Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Komik seks filmlerinin şen auteur'ü

Komik seks filmlerinin şen auteur'ü

Son derece stilize filmleriyle 'softcore' seks filmlerini sonsuza dek değiştiren meme fetişisti büyük usta Russ Meyer, 82 yaşında öldü. Meyer için hiçbir meme yeterince büyük değildi!

Birine bir mecranın 'kral'ı demek, klişe bir tanımlama olabilir. Ama Russ Meyer öyleydi, gerçekten de softcore seks filmlerinin kralıydı. Bir zamanlar sadece bu alanı ekonomik olarak domine etmekle kalmadı, onun ötesinde türe şekil verdi; 'bir şey'e benzetti. Meyer ilk filmi The Immoral Mr. Teas'i (1959) çektiği sıralarda, pazarın yeraltı kültürünün dışında kalan kısmının başlıca mahsulü, belgesel tadı verilmeye çalışılarak çekilmiş, çıplaklar kampı havasında filmlerdi. Aksiyon pek azdı. The Immoral Mr. Teas'de, Meyer kadınların giysilerinin altındakileri görebilen bir adamın hikayesini anlattı. Tamam bu da kulağa fazla ilginç bir içerik gibi gelmiyor ama, birçoklarına göre, soft ve hardcore film yapımcılığının sonraki 40 yılı, Mr. Teas'in yarattığı dalgayla sürüklendi.

Edepsiz birer şaka
Sonradan Meyer söz konusu alanı tekrar ve tekrar devrim süreçlerinden geçirdi. Hikayeleri detaylandırdı, içine şiddet ve mizah ekledi, ne zaman seyircinin sıkılmış olabileceğini düşünse filmin yönünü değiştiriverdi. Karanlık, neredeyse gotik esintili Lorna (1964), Mud Honey (1965), Motor Psycho (1965) ve Faster, Pussycat! Kill! Kill! gibi filmleri, komedi yönü ağır basan Vixen (1968), Cherry, Harry and Raquel (1969), Beyond the Valley of the Dolls (1970) ve Supervixens (1975) takip etti.

Meyer'in ana teması, koca memeli kadınlarla hımbıl adam karikatürlerinin etkileşimiydi. Filmlerinin kalbinde ise, sinemaya ve anatomisinin özellikle bir parçasına (meme!) olan saplantısı yatıyordu. Memelerle doğru orantılı olarak, Meyer sinemasındaki çoğu unsur, eğlenceli bir gerçekdışılık doğrultusunda groteskti. Aslında edepsiz birer şaka gibilerdi daha çok.

Fakat bu, Meyer'in 'ucuz alt kültürü besleyen sapkın sinemacı' tipine tam olarak oturduğu anlamına gelmiyor. Çünkü söz konusu kategoride pek rastlanmayan biçimde, Meyer'in filmleri çarpıcı bir görsel stilizasyona sahip. Her ne kadar ticari kaygılardan ve pazarlama yöntemlerinden konuşmayı çok seven biriydiyse de, Meyer'in bariz bir estetik tutkusu vardı.

Filmlerini gülünç derecede yapmacık dışses anlatımlarıyla başlatıp bitirmeyi severdi. Kısacası, ürettikleri müstehcen ve karikatürize maceralardan başka bir şeymiş gibi davranmaya çalışmadı hiçbir zaman. Fakat bu, yönetmenlik yeteneğini sergilemesine engel de oluşturmadı.

Meyer'in çok çarpıcı bir kurgu anlayışı vardı. Çoğu kez birbiriyle tezat oluşturan, art arda gelmesi ilgi uyandıran görüntüleri birbirine bağlıyordu. Kurgudan maksimumu alarak, her daim gösterdiğinden fazlasını sunabilmeyi bildi.

Meyer filmlerinde yönetim dışında senaryo, görüntü, kurgu ve hatta dağıtımı bile üstlenebilen gerçek bir auteur ve bağımsız sinemacıydı. Bağımsız yapımlarında bir koyup on alarak gerçekten çok ama çok zengin oldu. Fakat stüdyolarla ufak bir flört de yaşadı.

