Mahmure

Emre Canpolat’la Gezi Parkı Üzerine…

Güncellenme tarihi: 20.06.2013 17:31
*Bu yazı Taksim Gezi Parkı’ndaki bir ağaçtan ilham alınarak yazılmıştır…

Tohumun ağaç olma, bir kadının erkeğiyle bir olma hikayesi…

Bi’ şekilde tohum girer kimyamıza, sonra hikaye başlar.

İlkbahardır aşkımızın canlandırmak için yaptığımız sürprizler, sonbahardır zorunlu ayrılıklar, iş seyahatleri… Kış; ilişkinin sınanma mevsimi… Eğer aşıp hala birbirine hala tutunabiliyorsan dokunmaz sonra sana ne Balkanlardan gelen soğuk hava akımı ne de yüzyılın en sıcak günleri.

Misafirlerinizi, arkadaşlarınızı ağırlarsınız gölgenizde. İlişkini ne kadar özgürce büyütmüşsen, dallarından, huzurundan faydalanır çevrendekiler.

Olmaz köklü ilişkilerde zamane sözü “biraz ara verelim”. Aradaki bağ, bir arada olmak toprak ve ağacın yani kadın ve erkeğin en büyük zenginliğidir. Ağaç, sıkı sıkı bağlıdır toprağa, içine işler, her noktasına daha da ince köklerini salar ki sağlamlaşsın ilişkileri, sağlamlaşsın benliği.Birbirinin aynısı değil de tamamlayıcısıdır. Biri gölgesiyle besler torağı, diğeri suyu biriktirir eşinin ihtiyacı olduğunda vermek için. Büyük özveri, ince ilişki…

İlkbaharda ağaç çiçeklenir de süslenir, yağmur yağınca da toprak salar mis gibi kokusunu. Aşk bu! tutkusu oldukça hayatındaki kişiyi etkileme süreci hiç bitmez.

“Hayat boyu mutlu yaşadılar” la biten hikâyeler işte hep böyle birleşmenin sonucu belki de. Mutlu yaşarlar ta ki dış etkenler onları ayırıncaya dek.

Mutlu ilişkileri görmek için etrafımızda bir kadın bir erkek aramamalı. Bu ilişkiler bizi bazen parkta bulur. Görmeli sadece ruhları.

Taksim Gezi Parkı’nda yaşanılan, hepimizi üzen, direnç gösterdiğimiz olaylarda kimse hiç fark etmedi ama belki de ne çok mutlu beraberlikleri bozdular. Göremediler ruhları, dışlarına yaydıkları, huzuru.

Gezi Parkı’nda direniş öncesi toprağından ayrılan ağaçlardan bir tanesi ise diğerlerinden farklı… Onun hala Taksim Gezi Parkı’nda yaşadığı ve hayatta olduğu düşünülüyor.

Ben bu konuda tamamen kötümserim. Olmayacak o ağaç artık eskisi gibi, kendimden biliyorum. Açmayacak eskisi gibi çiçekleri, toprağa salmayacak köklerini öyle eskiden olduğu gibi. Ya bir daha ayrılmamak için daha acımasız davranacak kendine, zorlayacak güçlü olmak için ya da baştan bırakacak, inancını umutları.

Zorlamak mı lazım eskisine dönmek için, bırakmak mı lazım işin başında bilmem ama eskisi gibi olmayacak o kesin!

Araya ayrılık giren iki sevgili artık onlar. “Bırak zaman aksın” lar kalbi rahatlatmaz ama yaşamalarına da engel olmaz. Kirlendiğini, beyazın içine siyah katıldığını düşünür, yine de beyazmış gibi davranmaya devam ederler. Hükumet ve halk gibi… Artık ne kadar zorlasan da yeni gün bir önceki günler gibi olmayacak.

Toprak ve ağacı ayırdıkları gibi %50′lik birimlerle halkı birbirinden ayırmayı planladılar, planları tutmadı. Birbirini tanımayan kalpler bir araya geldi, TOMA’lara karşı yan yana direndi.

Taksim Gezi Parkı’nda yaşadığı bi’ olayı anlattı ilk Emre Canpolat, ilham aldım anlattıklarından. Ben benim “ağacımı, toprağımı, ilişkilere bakışımı” anlattım sıra Emre Canpolat’ta.

3696
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.