Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Neden el ele tutuşmak istemiyor

Neden el ele tutuşmak istemiyor

Dünya Sörf Şampiyonası'na hazırlanan, zamanının çoğunu antrenmanlarla geçiren Çağla Kubat, en büyük kabusunun el ele tutuşmak olduğunu söylüyor.

Çağla'nın muhteşem pozları sağda


"Antremanlar yoğun geçiyor. Özellikle ellerim korkunç durumda. Birisi elimi tuttuğu zaman, tutmasın diye uğraşıyorum. El ele tutuşmak şu an benim için bir kabus. O kadar kötü durumum yani. Ama hiçbir şey umurumda değil..."

Sörf aşkı yüzünden NTV'deki görevinden ayrılan Kubat, hayatındaki en büyük kabusunun ise el ele tutuşmak olduğunu söylüyor: "El ele tutuşmak benim için tam bir kabus. Çünkü sörften dolayı ellerim nasır içinde!"

Sörf aşkı size, NTV'de haber sonrası sunduğunuz spor programını bıraktırdı. Şimdi neler yapıyorsunuz?

Dünya şampiyonasına hazırlanıyorum. Ben hemen hemen her yıl aynı şeyi yapıyorum. Eylül ayında işe girip, sörf şampiyonalarının başladığı mayıs ayında bırakıyorum. Şu an hálá NTV'nin bünyesindeyim. Zaten kendileriyle konuşmam bu şekilde. Fakat bu yıl işi, biraz daha erken bıraktım. Çünkü dünya şampiyonası benim için çok önemli. Şu anda bir Alman hoca eşliğinde yarışlara hazırlanıyorum.

En büyük sıkıntınızın antrenör olduğunu söylüyorsunuz. Türkiye'de iyi antrenör yok mu?
Hayır yok. Sadece yelkeni bilenler var. Ama sörf konusunda, yurt dışındakilerle fark yaratabileceğimiz bilgileri bize öğretecek kimse yok. Bu yüzden devamlı yurt dışından hocalarla çalışmak zorundayız. Geçen yıl, Olimpiyat şampiyonuyla çalıştım. Fakat bana çok faydası olmadı.

Çünkü bu adam, ilk 10'un, ilk 3'üne sokan bir adam. Çok detaylarla uğraşıyor. detayı ile, motivasyonun detayı ile... Fakat benim öncelikli olarak teknik bir takım bilgileri almam gerek. Bu yıl Alman teknik direktör ile çalışıyorum. Çok büyük aşama kaydettim. Fakat bir sakatlık geçirdim. Tam TV'yi bıraktım, iki hafta geçti, ayağımı burktum.

SÖRFTEN KOPAMAM
Her şeyden vazgeçebilirim diyorsunuz ama sörften asla...
Asla... Acayip bir sevgi bu. Mayıs ayının sonuna doğru bir yandan sakatlık nedeniyle bir yandan da sponsor bulamadığım için kendi kendime, "Ya ben deli miyim, ne yapıyorum" dedim. Çünkü yazın her şeyi bir kenara bırakıyorum. Çok iyi teklifler geliyor, ben hepsini geri çeviriyorum. Ve sponsor olmazsa, hiç para kazanmadığım, sadece cebimden harcadığım bir 3-4 ay geçiriyorum. Gerçi sponsor da bulamıyorum.

Çünkü insanlara anlatamıyorum. Ciddi firmalar, benim bu işi ciddi yaptığıma inanmıyor. Sonuçta onların gözünde mankenim, sörfü ne kadar yapabilirim ki? Gerçekten inandırmak zor oluyor. O yüzden de mayıs ayının sonunda tıkandım. Baktım ki sürekli cebimden harcıyorum, bir de üstüne sakatlık binince bu sene bırakmaya karar verdim. Hemen menajerimi arayarak, "Ne olur bu yaz bana iş bulun, çalışacağım. Sörf yapmayacağım" dedim.

Ama bırakamadınız...
Bırakma konusunda çok ciddiydim ama iki gün dayanabildim. Sonra vazgeçtim tabii. Çünkü o sırada Doğuş Oto ile anlaştım. Aslında NTV'de yapılacak bir program için anlaşmıştık onlarla. Fakat spor programını, yarışlarım dolayısıyla biraz ileri bir tarihe attık. Bu programla birlikte bir de sörfte bana sponsor olmaya karar verdiler. Çok da güzel bir birleşim oldu. Gerçekten destekliyorlar ve benimle çok ilgileniyorlar.

Sizin el ve ayaklarınızda nasır var mı peki?
Olmaz mı? Özellikle ellerim korkunç durumda. Birisi elimi tuttuğu zaman, tutmasın diye uğraşıyorum... El ele tutuşmak şu an benim için bir kabus. O kadar kötü durumum yani. Ama bu hiç umurumda değil. Böyle olması gerekiyor. Kuvvetli olmak gerek.

Benim çalıştığım ağırlıkları kimse çalışamaz. Ben de çok kuvvetli olduğuma inanıyorum. Koca koca adamlar kıyıya vururken, ben kaçıncı olursam olayım, sonuna kadar mücadele ediyorum. Bu da kuvvet gerektirir. Ben de sürekli çalışarak kuvvetli olabiliyorum. O yüzden ne ellerimi ne de ayaklarımı düşünüyorum.

