Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Zarif şarapların beşiği: Bordo

Zarif şarapların beşiği: Bordo

Dünyanın en zarif, yıllandırılmaya en uygun kırmızı şaraplarıyla en iddialı tatlı beyazları, Fransa'nın Bordo kentinde üretiliyor. Geçen hafta bunların 2002 rekoltelerinin fıçı örneklerini tattım. Harikaydılar...

Avustralyalı yeni bir şarap üreticisi, köklü bir şarap üreticisi ailenin son kuşağından Fransız meslektaşına sormuş:
- Ne dersin? İyi şarap üretmek çok zor mu?
- Yok canım... Sadece ilk 100 senesi biraz zahmetli!
Şakayla karışık aktarılan bu diyalog, aslında bir gerçeğin ifadesi. Zira iyi bir şarabı üretmek için uygun doğa koşullarında dikilmiş, eskimiş, olgunlaşmış bağlar; onların üzümlerini en iyi şekilde işleyecek birikim; tutku ve aşk; bir de o seçkin şarapları tadına vararak, anlayarak içecek bir şarapsever müşteri topluluğu gerek. Tıpkı Bordo'daki gibi...

Fransa'nın Atlantik Okyanusu sahiline yakın bu liman kentinin ılıman iklimli bağ bölgeleri, yeryüzünün en üst düzeydeki kırmızı ve tatlı beyaz şaraplarını veriyor. Sırlarından biri de, toprak ile iklimin en kaliteli üzümler yetiştirmeye uygun olmasının yanı sıra bunlardan iyi şaraplar yapabilmek için gereken "optimumların asırlar önce belirlenmiş olması... Daha 1855'te, bölgenin tüm bağ alanlarının kalitelerine göre sınıflandırılması ve sınırlandırılması, kalite (ve fiyat) hiyerarşisinin oluşturulması.

Geçen hafta işte bu şehirde, Bordo'daydım. 2002 rekoltesinin fıçılarda dinlenmekte olan, hâlâ güzellik uykularını sürdüren genç şaraplarını tattım, rekoltenin özelliklerini anlamaya çalıştım. "Union Des Grands Crus de Bordeaux" örgütünün, yani Bordo Grand Cru'ler Birliği'nin düzenlediği tadımlarda ve şatoları ziyaretlerimde dünyanın dört yanından gelen şarap yazarlarıyla birlikte gözlemlediğimiz, 2002 rekoltesinin bir "çok iyi yıl" olduğuydu.

Bordo'da iklim değişken olduğundan yazları serin, sonbaharları sıcak ve kurak geçen yıllarda üzümler çok iyi olgunlaşıyor, mükemmel denilebilecek şaraplar çıkarıyor. Sonbaharda güneşin az olduğu, yağmurların ise bol yağdığı yıllarda da üzümler yeterince olgunlaşamıyor ve şaraplar kıvamsız oluyor. Bu yıllara da "vasat yıl" deniyor. Geçen yıl ilk örneklerini yine bu tadımlarda denediğim 2001, bir "iyi yıldı. Bu sene ise "çok iyi" bir yıl. Bu da, 2002 Bordo şaraplarının fiyatlarının daha yüksek olacağı, şarap tüccarlarının ve koleksiyonerlerinin de bu şaraplara yatırım yapacakları anlamını taşıyor.

İyi şarabın felsefesi
Ancak Bordo, bir "iyi sene-kötü sene" spekülasyonuna indirgenemeyecek kadar derin bir şarap dünyasına sahip. Burada, iyi bir şarabın felsefesi oluşturulmuş. Hem de madde madde:
1. Bağlarda, orada en iyi sonuç verecek üzümler yetiştirilecek.
2. Her şarap üreticisi, sınırlanmış kendi bağının üzümüyle şarabını yapacak, şatosunun ismini verdiği şarabında başka bağdan alınmış üzüm kullanamayacak. Böylece iyi şarap için özenli bağcılık yapacak.
3. Bağlarda birkaç üzüm birden yetiştirilecek, bunların birbirlerini tamamlayan özellikleri sayesinde, bunlar harmanlanarak "çok boyutlu", zengin şaraplar üretilecek.
4. Bağların en yaşlı asmalarının ve en iyi olgunlaşmış parsellerinin verdikleri üzümlerden "Büyük şarap" (Grand Vin) yapılacak, genç parsellerden veya az olgunlaşan üzümlerden yapılan ise "İkinci şarap" (Second Vin) olarak ayrı şişelenip daha ucuza satılacak. Böylece büyük şaraba vasat üzüm girerek kalitesi düşürülmeyecek.
5. Şarabın yıllandıkça incelik ve zarafete kavuşması, içiminin ipeksi bir yumuşaklığa erişmesi, yemeklerle iyi uyum sağlayarak sofrada kendini göstermesi amaçlanacak.
6. Her şato birbirinin aynı şaraplar yapmak yerine, farklı üzüm karışımları ve eskitme teknikleriyle "kendi stilini" yaratacak, böylece her zevke uygun şaraplar üretilmiş olacak.

Yüzyıllar içinde damıtıla damıtıla oluşmuş bu ilkeler, Bordo'yu benzer iklim ve doğa koşulları dünyanın başka yerlerinde de olmasına rağmen, en iyi şarapları üreten yer haline getirmiş. Bugün Bordo'da Pessac-Leognan yumuşak içimli ve limonsu çeşnilere sahip sek beyazlara, Sauternes ise bal kıvamlı, olgun kayısı lezzetli, uzun yıllar eskitilebilen tatlı beyazlara ev sahipliği yapıyor. Kırmızıda ise Medoc ve Haut Medoc genç içilebilen, buruk, hafif buruk şaraplar veriyor. Daha prestijli bölgelerden St. Julien yumuşak, St. Estephe ve Pauillac kuşüzümü ve sedir ağacı kokulu, sert, Margaux zarif kokulu, St. Emilion meyvemsi ve yüksek alkollü, Pomerol zengin ve baharlı, Graves ise sert ve tanenli kırmızıların diyarı...

Türkiye'de henüz bu şarapların ithali çok sınırlı. Sadece turistik tesis ve lüks restoranlar ile özel şarap butiklerinde bulunabiliyorlar. Havalimanlarının gümrüksüz satış mağazalarında da bolca Bordo şarabı var. Kaliteli şaraplara meraklıysanız ve doğal olarak biraz yüksekçe fiyatlarını ödeme imkanınız varsa, bu sofistike şaraplara sofranızda ve kavınızda yer açın. Tabii ki yerli şaraplarımız, Kaliforniya, Avustralya gibi "Yeni Dünya" şarapları, İtalya'nın, İspanya'nın yeni yeni ünlenen kırmızıları da güzel şaraplar ama Bordo'ların yeri bir başka... Onlarca bağ bölgesinde isimlerinin önünde "şato" ibaresi bulunan tam 22 bin şarap üreticisi, birbirinden farklı, ilginç ve zengin nüanslar içeren şaraplar üretiyorlar. Bunca çeşitlilik ve farklılık, her damak tadına hitap etme kapasitesi, sadece Bordo'da mevcut...
(Milliyet)
430
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.