Mahmure

Mahmure

Yaşam

Mustafa İpekçioğlu'ndan Mahmure'ye Özel Bomba Röportaj!

Mustafa İpekçioğlu'ndan Mahmure'ye Özel Bomba Röportaj!

TRT Saz sanatçısı olarak ağlattığı bağlamasını, bugün O Ses Türkiye Tarık Sezer Orkestrası'nda konuşturan Mustafa İpekçioğlu Mahmure kadınları için hakkında merak edilenleri anlattı...

Güncellenme tarihi: 21.04.2017

Öncelikle bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Nasıl bir hikayenin içindesiniz?

İstanbul doğumluyum. Çocukluğum, hatıralarım, müziğe dair her şeyi bu şehir’de yaşadım. İstanbul’da doğdum ama müzik için doğdum diyebilirim. Çünkü müziğin içinde olan müziğe gönül vermiş bir ailenin bireyi olarak dünyaya gözlerimi açtım. Başta dedem Mustafa İpekçioğlu, sonra babam Mehmet İpekçioğlu en büyük şansım. Aslında hikâyemin başlangıcı, yol göstericileri diyebilirim. İnsanların Dünya’ya bir geliş hikâyesi olduğuna, herkesin bir misyonu ve ruhuna işlemiş bir hayat amacı olduğuna inanıyorum. Bu, bende müzik olarak hayat bulmuş. Bu yüzden müzisyen bir ailenin mensubu olmak benim hikâyemin en anlamlı başlangıcı oldu.Müziğe başladığınızda kaç yaşındaydınız?


Hayata gözlerimi açtığım an diyebilirim aslında. Doğduğum andan beri müziğin içindeyim. Dedem rahmetli Mustafa İpekçioğlu müzisyendi; tambur çalar, bağlama çalar, türkü söylerdi. Babam Mehmet İpekçioğlu bağlama sanatçısıydı. 3 yaşındayken babamın bağlamasının üstüne yürüyerek bağlamasının üstünde ritim attığımı söyler. Sonrasında 4-5 yaşlarında bana ufak bir cura alıp o şekilde bağlama sürecimin başladığını söyler. İlk eğitimimi babam Mehmet İpekçioğlu’ndan aldım. Sonrasında 1999 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nı kazanarak çalgı bölümünde başladım. Üniversiteyi de yine İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda okudum.

Hayatınızdaki dönüm noktası neydi?

Hayatımın dönüm noktası bence Konservatuvara girmek oldu. Harika dostluklar edindim ve güzel bir müzik eğitimi aldım. Sürekli müzik yaptım, sürekli müzikle iç içeydim. Hayatımın diğer bir kırılma noktası ise O Ses Türkiye’dir. Tarık Sezer Orkestrası ile çalışmak ve geniş kitlelere erişme şansını yakalamak beni müzik yapmaya daha çok teşvik etti.

Bugüne kadar ülkemizin önemli sanatçılarıyla çalıştınız ve Tarık Sezer Orkestrası'nda yer alıyorsunuz. Bunların sizin için bir avantaj olduğunu düşünüyor musunuz?

Söylediğim gibi Tarık Sezer benim hayatımdaki dönüm noktalarından biridir. İnanılmaz severdim kendini, çocukluğumuzdan beri Tarık Abi’nin efsanelerini duyardık. Kaliteli bir müzisyendir kendisi. Yıllar sonra onunla ilk Kuşadası’nda Altın Güvercin Festivalinde çalışma fırsatı buldum. Daha sonra Tarık Sezer’in şeflik yaptığı farklı projelerde çalıştım. Sonrasında O Ses Türkiye’de beraber çalışmaya başladık. İnanılmaz faydaları oldu. Tarık Abi yaşayan bir efsanedir; çok birikimli, derin müzik bilgisi daha birçok meziyeti olan üstat. Ondan çok şey öğrendim hala da öğrenmeye devam ediyorum. Şimdiye kadar; Sibel Can, Ajda Pekkan, İbrahim Tatlıses daha birçok Türkiye’nin önden gelen ismiyle çalıştım. Çalışmadığım sanatçı kalmadı diyebilirim, gerek orkestrada, gerek albümlerinde her aşamada eşlik ettim. Hepsinden ayrı ayrı çok şey öğrendim. Onların müziğine eşlik ederken, onların deneyimlerinden de istifade etmek istedim. Aslında hem iş hem de eğitim oldu diyebilirim benim için. Bu arada eklemeliyim kuşkusuz TRT sanatçısı olmam benim hayatımın diğer bir kırılma noktasıdır. Bu da benim için önemli bir hayaldi. TRT 22 yıldır böyle bir sınav açmıyordu. Bu işi öğrendiğim ustalarımın oturduğu sandalyede şuan oturuyor olmak, halk müziği kültürünü yaşatıyor olmak, bu mirasın bir parçası olmak beni muazzam mutlu ediyor. Benim gurur kaynağımdır TRT Saz Sanatçısı olmak. Bu bayrağı da hakkı ile taşımak için uğraşıyorum.Etkilendiğiniz, örnek aldığınız müzisyenler var mı?

