Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Su altından ödül çıkardı

Su altından ödül çıkardı

Kitabıyla 30. Sualtı Görüntüleme Festivali'nde birincilik kazanan sualtı fotoğrafçısı Alptekin Baloğlu bu zamana kadar 30 bin kare fotoğraf çekti. Dalmak için sürekli gezen Baloğlu'na annesi "Oğlum ne gidiyorsun Malezya'ya, dalsana şurada" diye kızıyor.

Alptekin Baloğlu dünyanın her yerinde çektiği ve sualtı canlılarının hayatını görüntülediği fotoğraflarını bir kitapta topladı: "Sualtının Yıldızları". Bu kitap Fransa'da düzenlenen 30. Sualtı Görüntüleme Festivali'nde en iyi kitap ödülünü aldı. Bu ödül, alanında dünyanın en prestijlisi olarak kabul ediliyor.

"Sualtının Yıldızları" adlı kitabınızla önemli bir ödül aldınız. Bu nasıl oldu?
Bu, 30 yıldan beri yapılan, dünyanın en önemli sualtı festivali. Bütün yıl boyunca yapılan çalışmalar festivalde hem izleyicilere gösteriliyor hem de aralarında yarışıyor. National Geographic, BBC ile yarışıyor mesela. Kitap bölümünde tek bir ödül veriliyor. Bu ödüle 16 kitap adaydı. Çok iyi fotoğrafçılar vardı ama kitabım Türkçe olmasına rağmen bu ödülü aldı. Jüri başkanı, beş kişinin ortak kararı ile bu ödülü almaya hak kazandığımı söyledi.

Dalmak eskiden beri ilgilendiğiniz bir hobi miydi?
Çocukluğumda Mudanya, Gemlik civarında şnorkelle dalmaya alışıktım. Kaptan Cousteau belgeselleriyle de haşır neşirdim. Ama esas olarak dokuz yıl önce bir hobi fuarında arkadaşımla beraber düşündük ki bizim dalma zamanımız gelmiş. Sualtında gördüklerimizi, dalmayanlara da göstermek için fotoğraflar çektik. Şu ana kadar 30 bin kare çekmişimdir.

Sualtında fotoğraf çekmek zor mu?
Toplam 40 dakikanız var ve elinizdeki 36 pozu çok iyi değerlendirmeniz lazım. Bu arada uygun canlıyı, doğru ışık ve kadrajla çekmeniz gerekiyor. O yüzden zor diyebilirim.

Altınızda ne olduğunu bilerek mi dalıyorsunuz yoksa dalıp karşınıza ne çıkarsa fotoğraflıyor musunuz?
Annem bana hâlâ kızar, "Oğlum dalsana şurada, ne gidiyorsun Malezya'ya, Papua Yeni Gine'ye?" diye. Biz dalış yapıp fotoğraf çekmek için bir yerlere gitmeye hep ön araştırmalardan sonra karar veriyoruz. Mesela balina görmek için Tahiti'ye, köpekbalığı için Güney Afrika'ya gitmeniz lazım. Küçük garip canlılar içinse Endonezya ve Malezya'ya... Tabii, dalınca soldan 100 metre ileride köpekbalığı göreceksiniz diye de bir garanti yok. Ben dünyanın en büyük balığı olan balina köpekbalığını görmek için Avustralya'nın batısına gidip dört gün daldım. Dört gün göremedim; son gün, son saat, son dört dakikada görüp fotoğrafladım.

Şans da önemli bir faktör galiba...
Evet. Ama şansınızı biraz da siz yaratıyorsunuz. Kalamarın çiftleşmesini görmek için onu gündüz ararsanız göremezsiniz, gece arayacaksınız. Mesela bir ay önce Galapagos'a gittim. Oradaki en büyük hayalim göç eden yüzlerce çekiç başlı köpekbalığı sürüsünü görmekti. Bunların en fazla görülebileceği yer de orası. Akıntı çok az olduğu için beş-on tanesini fotoğraflayabildim.

Peki Türkiye'ye ne görmek için gelinir?
Bizim sularımız tropik sular değil. Dolayısıyla canlı çeşidi çok az. Ama sularımızda dünyanın hiçbir yerinde olmayan batıklar ve tarihi kalıntılar var. Birçok kişi bunları görmek için Türkiye'ye gelmeye çalışıyor.

"Altı yıldır tüm tatillerim su kenarında..."
Daldığınız en özel yer neresi? Mesela ilk daldığınız yer...
Yurtdışında ilk Kızıldeniz'de daldım. Kızıldeniz, Avrupa'da yaşayanların en rahat ulaşabileceği dalış noktalarından biri ama yıpranmaya başladı. Benim için Papua Yeni Gine'nin yeri daha başka. Çünkü çok bakir. Galapagos da... Orayı görebilmek bir hayaldi. Orada gerek denizde gerekse karada hiçbir yerde göremeyeceğiniz canlılar yaşıyor. Ama gitmek istediğim çok yer var. Mesela Tahiti ve Endonezya'ya gitmek istiyorum. Hayalse hayal çok. Antarktika bile var onların arasında.

Sualtı fotoğrafçılığına başladığınızda tüm bunları hedeflemiş miydiniz?
Hayır. Bir süre sonra doğru bir yerden yakaladığınızı anlıyorsunuz. Son altı yıldır,
yakınında su olmayan bir yerde tatil yapmadım. Kız arkadaşım bu konuda çok dertli.

O dalıyor mu?
Dalmıyordu ama dalmak zorunda kaldı ve çok sevdi. Artık sualtında modelliğimi ve asistanlığımı yapıyor. Açıkçası biraz da kahrımı çekiyor.

"Bilardo dalıştan daha tehlikelidir"
Hiç çok zorlandığınız anlar oldu mu?
En son Galapagos gezimde oldu. Görüş çok iyi değildi ve akıntı çok fazlaydı. Bir görüntünün peşinden giderken bir bakıyorsunuz, kaybolmuşsunuz. Orada giderken önümde karanlık
bir kütle var: Binlerce tonbalığından oluşan bir sürü. Onları fotoğraflarken etrafımda dönüp girdap yaptılar. İnanılmaz bir andı. Fotoğrafı çekmeye kaptırmışım kendimi. Bir baktım ki 40 metreye inmişim. Onları iterek çıktım aralarından.

"Köpekbalıkları insan yemez"
Gördüğünüz şey ton balığı değil de köpekbalıkları ya da saldıran bir hayvan olsaydı ne yapardınız?
Suyun altında saldıran hayvan yoktur, saldıran insan vardır. Balinalar, orkalar insan yemez. Köpekbalıkları da insan yemez. Dünyadaki 70 köpekbalığı cinsinden sadece yedisinin insana saldırdığı tespit edildi.

Bu önyargıda "Jaws" filminin de etkisi var galiba.
Doğru. Ondan önce de istiridyelerin, insanların ayaklarını kapma filmleri yapılırdı. İnsanlar kendi efsanelerinden korkar oldu. Mesela niye köpekbalıkları sörfçülere saldırır? Çünkü sörf tahtasına yatıp, kollarınızla dalgaları yarmaya çalıştığınız zaman fok gibi görünürsünüz. Bu zamana kadar köpekbalığının bir insanın tamamını yediği de görülmedi. Isırır, kendi avı olmadığını anladığı zaman bırakır. 100 spor arasında bilardo, dalıştan daha tehlikelidir. Orada bileğinizi bükme ihtimaliniz var mesela.
(Milliyet Cumartesi)
342
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.