Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Tarih boyu beslenme

Tarih boyu beslenme

Araştırmalara göre, tarihte en sağlıklı beslenen insanlar Akdeniz halkları; en dengesiz beslenenler ise, Kraliçe Victoria'nın sarayındaki soylu topluluk. İşte nedenleri.

Beslenme uzmanlarının yaptıkları araştırmalarda, Benedictin rahiplerinin, gürbüz Japon samuraylarını az farkla geçip, eski Yunan halkını da geride bıraktıkları ve beslenme konusunda en bilinçli insanlar oldukları ortaya çıktı. Bilinçsizce beslenen topluluklar arasında Romalılar ve Mısırlılar bulunuyor. Araştırmadaki en kötü kategoride de, Kraliçe Victoria ile Fransa kralı 14. Louis dönemlerindeki mönüler yer alıyor.

Bu farklı zaman diliminde insanların tükettikleri yiyecekler incelendi. En sağlıklı beslenen halkın hangisi olduğu araştırıldı. Uzmanlar, pek de sık rastlanmayan bir sonuca vardılar. Sonuçta, belki de tarihte ilk kez, fakirlerin zenginlerden üstün olduğu bir durum ortaya çıktı. Aslında, varılan sonuç çok da şaşırtıcı değil. Fransız ve İngiliz krallarının sofralarında, sayısız yiyeceğe yer veriliyordu.

Bunların çoğunun bol yağlı olması ve aşırı alkol tüketimi, sağlıksız beslenmeyi oluşturan faktörlerden bazıları olarak sayılıyor. Gastronomi uzmanlarının kesinlikle karşı çıktığı bu beslenme şekli, sağlıksız bir yaşamı beraberinde getiriyor. Uzun yaşamın ilkelerini ise şöyle sıralıyorlar: Günlük beslenmede tahıl ürünlerine, ekmek, makarna, pirinç ve arpaya kesinlikle yer verilmesi gerekiyor.

Kırmızı et, balık, yumurta ya da peynirden biri bu besinlere eşlik edebilir; ama hangisi olursa olsun, yediğiniz miktara dikkat etmeniz önemli. Ayrıca, günlük beslenmede üç porsiyon, yumruk büyüklüğünde sebze ya da üç tane meyve de tüketebilirsiniz.

YUNANLILAR- M.Ö. 5. yüzyıl

Perikles dönemi: arpa, sarımsak ve peksimet.

İklim koşullarının elverişsizliği ve toprağın verimsiz olması nedeniyle, Antikçağ'da Yunan insanının basit bir beslenme tarzı vardı. Beslenmenin kaynağını arpa ve buğday oluşturuyordu. Arpa unundan yapılan bir tür peksimet günlük beslenmede önemli bir yer tutuyordu. Sadece bayram günlerinde yenmesine rağmen, geleneksel buğday ekmeğini de sıklıkla tüketiyorlardı. Ayrıca, o zamanlarda "opson" adı verilen soğan, zeytin, et, balık, meyve karışımı bir yiyecekleri de vardı. Peynir ve sarımsak tüketimi de fazlaydı. Öğünlerinde, çoğunlukla balığa yer veriyorlardı. Özellikle sardalya, ahtapot ve hamsi gibi balıklar, mürekkep balığı, kabuklular gibi deniz mahsulleri gözde ürünler arasında yer alıyordu. Kentlerde sebze üretimi fazla olmadığı için, bakla ve mercimek gibi baklagiller de püre halinde tüketiliyordu.

Uzmanların görüşü:
Bu tip sağlıklı beslenme, bugün de geçerli.

Eski Yunan'da, insanların dengeli beslendiği ortaya çıkıyor. Perikles döneminde öğünler, özellikle tahıl ve arpalı besinlerden oluşuyordu. Bunlar, peynir gereksinimini de yüksek miktarda karşılayabiliyordu. Yunanlılar'ın beslenme tarzının başka üstünlükleri de var: Balık ve sarımsak, vücuttaki kan dolaşımını etkileyerek kanın pıhtılaşmasını önlüyor. Baklagillerin yararları ise azımsanamayacak kadar fazla. Bu diyetin bahsedilmesi gereken bir başka özelliği ise, arpa unundan yapılan peksimetin, çok çiğneme gerektirdiği için, insanların yemekte aşırıya kaçmamaları.

ROMA LEJYONERLERİ - M.S. 1. yüzyıl
Domuz yağı, sirkeli su ve 1 kg. buğday.