Zamanımın çoğunu müzik dinleyerek geçiriyorum, birçok farklı müziği dinliyorum, birçok farklı müzik tarzından besleniyorum. Dünya’da olup biten müzikleri sıkı takip ediyorum. Etkilendiğim birçok müzisyen var. Aşık Veysel, Neşet Ertaş, Çekiç Ali, Muharrem Ertaş, Müslüm Gürses, Orhan Gencebay. Bu büyük ustaların müzikleri ile büyüdüm. Bir de çocukluğumdan beri adını sayıkladığım inanılmaz bir gitarist Paco da Lucia. Kendisinin büyük hayranıyımdır. Neşat Ertaş’tan nasıl etkileniyorsam Paco da Lucia’dan o derece etkileniyorum.Single çıkartmaya nasıl karar verdiniz?


Single’ı çıkarmamızda en önemli etken Hakan Yelbiz. Hayatı ve müziğimizi paylaştığım çok sevdiğim bir dostumdur Hakan Yelbiz. Aslında hikâyemiz bir single çıkaralım, piyasa da bizde olalım düşüncesiyle başlamadı. Güzel bir tesadüf ve yılların birikiminin bize dönüşü diyebiliriz. Hakan Abi’nin yaptığı projelerde genelde tüm enstrümanlarımla destek olmaya çalışırım. Hakan Abi yine akustik bir proje yapmaya karar verdi; Serdar Ortaç, Kenan Doğulu şarkısı v.b şarkılar vardı, 2-3 şarkının aranjmanını bitirmişti ben de onlara eşlik ediyordum. Korkma Kalbim’i çaldıktan sonra Hakan Abi; ‘’Kardeşim rica etsem bir pilot söyler misin? Serdar Abi’ye öyle dinletelim. dedi’’ İnanın hikaye böyle başladı; Biz şarkıyı Serdar Ortaç’a dinlettiğimiz de ‘’ Arkadaşlar bu proje bu şekilde müthiş olmuş, ellerinize, yüreğinize sağlık. Bu şarkıyı ben size hediye ediyorum. Dilediğiniz gibi yapın, sonuna kadar sizi destekliyorum. ‘’ dedi. Bizi destekledi, teşvik etti. Serdar Ortaç’a bir kez daha sizin aracılığınızla çok teşekkür ederiz. Single çalışmamızda bizi destekleyen, teşvik eden herkese de çok teşekkür ederim. Ama Hakan(Yelbiz) Abi’ye her şey için; gerek müziğimiz, gerek bir dost, yol gösterici, hayatıma en büyük katkı ve desteği veren insanlardan biridir. Onu tanıdığıma inanılmaz mutluyum, onu şansım olarak görüyorum. O güzel insana binlerce kez teşekkür ederim.


Ruh hallerinizi müziğinize nasıl yansıtıyorsunuz?

O Ses Türkiye’de dikkat ederseniz birçok şarkıyı peş peşe çalıyoruz ve çaldığımız şarkının kılığına bürünüyoruz. Şarkının kimliğine bürünmek, o şarkıyı hissetmemizi sağlıyor. Bu sayede şarkının hikâyesinde kendimi buluyorum, kendimi o şarkıların bir parçası olarak görüyorum. Bu duyguyu bağlamam ile dinleyenlerinin gönüllerine sunuyorum. Aslında bir gönülden binlerce gönüle dokunuyoruz. Bu güzel bir etkileşim oluyor. Dinleyici de size öyle pozitif duygular yansıtıyor ki işimizi doğru yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bazen bu heyecana öyle bir kapılıyoruz ki yüksek adrenalinler yaşıyorum, müzikle kendimizi kaybediyoruz kalbim yerinden çıkacakmış gibi hissediyorum.

