Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Avrupa yolundaki satırarası engeller

Avrupa yolundaki satırarası engeller

AB Komisyonu İlerleme Raporu'nun satır araları Türkiye'nin kanıksadığı çarpıklıkları sergiledi. Raporda, Sağlık Bakanı Durmuş'un bekaret yönetmeliğinden elle kaydedilen ulusal veri tabanlarına ve çöp sorununa kadar çözümsüz sorunlar yeraldı.

Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye İlerleme Raporu, Türk insanının artık kanıksadığı trajikomik gerçekleri bir kez daha yüzümüze vurdu.

Raporda, "bekaret" yönetmeliğinden, elle kaydedilen ulusal veri tabanlarına, insan kaçakçılığından, çingene sorunlarına kadar yıllardır halledilmeyen "büyük" sorunlar yer aldı.

İnsan hakları konusunda imzaladığı anlaşmalarla Güney Kıbrıs Türkiye'ye "10 sayı" fark attı.

AB Komisyonu İlerleme raporu, ilk bakışta Türkiye'yi yalnızca siyasi kriterleri yerine getirmemekle eleştiriyor gibi gözükse de satır araları sosyal yaşama ilişkin birçok çarpıklığı gözönüne seriyor.

AB'nin "kaygılandığını" ifade ederek Türkiye'yi "daha çok çabalamaya" çağırdığı bazı satırlar söyle:

- NAMUS CİNAYETLERİ: Sözde namus cinayetlerini de içeren aile içinde kadına yönelik şiddet konusu, endişe uyandıran konulardan biri olarak kaldı. Bu tür suçları işleyen kişilere cezayı hafifletmek için başvuru yapma hakkını veren yasa hala uygulanabilir.

- EV ÇÖPLERİ: Atık yönetimi Türkiye'deki en sorunlu alanlardan biri. Özellikle de evlerde oluşan çöplerin yüzde 93'ü kontrolsüz bir şekilde atılıyor. Müktesebata uyum için Türkiye'nin önemli bir çaba göstermesi gerekiyor.

- ELLE TUTULAN KAYITLAR: Balıkçılar ve balıkçı gemilerine ait lisanslar, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın taşra yöneticileri tarafından kayıt defterlerine kaydediliyor. Ulusal bir veri tabanı oluşturmak için kayıtları bilgisayar sistemine geçirmek hedeflenmelidir.

- BEYAZ TİCARETİ: Türkiye, insan kaçakçılığı konusunda hem hedef hem de transit ülke olma durumda. Romanya, Ukrayna, Rusya, Moldova, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan'dan gelen kadın ve kızlar Türkiye üzerinden pazarlanıyor.

- GIDA KONTROLÜ İKİ BAŞLI VE YETERSİZ: Gıda yasasıyla ilgili olarak Türkiye'nin AB müktesebatıyla uyum sağlaması için daha çok çalışması gerekiyor. 1997 yılında tasarlanan `Gıda denetimi artırma projesi' halen uygulanmıyor.

Gıda sektörü çalışanlarının yönetimsel sorumluluğu da kontrolü de Sağlık Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı arasında paylaştırılmış. Topluluk yasalarıyla uyum için yönetim yapısının güçlenmesi gerek. Özellikle var olan labaratuarlar gerekli olan analizleri yapmaya yeterli değil.

Gümrüklerde ürünlerin güvenlik kontrolü konusunda Türkiye'nin kendine ait bir piyasa altyapısını kurmaya ve yetkililerle yönetsel işbirliğini geliştirmeye ihtiyacı var.

- İSTATİSTİKLER EKSİK VE KALİTESİZ: İstatistik konusunda, Türkiye ile Eurostart arasında başlayan işbirliği dışında, geçen yıllar boyunca bu alanda hiçbir somut ilerleme kaydedilmedi. Türkiye'nin istatistik sistemi AB'den tamamen farklı.

Bu, istatistiksel altyapı, demografik ve sosyal istatistikler, bölgesel istatistikler, iş istatistikleri, ulaşım istatistikleri, dış ticaret istatistikleri, tarım istatistikleri gibi birçok alanı kapsıyor. Bütün bu alanlarda metadoloji, kalite ve mühtesebat ile uyumu başarabilmek bilgilerin tamamlanması gerekmektedir.

- BEKARET YÖNETMELİĞİ: Sağlık Bakanı, sağlık sektöründeki öğrencilerin disiplin rejimlerine ilişkin bir değişiklik sundu. Bu değişikliğe göre, cinsel ilişkiye giren öğrenciler veya fahişelik yapanlar okullarından kovulacaklar. İstanbul Barolar Birliği, Eylül 2001'de bu yönetmeliğe karşı yargı sürecini başlattı.

- ALEVİLERİN SORUNLARI DURUYOR: Gayri-müslim toplulukların durumlarında bir gelişme yok. Alevilere devletin yaklaşımı değişmedi. Alevi konusu Diyanet İşleri Başkanlığı'nda ele alanmadı.

Alevilerin, okullardaki zorunlu din eğitimi, Alevi kimliğini görmezden gelen okul kitapları, yalnızca sünni müslümanlara yönelik cami ve dini vakıflar için finansal destek sağlanmasıyla ilgili şikayetleri var.

- PAPAZLAR TÜRKİYE'YE ERİŞEMİYOR: Hıristiyan kiliseleri özellikle mülk sahipliği konusunda zorluklarla karşılaşıyorlar. Ortodoks Seminary Ruhban Okulu'nun kapandığı 1971 yılından bu yana hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Birçok kilisenin resmi statüsünün tanınmaması, papazların Türkiye'ye erişimine sınır getiriyor.

- GÖÇMENLER: Türkiye'deki göç hareketleri konusunda ciddi bir kaygı var. Yetkililer 2000 yılında 94 bin 514 yasadışı göç olduğunu, bu rakamın 1995 yılıda ise 11 bin 362 olduğunu kabul ediyorlar. 2001 yılının ilk 5 ayında yasadışı göçmen sayısı önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28 arttı.

- ÇİNGENELER: Türkiye, "Ulusal Azınlıkların Korunması için AB Konseyi Çerçeve Konvansiyonu"nu onaylamadı ve 1923 Laussane Barış Anlaşması'nda yer alan azınlıkların dışında kalan azınlıkları tanımıyor.

Romen veya diğer çingenelerin kültürel birliklerinin yaptıkları sürekli girişimler sonrası, Kültür Bakanlığı Temmuz 2001'de yine aynı Bakanlık'ça 2000 yılında basılan ve Türk Romenlerini aşağlayan bir dille yazılmış kitaba el koyarak satışını yasakladı.
383
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.