Askerlerin mönüsü, genellikle domuz yağı, peynir ve sirkeli sudan oluşuyordu. Ayrıca, buğday unundan yapılan peksimet de tüketilen besinler arasında önde geliyordu. Askerler, çoğunlukla buğdaylarını kendileri öğütüyorlardı (günlük 900 gram civarında). Garnizon askerlerinin mönüsü ise, diğerlerinden farklı olarak birtakım ayrıcalıklara sahipti: tuzda bekletilmiş besinler, sucuk, sosis ve et. Bazen av hayvanı, domuz göğsü ve sakatat da garnizon askerlerinin tükettikleri ekstra besinler arasında yer alıyor-du. Aileleri, bazen askerlere, içi fındık doldurulmuş hurma, fıstık, yağda kızartılmış üzeri balla kaplı peksimet ve öğütülmüş karabiberden oluşan armağan paketleri gönderiyorlardı.

Uzmanların görüşü
Vitamin eksikliği askerin dayanıklılığını azaltır.

Romalı askerlerin enerjilerinin önemli bir kısmını tahıllı besinler karşılıyordu (gittikleri seferlerde yanlarına çabuk bozulmayan kuru yiyecekler alıyorlardı). Makul miktarlarda tüketilen domuz yağı ve sucuk türü gıdalar, hareketli bir yaşam sürdürdükleri için zararlı değildi. Tatlılar (dayanıklı olmaları için az yağlı yapılıyordu), sadece bayram gibi özel günlerde tüketiliyordu. Sirkeli su ise, mikropları yok etmeye yarıyordu. Taze sebze ve meyve yemedikleri için, vücudun ihtiyacı olan vitaminleri alamayan askerlerin dayanma gücü de bu nedenden ötürü daha azalıyordu.

MISIRLILAR- M.Ö. 2. bin yıl
Firavunların gözdesi: ekmek ve bira

Mısır mutfağının temel besinlerini arpadan elde edilen ekmek ve bira oluşturuyordu. Sığır, koyun, keçi gibi çeşitli hayvanlar yetiştiriyorlar ve etlerini ızgarada pişiriyorlardı. Ayrıca ördek, kaz ve balık etinden de hoşlanıyorlardı. Av hayvanlarının etlerini kurutup salamura olarak saklıyorlardı. Daha büyük olan et parçalarını ise, şişe takıp ateşte çeviriyorlardı. Bol bol sebze de yiyorlardı: özellikle pırasa, kırmızı turp, fasulye, salatalık ve marul. Şarap ve peynir üretirlerken yaptıkları tatlıların bazılarını, şekerle tatlandırmak yerine balı tercih ediyorlardı. Yemeğin sonunda ise, "shadeh" denilen ve nar ağacından üretilen, alkol oranı yüksek bir çeşit içki içiyorlardı.

Uzman görüşü
Aşırı alkol tüketimi: karaciğere dikkat!

Ekmek ve biranın her ikisi de nişasta içerdiklerinden mayalı gıdalardır. Bira, alkollü olmasının yanı sıra az miktarda şeker içerir. Tüm zengin insanlar gibi, firavunlar da bol et tüketmelerine rağmen, yanında yedikleri sebze ve baklagillerle vücutlarının besin ihtiyacını dengede tutabiliyorlardı. Her ne kadar bol sebze ve meyve yeseler de, alkol tüketiminde aşırıya kaçmaları karaciğerlerini yoruyordu.

SAMURAYLAR- 15. yüzyıl
Et ve tuzlu erik.

Japonya'da, samurayların temel gıdası, suda haşlandıktan sonra kâseye süzülen bir çeşit pirinçti. O zamanlar, insanın alması gereken günlük temel besinin 900 gram pirinç olduğuna inanılırdı. Bunun dışında, buğday yetiştirip çorbasını içiyorlardı. Bazen pirincin yanına su yosunu, mantar, patlıcan ya da salatalık eşlik ediyordu. Savaşçı olanlar sıkça avlanıyorlardı. Elde edilen et kurutulup tuzlanıyordu. Kurutulmuş ve salamura edilmiş eriği çok seviyorlardı. Besinleri, çoğunlukla haşlayarak pişiriyorlardı.

Uzmanların görüşü
Sporcular için en uygun beslenme tarzı.

Bu tip beslenme şekli, yoğun fiziksel etkinlikte bulunanlar için uygundur (günümüzde birçok egzersiz salonunda uygulanıyor). Önemli olan, karbonhidratlı yemeklerin, et gibi protein açısından zengin ve yağlı olan gıdalar yerine, sebze ve ot türü besinlerle birlikte tüketilmesi ilkesi. Yemeklerin pişmiş olarak tüketilmesi gıda enfeksiyonu riskini azaltıyor. Öte yandan, yiyeceklerin içeriğinde bulunan vitaminler de, bu nedenden ötürü kayboluyor. Av hayvanları ise, diğer etlere göre daha az yağlı. Az miktarda tüketilen sebze ve meyve nedeniyle, samurayların ömür süreleri doğal olarak pek de uzun değildi.