BURCU RENK KATTI
Siz NTV'deki spor programından ayrılınca, yerinize Burcu Esmersoy geldi. İzleyebildiniz mi kendisini?
Çok az izledim, ama yaptığı programı çok güzel buluyorum. Arkadaşlarım çok güzel bir format oturtmuşlar. Sonuç olarak Burcu daha önceden tecrübesi olan biri. Çok da güzel bir kız. Ekrana çok yakışıyor.

Burcu Esmersoy, başta futbol olmak üzere birçok spor dalıyla yakından ilgileniyor, takip ediyor, araştırıyor. Sizin bu konudaki iddianız nedir?
Futbolu çok seviyorum. Koyu bir Beşiktaşlı'yım. Futbol liglerini sunarken, çok fazla yurt dışı takımlarıyla ilgili değildim. Sonra öğrenmeye ve takip etmeye başladım. NTV'nin spor servisi bana çok yardımcı oldu. Spor spikerliği üzerine özel dersler aldım. Fakat ben, daha çok hazırlamayı seven birisiyim. Sonuçta ne öğrenirsem öğreneyim, verilen bir takım haberler var ve onları okuyorum. Dolayısıyla bu program bana az geldi.

Burcu Esmersoy sizin hayalinizdeki programı yapınca kıskandınız mı peki?
Hayır hiç kıskanmadım. Sörfe başladığım zaman hiçbir şey düşünemiyorum. Eğer benim program yapacağım bir dönemde Burcu bu programı yapsaydı, o zaman belki olabilirdi. Ama zaten sörfe geçiş yaptığım bir dönem olduğu için çok da üzülmedim. Aklım sörfteyden, sörf yaparken hiçbir şeyi takmıyorum. Tabii ki böyle bir program yapmak isterim. Çok güzel bir saatte Burcu'nun programı. Hep benim düşündüğüm gibi bir program yapıyor. Hatta ben, içinde futbol olmayan bir program hazırlayacaktım. Ne futbol ne de basketbol olacaktı. Diğer spor dalları üzerine kurulu bir program hazırlamaktı amacım, bunu da yapacağım...

Sörfteki hedefiniz nedir?
2 yıl sonraki Olimpiyat oyunlarına katılıp, iyi bir derece almak. O bittikten sonra evlilik ve çocuk düşünebilirim... Hayatım hep böyle planlıdır benim.

ARTIK DİZİ FİLM ZAMANI
Oyunculuk yapmayı düşünmüyor musunuz?
Ankara Devlet Tiyatrosu'ndaki önemli bir isimden bir yıl boyunca ders aldım. Bu kadar keyif alacağımı düşünmüyordum. Aslında çok çekingen biriyimdir, ama oyuncu koçum beni açtı. Zaten bu durum, içinizdeki bir takım şeyleri açığa çıkarmakla ilgili. Siz önce kendi duygularınızı tanıyacaksınız ki, sonra o duyguları bir karaktere nasıl adapte edebileceğinizi bulasınız.

Bugüne kadar dizi filmlere bakış açınız nasıldı?
Olumsuz bir şey düşünmüyordum da, sadece kendime güvenmiyordum. "Yapamam" diyordum. Beceremeyeceğime inanıyordum.

Kim kanınıza girdi peki?
Menajerim. Beni oyuncu koçuyla o bir araya getirdi ve "Çağla'yı biraz açın" dedi. Derslerde kendimi tanıyamadım. Mesela hocam bazen "Saçma sapan şeyler yap" diyordu. Ben hayatımda o kadar ciddi olmaya alışmışım ki, saçma sapan ne yapayım diye düşünüyordum. Sonradan öyle bir noktaya geldim ki, çığlıklar atmaya başladım. Şaşırdım yaptıklarıma. Bazen ağlıyorsunuz, bazen gülüyorsunuz. Tuhaf bir durum yani. Psikolojik analiz gibi bir şey bu. Çok farklı bir dünya bence.

Anlaşılan bu yıl ekranlarda göreceğiz sizi?
Çok iyi bir teklif gelirse olabilir.

Hep kontrollü
Hayatınızı hep böyle kontrol altında mı tutarsınız?
Bu çok belli oluyor değil mi? Evet böyleyim. Sadece sörf yaparken her şeyi koyveriyorum. O zaman da inanılmaz rahatlıyorum, huzur buluyorum.

Bu kadar kontrollü olmanızın sebepleri vardır mutlaka...
Var tabii... Çıkan her haberde kendimi çok üzerdim. Şimdi eskisi kadar üzülmüyorum. Çünkü Çağla Kubat'ı artık insanlar tanıdı. Eskiden garip bir alışkanlığım vardı. Bana ne iş yaptığımı sorduklarında, "Mankenlik yapıyorum ama İTÜ Makine Mühendisiyim" derdim. Neden; beni hemen yanlış değerlendireceklerinden korktuğum için.
(Hürriyet/Kelebek)
478
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.