Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Kadınlar neden suç işler?

Kadınlar neden suç işler?

Cezaevindeki kadınların ailevi ve çevresel baskılardan bunalıp, tamamen bunlardan kurtulma içgüdüsüne dayalı suç işlediği ortaya çıktı.

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Meltem Onay Özkaya, Ege Bölgesi'ndeki üç cezaevinde mahkumlar üzerinde yaptığı araştırmanın sonuçlarını rapor haline getirdi.

Bulgularının çok ilginç olduğunu söyleyen Özkaya, cezaevlerinin bir an önce kimlik değiştirip, rehabilitasyon merkezi haline getirilmesi gerektiğini söyledi.

Adalet Bakanlığı'ndan aldığı özel izinle geçen Eylül ayında başladığı araştırmasını üç ayda tamamlayan ve Buca, Muğla, Ödemiş cezaevlerinde toplam 85 kadınla görüşen Özkaya, "Gördüklerim, önyargılarımızın ne kadar yanlış olduğunu ortaya koydu. Cezaevlerindeki kadınların büyük bölümü ailevi ve çevresel baskılardan bunalıp, tamamen kurtulma güdüsüne dayalı suç işliyor. İşlenen suçların da yine büyük çoğunluğu adam öldürme veya yaralama" dedi.

Kadınların suç işleme oranlarının erkeklere oranla düşük olduğunu belirten Özkaya, araştırmasının sonuçlarını şöyle özetledi;

"Kadınlarda suç işleme yaşı 21- 40 arası. Bunların yüzde 47.2'si kent kökenli. Yüzde 16.5'i okur yazar değil, ama yüzde 7.1'i üniversite mezunu. Yüzde 46'sının mesleği işçilik. Yüzde 21'i ise ev hanımı.

Yüzde 31'lik kesimin geliri yok. Buna karşın yüzde 29.4'ünün geliri 400 milyon liranın üzerinde. Bu insanlar en dinamik oldukları yaşlarda, baskı ve sorunlardan bıkıp suç işliyor, hapse giriyor."

Çiçek kursu var, çiçek yok

Cezaevlerinin, varoluş amaçları olan ıslaha kesinlikle uygun olmadığını anlatan Özkaya, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

"Çiçek kursları açılıyor, ama kadınlar malzeme alamadıkları için kursa katılamıyor. Bu kadınların, cezaları sona erdiğinde ekmeklerini kazanabileceği kurslar açılmalı.

Bu yönde çok ilginç verilere de ulaştık. 85 kadından 26'sı konuya ilgisiz kalırken, 16'sı el işi, 6'sı bilgisayar, biri matematik, 12'si kuaförlük, 2'si resim ve boyama, 2'si müzik, 11'i biçki- dikiş, 6'sı okuma- yazma, biri muhasebe, biri halı- kilim dokuma, biri ise sağlık teknisyenliği kursu istedi.

Ancak bu kadar farklı kurs isteğinin yanında, özellikle hukuki haklarının kendilerine anlatılmasını istiyorlar. Sivil toplum örgütleriyle Adalet Bakanlığı'nın bu konuda işbirliğine gidip, bu tür kurslar açarak, maliyetini de üstlenmeleri şart."

Yoksulluk suça itiyor

Eğitim durumlarına göre en büyük yığılmanın ilkokul mezunlarında olduğunu belirten Meltem Onay Özkaya, "Öğretim düzeyinin düşüklüğü kadının suç işlemesinde önemli etken. Kadınların erkeklere oranla ekonomik bağımsızlık oranlarının düşüklüğü de göz önüne alındığında ancak eğitimle bu tür sonuçların önüne geçilebileceği anlaşılıyor. Devlet eğer eğitime yatırım yapmazsa, daha bir çok cezaevi yapması gerekecek" diye konuştu.

Cezaevinde toplam kalite

Cezaevlerinde "Toplam Kalite Yönetimi" anlayışıyla insan faktörünü ön plana çıkaran bir anlayış gözetilen bir sistem oturtulmasının gerekliliğine de değinen Özkaya, "Kimseye suçluyu ödüllendirsinler demiyoruz. Ancak önce insan olduğunu unutmamak gerekir. Toplam kalite yönetiminin cezaevlerine oturtulması ve tamamen insana dayalı bir mekanizmanın hayata geçirilmesi şart. Cezaevlerinde psikoloğundan, sağlık ve sosyal hizmetlere kadar tüm hizmet alanı, insana yakışır ve teoride kalmayacak biçimde düzenlenmeli. Tam bir rehabilitasyon hizmeti verilmeli" dedi.
683
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.