BENEDİCTİN RAHİPLERİ- 12. yüzyıl
24 saatte 5 yumurta.

Rahipler, öğünlerine ilk olarak haşlanmış ve domuz yağıyla lezzetlendirilmiş bakla, bezelye ya da salatayla başlıyorlardı. Bu mönüye, haftada üç kez kızarmış yumurta ve peynir de ekleniyordu. Diğer günlerde ise, olarak 250 gram peynir ve iki yumurtadan oluşan basit bir mönüleri vardı. Ayrıca, her gün rahiplerin hepsine, 500 gram ekmek ve 30 santilitre şarap dağıtılıyordu. Akşam yemeğinde ise, ekmekle bir-likte çiğ meyve (armut, elma, muşmula, çilek, kiraz, incir, erik, üzüm ya da kestane) yerlerdi.

Uzmanların görüşü
Kolestrolü yenmek için en mantıklı beslenme şekli.

Rahiplerin, o dönemde yaşayan insanlara göre daha uzun ömürlü olmaları dikkat çekicidir. Yağlı ve fazla yemek yememeleri, beslenmelerinin ne kadar sağlıklı olduğunu gösteren özelliklerden bazıları. Ayrıca vejeteryan tip beslenmeyle büyük benzerlikler gösteren bu mönünün, başka üstünlükleri de var: akşam yemeklerinin basit öğünlerden oluşması, yani fazla yemek yenmemesi. Yağın ve yumurtanın az miktarda tüketilmesi, kolesterol için bir tehlike oluşturmuyor. Ayrıca, içilen şarabın ölçüsü de aşırıya kaçmadığından vücuda bir zararı yok.

GÜNEŞ KRAL'IN SARAYINDA- 1638/1715
Günde ortalama 1 kg. et.

Tarih araştırmalarına göre, 14. Louis'nin (1638-1715) döneminde insanlar, günlük 750 gram et tüketiyorlardı. Saray ahalisinin günlük beslenmesinde, önce güvercin, keklik, bıldırcın ya da tavuk etinden oluşan bir tabak yer alıyordu. Ardından kızartma, domuz kulağı, sakatat, yumurta, devedikeni, enginar ve beyaz et yeniyordu. Son olarak, meyve tabağıyla yemek tamamlanırken, Fransız geleneklerine göre şarabı bir dikişte içiyorlardı.

Uzmanların görüşü:
İntihar etmek için iyi bir yöntem.

Her şeyin aşırı ölçülerde tüketildiği bu mönünün en zararlı yanı, ete çok fazla yer verilmesi. O dönemde yaşayan insanlarda aşırı et tüketimi nedeniyle, gut hastalığına ve obeziteye yakalanma olasılığı yüksekti. Meyve ya da lifli yiyecekler tüketilse bile, et yüzünden fazla miktarda alınan protein düzeyi vücutta dengelenemez. Şarabın bir dikişte içilme geleneği ise, ne sindirimi ne de zihinsel etkinlikleri kolaylaştırır. Aşırı yağlı gıdaların alınması, vücuttaki kolesterol düzeyini yükseltir. Ayrıca, sebze ve meyve yenilmemesi de beslenmelerini sağlıksız hale getiren bir etken... Öte yandan yemeklerde çok fazla jelatin kullanılması besin zehirlenmesi riskini de artırıyordu.

KRALİÇE VİCTORİA- 1819/1901
Bir öğünde en az 12 tabak.

Bu dönemde yemek kültürüne çok önem veriliyordu. Kaynaklar, bir öğünde 12-15 tabak arasında yemek yendiğinden söz eder. Günlük beslenme mönüleri ise, bir hayli kabarık. Önce kremalı pirinç çorbası, kızarmış dana pirzolası, çikolatalı tavuk fileto, hindibalı kuzu eti ve bezelyeyle başlangıç yapılıyor; arzuya göre, ara tabak olarak salata ve yumurta yeniyordu. İkinci serviste, dereotlu tavuk ızgara ve yağda pişirilmiş bezelye sunuluyordu. Tatlı olarak da, portakallı jöle ya da şekerli bir tür hafif kurabiye tüketiliyordu.

Uzmanların görüşü
Sağlıksız beslenmenin en ciddi verileri bu sofrada.

Aşırı miktarda et ve yağ açısından zengin yiyeceklerin tüketilmesi, bu tip beslenmeyi tehlikeli bir hale sokar. Karbonhidrat ve yağlar bakımından zengin geleneksel İngiliz kraliyet mutfağının kolestrol ve diğer sağlık sorunları için en zararlı yiyecekleri içerdiği söylenebilir. Genç yaşta sindirim ve dolaşım rahatsızlıkları başlayarak, ileri yaşlarda daha tehlikeli hastalıklara yol açabilir.
(Focus)
541
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.