Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Burkayı attı kamerayı aldı

Burkayı attı kamerayı aldı

Marie Ayup, Taliban rejimi bittikten sonra bir kursta kamerayı öğrendi, sonra da eline alıp hemcinslerine 'Anlatın yaşadıklarınızı' dedi.

27 yaşında genç bir Afganlı Marie Ayup. Ama örselenmiş bir yaşamın izi var gözlerinde. Yıllarca burkanın arkasından bakmış hayata. Taliban, tüm Afgan kadınları gibi onun da hayatının üzerine kalın bir örtü örtmüş. Yok saymış onu ve onun gibileri. Ama Marie artık o örtüyü kaldırıyor. Yaşamını zindana çevirenlere inat var ediyor kendini.

Marie ve arkadaşları hayatlarında ilk defa kamerayı ellerine alıp kendilerini, kendilerinin Afganistan'ını, yani bildiğimiz bir coğrafyanın bilinmeyen hikâyelerini anlatıyor bize. Hikâyenin adını da 'Peçenin Arkasından Afganistan' koyuyorlar. Dünyanın pek çok festivalinde anlatılan bu hikâyeyi biz de !f İstanbul'da dinledik.

Doktor olmak istiyordu
Kâbil'de evlere hapsedilmiş kadınlardan bazılarının 2002'nin Haziran'ında Aina Afgan Medya ve Kültür Merkezi'ndeki gazetecilik kursuna katılmasıyla başlıyor her şey. Kursa katılan kadınlar ellerine kamerayı alıp mikrofonu hemcinslerine uzatıyorlar. 'Anlatın yaşadıklarınızı' diyorlar. Marie Ayup de bu kadınlardan biri.

Aslında o doktor olmayı istiyormuş. Tıp fakültesine girip eğitim almaya başlamış. Ama bir gün, tüm Afgan kadınları gibi 'burkaya kapatılmış'. Böylece okulu bırakmak zorunda kalmış. Okuma yazma bilmeyen annesiyle birlikte ev hapsi günleri başlamış. "Taliban rejimi bizi eve hapsetti. Bütün kadınlar depresyona girdi. Evde oturmak dışında pek bir seçeneğiniz yoktu. Sokakların boş olduğunu bildiğim halde dışarı çıkmaya korkuyordum."

Sırf kadın olduğu için korkuyla yaşamaya mahkûm ediliyor ama çilesi bitmiyor. Babası mücahitler tarafından öldürülüyor. Mühendis ve fotoğrafçı iki abisi ve annesiyle Kâbil'deki yaşamı iyice kâbusa dönüşüyor. O günleri andıkça irkiliyor Marie. Fazla konuşmak istemiyor. Sadece "Zindan gibiydi. Bir daha yaşamak istemem" diyor.

'Duygularım karışıktı'
Taliban rejiminin yıkılmasından sonra az da olsa rahat bir nefes alıyor Marie, tüm Afgan kadınları gibi. Aina Afgan Medya ve Kültür Merkezi'ndeki gazetecilik üzerine verilen kursa katılıyor. Kurs arkadaşlarından biri bir projeden bahsediyor. Marie de başvuruyor projede yer almak için. Sonra kamerayı alıp yollara düşüyorlar. "Kamerayı ilk elime aldığım zaman heyecandan titredim. Bu projede yer almanın getirdiği mutluluğu yaşıyordum. Ama bir tedirginlik de vardı üzerimde. Yani duygularım biraz karışıktı."

Tabii kolay olmuyor onlar için çekim yapmak. Çünkü çoğu Afgan, kameranın bir Hıristiyan icadı olduğunu düşündüğü için tepki gösteriyor. Ama böyle düşünmeyenler Marie ve arkadaşlarına yardım ediyor. Hatta kimisi, Marie onlara 'açık fikirli erkekler' diyor, çekimler sırasında korumalık yapıyor. Film bittikten sonra Afganistan'da evlerde gösterimler yapmışlar. Ama erkeklerin pek hoşuna gitmemiş film. Belli ki kafalar hâlâ değişmemiş ama değişeceğini düşünüyor Marie.

Evvelden beri Marie'nin sinemayla arası iyiymiş. Eskiden her gün bir Bollywood filmi izlediğini söylüyor. Ama artık sinemayla ilişkisi sadece film izleme üzerine kurulu değil. O artık bir yönetmen. Söyleyecekleri var ve bunu beyazperdede dillendirmek istiyor. Yeni filmler çekmek istiyor.
(Radikal)
371
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.