‘’Korkma Kalbim’’ adlı single ile ilgili nasıl dönüşler aldınız? Aldığınız tepkilerden memnun musunuz?

Korkma Kalbim’i ilk Sevgili Bengü ile tanımıştık. Onun eşsiz yorumuyla, buradan kendisine de sevgiler, selamlar. Şarkıyla alakalı inanılmaz yorumlar aldık; yüreğinize sağlık, nereden aklınıza geldi, kalbinizle okumuşsunuz, bağlamadaki imzanız, sesinizde de varmış vb. gibi. Arkadaşlar bu gerçekten bir anda oldu. Bunun yorumunu, sürecini planlamamıştık. Az önce de sordunuz sadece duygu ve hissiyatımızı yansıttık. Müziğe başladığımız an sadece şarkıyı ve hikâyesini yaşıyoruz. Kayıt gerçekleşti şarkı bizim içimize sindi ve insanlarında içine işleyeceğini düşündük. Kalplere dokunmak istedik ve insanlar kalplerinden geçtiği gibi güzel yorumlarla bizleri destekledi ve daha çok teşvik etti. Sağ olsunlar, bizler daha çok müzik yapacağız sizin için.

Bağlamaya adeta yeniden hayat veriyorsunuz ve herkes tarafından çokça beğeniliyor. Peki siz bağlama çalarken neler hissediyorsunuz? Bağlama sizin için ne ifade ediyor?

Belki size klasik gelebilir ama bağlama benim her şeyim. Ömrüm, hayatım, yaşama amacım. Adımın Mustafa olduğunu bildiğimi günden beri bağlama benim hayatım; elim, kolum, vücudum her şeyim. Vücudumun bir parçası gibi. Göz, kulak bir insan için ne ifade ediyorsa bağlamada benim için onu ifade ediyor. Babam Mehmet İpekçioğlu’nun bir sözü var hiç aklımdan çıkarmam; ‘’ Müzik, insandan hayatını ister.’’ Gerçekten öyle bu uzun bir yol, çok emek isteyen, çok çaba gerektiren bir mücadele. İşte bu yolda benim en büyük yoldaşımdır bağlama. Ben onla hayatımı paylaşıyorum; yeri geliyor kavga ediyorum, yeri geliyor aşk yaşıyorum, yeri geliyor söyleniyorum, yeri geliyor o bana söyleniyor. Biliyorum ki o benim yârim, ikimiz de birbirimizi çok seviyoruz. Ömrümün sonuna kadar tek bir hedefim var; Onu taşıyabildiğim yere kadar taşıyacağım ve gelecek nesillere, bağlamaya gönül verecek insanlara güzel bir miras bırakacağım.

Bugüne kadar birçok şarkı söylediniz, kendi yorumlarınız oldu. Hangileri sizin için daha özel?


Diğer sorunuzda ifade ettiğim gibi; çok fazla farklı türde müzik dinliyorum, müziğe günün her anında çok fazla dinliyorum. Dokunduğumuz her nota, dokunduğumuz her ses, söylediğimiz her şarkı; büyük bir aşk ve duygu ile oluyor. O yüzden bunu bir yere sabitleyerek şu şarkı ya da bu şarkı diyemem. Biz gönüllerden gelen duygulara, bağlamamızla, sesimizle tercüme olmaya çalışıyoruz sadece. Sizi ve buradan Tüm Türkiye’yi 27 Nisan 2017 Perşembe akşamı İstanbul Jolly Joker’a davet ediyorum. İlk konserimizi gerçekleştireceğiz. Gelin şarkıları birlikte söyleyelim, gelin en güzel duygulara şarkılarımızla eşlik edelim. Müziği yaşayan ve yaşatan herkese selamlar.

Röportaj: Elif Özdemir


2466
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.