Senaryosunu ünlü film eleştirmeni Roger Ebert'la birlikte yazdığı Beyond the Valley of the Dolls, sinema tarihinde büyük bir stüdyo tarafından sunulan, seks istismarı üzerine kurulu ilk film ünvanını taşıyor. İşin garip yanı, büyük bütçe Meyer'a ticari anlamda yaramadı. Beyond the Valley, Meyer'in en az para getiren filmlerinden biri oldu. Aynı zamanda yakın dostu olan Ebert'la ilgili olarak, (hepsi birbirinden eğlenceli olan) söyleşilerinden birinde şöyle demişti: "Karısı benden pek hoşlanmıyor. Benimle takılınca bir haltlar yiyeceğinden korkuyor. Ki bence bu harika bir fikir. Onun iyi vakit geçirmesi, karısını aldatması, bütün bunlar fikir olarak benim çok hoşuma gidiyor."

Hemingway'le geneleve...
Birçok söyleşisinde, Meyer'in son derece komik biçimde 'pis ihtiyar'ı oynayışına tanık olabilirsiniz. Gerçek nedir bilinmez ama, Ebert'a göre Meyer hiç de öyle biri değildi; setlerinde ortamın seks partisine dönmesine izin vermezdi. Meyer de örneğin Los Angeles'ın striptiz kulüpleri ve Playboy'dan topladığı oyuncuları seçerken, onları "Benimle seks yapmak zorunda değilsin," diye rahatlattığını söylese de, filmcilik sayesinde tonla koca (yahut devasa!) memeli kadınla birlikte olmayı başardığını da belirtiyor.

Kendisini kadınları istismar eden bir seksist olarak görenlere cevabı ise şöyle: "Ne zaman bir Meyer filmi çıksa, kahramanları kadınlar oluyor. Ortamı onlar yönetiyorlar; erkekler ise sadece ahmak tipler oluyor. Eleştiriliyorum ama bakın bana. Ben iyi vakit geçiriyorum. Kızlar iyi vakit geçiriyor ve üstelik kalçalarını sallamaktan başka bir şey yapma fırsatları oluyor."

Bu arada Meyer, en meşhur filmi, üç vahşi ve görkemli kadının kadın-erkek demeden önlerine çıkana eziyet ettikleri Faster, Pussycat! Kill! Kill!'le Thelma ve Louise'in bağlantısını reddettiği için Ridley Scott'a fena kızgın. "O Ridley Scott denen herif! Pussycat'in kendi filmiyle ilgisi olmadığını söylüyor. Onunla bir ara bu meseleyi başbaşa konuşmamız lazım!" Pussycat kimilerine göre feminist bir film, kimilerine göre değil. Meyer ilk grupta yer alıyor ve filmin kült yıldızı Tura Satana'nın da kesinlikle koyu bir feminist olduğunu söylüyor (Satana sette de en az filmdeki kadar otoritermiş bu arada.)

Seks sinemasının şen auteur'ü Russ Meyer, akciğer iltihabı sebebiyle, 18 Eylül günü, 82 yaşında öldü ve tuhaf hikayelerle dolu, hakikaten ilginç bir hayatı geride bıraktı. Çocuk yaşlarda çektiği 8mm filmlerle ödüller kazanmıştı. Fakat endüstriye dolaylı ilk adımlarını, II. Dünya Savaşı sırasında Amerikan ordusuna bağlı savaş kameramanı olarak attı ("Savaşı sevmiştim. Sonsuza dek sürsün istedim.") General Patton'ın yanında yaptığı çekimlerin bir kısmı, Patton filminde de kullanılmıştı. Bekaretini savaş yıllarında, Ernest Hemingway'in önayak olmasıyla, Fransa'da bir genelevde kaybetti ("Bana 15 kadın gösterdi, birini seç dedi. En büyük memeli olanını seçtim.") Savaş sonrasında Amerika'ya dönünce, uzun süre Playboy'da fotoğrafçı olarak çalıştı.

Hayatının geri kalanını ise seks filmleri üretmeye, kadınlara ve iyi vakit geçirmeye adadı. Pornografiye ise bulaşmadı. Çünkü: "Porno sinemalarında yer alıp mafyayla iş yapmaktansa, normal sinemalarla çalışıp kârı kendime saklamayı tercih ederim. Ayrıca açıkçası, bel altında olup bitenler görsel açıdan o kadar eğlenceli değil." Dediğimiz gibi, Russ Meyer için önemli olan, estetikti.
(Radikal Cumartesi)
882
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.