Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

'Kar' fırtınası ABD'yi de sardı

'Kar' fırtınası ABD'yi de sardı

Orhan Pamuk'un romanı 'Kar', ABD'de yayımlanır yayımlanmaz New York Times Book Review'a kapak oldu. Margaret Atwood imzalı yazıda 'Kar' çağımıza dair önemli bir kitap olarak sunuluyor. Dergi, Orhan Pamuk röportajına da yer verdi.

Orhan Pamuk, ABD'de yeni yayımlanan romanı 'Kar'la, The New York Times'ın kitap eki Book Review'a kapak oldu. Yazar, üç yıl önce de bir önceki romanı 'Benim Adım Kırmızı' ile aynı yayına kapak olmuştu. The New York Times Book Review, bu kez alışılmadık biçimde, bir söyleşi ve Margaret Atwood imzalı yazıyla birlikte 'Kar'a üç tam sayfasını ayırdı. Book Review'ın editörü Alexander Star'ın telefonla yaptığı söyleşi, Orhan Pamuk'un politik bir roman yazmasına odaklanıyor. Bush'un kendisini yanlış alıntıladığını anlatan Orhan Pamuk, roman sanatına ilişkin soruda 'yeni roman'ın Çin, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerde doğacağını söylüyor.

'Uğruna ölünecek başörtüler'
'Uğruna ölünecek başörtüler' başlığını taşıyan yazının ilk satırlarında Margaret Atwood, Pamuk'un kitabı için, "Türk yazar Orhan Pamuk'un bu yedinci romanı sadece hikâye oluşturma sanatının çok sürükleyici bir örneği değil, aynı zamanda çağımızı anlatan çok önemli bir kitap," diyor. Yazı şöyle devam ediyor: "Türkiye'de Orhan Pamuk bir tür rock yıldızı, guru, teşhis uzmanı ve politik uzman gibi; Türkiye toplumu onun romanlarını kendi nabzını tutar gibi okuyor. Avrupa'da da büyük itibarı varı: Verimli ve bol entrikalı altıncı romanı 'Benim Adım Kırmızı', uzun ödül listesine 2003 Dublin Impac Edebiyat Ödülü'nü de eklemesini sağladı.

Orhan Pamuk, Kuzey Amerika'da daha iyi tanınmayı hak ediyor. Romanlarıyla İslam ve Batılılaşma yanlıları arasındaki çatışma üzerinde durduğu sürece de daha iyi tanınacak, bu kesin. 1990'larda geçmesine ve 11 Eylül 2001'den önce başlamasına rağmen 'Kar', köktendinci analizlerinde ve baskı, isyan, komplo ve şiddetin doğasına dair tasvirlerinde müthiş ileri görüşlü bir roman. Orhan Pamuk'un diğer romanları gibi 'Kar' da bölünmüş, umutlu, kederli, mistik Türk ruhunun derinliklerine bir seyahat gibi."

Romanın oyunlu bir farsla korkunç bir trajedi arasındaki çizgide ilerlediğini yazan Atwood, Orhan Pamuk'u, 'Labirent Erkek Romanı' janrına dahil ediyor. Bu janrın De Quincy, Dostoyevski ve Conrad'dan başlayıp Kafka Borges, Marquez, De Lillo ve Paul Auster'la sürdüğünü anlatıyor. Atwood'un Orhan Pamuk'a dair ilginç tespitlerinden biri de bu kitabında 'kadın'ın daha önceki hiçbir romanında olmadığı kadar merkezi bir önem kazandığı...

Atwood'un yazısı şu satırlarla sona eriyor: 'Kar' Orhan Pamuk'un uzun soluklu projesinin en yeni adımı: Ülkesinin varoluşunu anlatmak. Tüm dokunaklı felaketleriyle birlikte mükemmel bir 'Kars' çizilmiş, fakat Karslılar 'Orhan'ın kendilerini romanlaştırmasına direniyorlar. İçlerinden biri Orhan'dan, okura kendileri hakkında söylediği hiçbir şeye inanmamalarını söylemesini rica ediyor. Çünkü 'Hiç kimse bizi o kadar uzaktan anlayamaz'. Bu Orhan Pamuk'a ve dikkate değer sanatına olduğu kadar bize de bir meydan okuyuş. Türkiye'de 2002 yılında yayımlanan 'Kar'da Pamuk bir tipiyle yolları kapanan Kars'ta İslamcılar ile Kemalistler arasında yaşanan çatışmayı ve yerel bir askeri darbeyi anlatır.

İslamcılardan ve ordu yanlılarından tepki aldım
'Kar'ı Türkiye'de yayımlarken bir sorunla karşılaştınız mı?
Kitabı yayımlamadan önce, arkadaşlarıma ve yayıncıma tartışmalı politik bir roman yazdığımı söyledim ve 'bunu hukukçuya göstermemiz gerekir mi?' diye sordum. "Hayır, hayır, hayır, şimdi Türkiye Avrupa'yla yakınlık kurmaya çalışıyor ve artık sen ulusal ve uluslararası ölçütlerde 'ünlüsün', böyle bir şeye gerek yok" dediler. Bir süre sonra yayıncıma kitabı verdim. Bir hafta sonra aradılar, kitabı okuduklarını sevdiklerini ama bir hukukçuya okutmak için iznimi istediklerini söylediler. (...) Neyse ki kötümser tahminlerin hiçbiri gerçekleşmedi. Ülke kitabı gayet ciddi biçimde tartıştı. İslamcıların yarısı ve orduyu destekleyenler bana saldırdılar. Başıma hiçbir şey gelmedi, açıkçası her şey tahmin ettiğim şekilde gelişti. (...)

George Bush NATO zirvesi için İstanbul'dayken, Batı'yla Doğu arasında köprü olan 'büyük bir yazar' olarak size referans verdi. Ortadoğu'daki insanların 'doğuştan gelen özgürlük' haklarını kullanmaları yolunda Amerika'nın bölgede çaba harcadığı görüşünü savunurken sizin dünyadaki tüm insanların benzerliği yönündeki sözlerinizden alıntı yaptı. Ne düşünüyorsunuz, neyi kastettiğinizi anlamış mı?
Bence George Bush, bu savaşla Batı ve Doğu arasına pek çok mesafe koydu. Tüm İslami toplumu hiç gerek yokken Amerika ve Avrupa'ya karşı kızdırdı. Bu insanlara pek çok dehşetli, zalimce, gereksiz acılar yaşatan, Batı ve Doğu arasındaki gerilimi artıracak şeylerin yolunu açtı.
Hiçbir zaman olmamasını dilediğim şeyler bunlar. Kitaplarımda her zaman Batı ve Doğu denilenler arasında bir tür uyum aramışımdır. Kısacası, yıllardır kitaplarımda yazdıklarım yanlış alıntılandı ve yapılanlar için bir tür özür niyetine kullanıldı. Ve yapılanlar zalimce şeylerdi.
(Radikal)
529
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.