Mahmure

Mahmure

Yaşam

Hayatın Renklerini Keşfeden Kadınlar

Hayatın Renklerini Keşfeden Kadınlar

İki aydır çiziyorlar, boyuyorlar, ışığı keşfediyorlar. Evlerinde, dört duvar arasında 'ben kimim' sorusuna yanıt ararken, sanat onları, onlar sanatı keşfetti. Uğur Mumcu Mahallesi kadınları, mahallelerinde kurulan dernek sayesinde 'yaşamlarını dolduruyorlar'. Boyaları, fırçaları ve kalemleriyle yeni bir hayatı yaşıyorlar.

Güncellenme tarihi: 07.02.2013
Çok değil iki ay önce, hepsi çaresizlik uçurumunun eşiğine gelmişlerdi. Çalışmıyorlardı. Kimi çocuklarını evlendirip, yuvadan uçurmuştu. Kiminin çocuğu henüz okula başlamış, onun okulda olduğu saatler yaşamında büyük bir boşluk oluşturmuştu. Aralarında, üniversite mezunu olan da vardı, ilkokul diplomalısı da. Kaderleri aynıydı. Ev kadını olmanın dayanılmaz yalnızlığı üzerlerine fena halde çöreklenmişti.

İki ay öncesini anlatırken, ''Kendimizi hiç bir işe yaramaz hissediyorduk'' diyordu içlerinden biri. Diğeri, ''Ben kimim? Ne işe yararım'' sorusuna bir türlü cevap bulamanın sıkıntısıyla bunalıma girdiğini itiraf ediyordu.

Yakacık'taki eski çöplüğün civarına kurulan 15 bin haneli modern kentin, çaresiz kadınlarının imdadına, Uğur Mumcu Mahallesi Çevre ve Kültür Dayanışma Derneği Başkanı ile resim öğretmeni Erol Aydın yetişti.

İki aydır, çizmek, boyamak, gölge atmak, derinlik vermek, perspektifi oturtmak, objelerin üzerine düşen ışığı keşfetmek yaşamlarının bir parçası haline geldi. Yalnızlığın, gizli işsizliğin getirdiği o dayanılmaz ruh halinin yerine, daha iyisini çizme hırsı, gelip yerleşiverdi. Kurşun kalemlerin 3B'sini, H'ını, kağıdın schöler'ini, boyanın iyisini, fırçanın samurunu tanırken, akıp gitmeye başladı zaman.

Önce karakalem desen çalışmalarına başladılar. Kimi, Allah vergisi yeteneğini keşfetti çizgilerde. Kimi çalışma hırsıyla, desenlerini her gün biraz daha düzeltti. Şu sıralar, çini mürekkebi ile desen ve gölge çalışıyorlar. Yarın suluboyaya, sonrasında yağlıboya tablolara geçecekler. Önde gidenler, şimdiden tuvalleri nasıl kendimiz yaparız, Amerikan bezinin üzerine, tutkalla üstübeçi hangi oranda karışırıp sürsek de dayanıklı olsa, çatlamasa derdine düşmüş.

Kursa katılanların büyük bir kısmının resimle, çizgilerle, can dostu kara kalemle, fırçasıyla, boyasıyla ilişkisi eve gittikten sonra da sürüyor. Aydos ormanında pikniğe gittiğinde, ağaç figürleri çalıştığını anlatıyor kursiyerlerden biri. Diğeri, evinin penceresinden gördüğü adalar manzarasını kağıda geçirdiğini. Bir başkası, nereye giderse gitsin, resim defterini yanından ayırmadığını anlatıyor.

Bir köşede, resim yerine kumaş üzerine desen işleyenler var nakış nakış. Çocuğunun okuldan çıkış vakti yaklaşırken, aceleci ama titiz darbeler vuruyorlar kumaşların üzerine.

1977 yılında Aydos ormanlarındaki ağaçları korumak için kurulan derneğin atölyesinde 363 kursiyer, hayatı, yeteneklerini yeniden keşfediyor. Akşamları, bağlama, gitar, halk oyunları, sinema, tiyatro, satranç ve İngilizce kurslarında.

Yenibir.com
262
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.