyanın en önemli altın hacmine sahip ve günümüzde, her yıl ortalama 500 ton altın üretiliyor.

Ölümle sonuçlanan girişimler
1898 yılında, Kanada'da Thron Duik Nehri'nde altın bulunduğu söylentisi ortaya atılmıştı. Bu altın avcıları için yeni bir serüven demekti. Zengin olma hayaliyle yanıp tutuşan binlerce kişi, keskin kayalıkları, buzul şelalelerini ve sıfırın altında 10 dereceye düşen hava sıcaklığını hiçe sayarak nehre yöneldi. Hemen hemen çoğunun çabası ölümle sonuçlandı.

Yine aynı senaryo
Bonanza Irmağı'nda, Klondike'taki altın, Robert Henderson ve George Carmack tarafından bulundu. Bölgenin konumu nedeniyle, altının sadece bir kısmına ulaşılabilmişti. Bundan bir yıl sonra altın haberi yayılmıştı. California'da olduğu gibi Klondike'ta da altına hücum, birçok yatırımcıyı zengin etti.

Gangstarler de işe girdi
Bir tüccar, Belinda Mulroney, plastik botlar, pamuklu ürünler ve sıcak su ısıtıcılarını yüzde 600 kârla satarak zenginliğine zenginlik kattı. Yine bölgede 300 kişiden oluşan bir gangster ordusu kuran Soapy Smith, altın arayıcılarına kan kusturmuştu. Klondike, korku veren öyküleriyle ün kazanmakla birlikte, tarihteki son altına hücum örneği olması açısından önemli.
(Focus)
530
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.