GeriCinsellik Her yaşın tadı ayrı...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Her yaşın tadı ayrı...

"Cinsellik insanlığı mutlu etmek için varolmuş bir eylem olmasına rağmen sorunları da beraberinde getirir."

Yaşamı devamlı kılan müthiş bir zevktir, cinsel yaşam... Yan etkisi olmayan bir mutluluk hapı, içimizden doğan müthiş bir kaynak. Her insanın yaşaması gereken fizyolojik ve psikolojik bir ihtiyaç! Üstelik sanılanın aksine, ilerleyen yaşla birlikte bu zevk azalmıyor; her dönem ayrı bir güzellikte yaşanıyor. Genç kadın, 20'li yaşlarda cinselliği keşfetmeye çalışırken, 30'lu yaşlarda vücudundaki erojen bölgeleri tanımanın ve partnerini nasıl baştan çıkaracağını bilmenin keyfini çıkarıyor. 40'lı yaşlarda da bu zevk devam ediyor. Sağlıklı bir kadın, 20 - 40 yaşları arasında haftada ortalama 1 - 4 kez cinsel ilişkiye giriyor. Bu oran, kadından kadına değişebiliyor. Hatta aynı kadında farklı zamanlarda, başta stres olmak üzere, çeşitli faktörlerden dolayı, ilişki sıklığı geçici olarak artabiliyor veya azalabiliyor. Yine kişilik yapısı olarak bazı kadınlar cinselliğe "düşkün" olurlarken, bazılarına göre cinselliğin önceliği alt sıralarda yer alabiliyor. Burada önemli olan, kadının cinselliğe olan arzusundan memnun olup olmadığı tabii ki. Ancak her dönem kendine özgü sorunları da beraberinde getiriyor!

20'li yaşlar

Kadın orgazm arayışında

Korkular, belirsizlikler, utançlar, şüpheler ve hayalkırıklıkları... Özellikle ilk tecrübe, genç kızların büyük bir çoğunluğu için tam bir hayalkırıklığıyla sonuçlanıyor. Çünkü genç kızlar ilk cinsel ilişkilerini genellikle kendi vücutları hakkında pek fikir sahibi olmadan yaşıyor. Cinsellik konusundaki problemlerin bir çoğu, kadın ve erkeğin hem kendi hem de karşı cinsin vücudunu yeterince tanımamasından kaynaklanıyor. Hiç şüphesiz ki bu durum, cinsel ilişkiyi olumsuz yönde etkiliyor. Ayrıca kadın genital organlarının uyarılması, penisin uyarılmasından çok daha karmaşık. Dolayısıyla cinsel ilişkiden zevk alabilmek için hem kadın hem de erkeğin belli bir tecrübe edinmeleri gerekiyor. Diğer temel nokta ise 'orgazm'. Ancak tam bir birleşme sırasında ulaşılan vajinal orgazmı yaşamak, hangi yaşta olursa olsun zor. Bunun nedeni ise çok basit; vajinal mukoza çok duyarlı bir bölge olmadığı için ön sevişme çok kısa tutulur ya da aceleye getirilirse, kadının doyuma ulaşması zorlaşıyor. Bu durumda kendinizi sağlıksız, yetersiz ya da şanssız hissetmeyin. Orgazmı fazla büyütmemeniz daha gerçekçi bir tutum. Aksi takdirde beyin sadece orgazma ulaşmaya konsantre oluyor ve cinsel yaşamda gerginlik ya da tatminsizlikler yaşanıyor.

Ne yapmalı?

* Tecrübesizliğinizden kurtulmak için vücudunuz üzerinde keşfe çıkın ve nelerden hoşlandığınızı, hangi bölgelerinizin daha hassas olduğunu belirleyin. Vücudunuzu tanıdıkça, aslında son derece normal bir yapıya sahip olduğunuzu farkedecek, cinsel ilişkiden çok daha fazla zevk alacaksınız.

* Yatak odasındaki buluşma, korku, endişe ve güvensizlik kaynağı olmaya devam ediyorsa, partnerinize hissettiğiniz tedirginlik ve sıkıntıyı açıklayın. Utancınızı ve korkunuzu itiraf ederek içten davranabilir ve mutlu bir ilişki için çok daha elverişli bir ortam sağlayabilirsiniz.

* Cinsel eğitimle ilgili kitaplar okuyun. Hem kendi hem de partnerinizin bedeni hakkında fikir edindikçe cinselliğe olan yaklaşımınız da değişecek.

30'lu yaşlar

Altın Çağ başlıyor

30'lu yaşlar, kadınlık hormonu östrojenin en sağlıklı çalıştığı dönemi ifade ediyor. Bu yaşlarda kadın vücudundaki erojen bölgeleri tanımanın ve partnerini nasıl baştan çıkarabileceğini keşfetmenin keyfini özgürce yaşıyor. Cinsel birleşme sırasında orgazma ulaşamadığında kendini suçlu ya da yetersiz hissetmiyor. Cinsel yaşamındaki yasakları kaldırıyor; okşamalar, öpmeler, masajlar ve oral ilişkiyle erotizmi hiçbir sıkıntı duymadan yaşayabiliyor. Ayrıca partnerine isteklerini ve sıkıntılarını söylemekten de çekinmiyor. Bu durumda cinsel tatmin her iki taraf için de büyük bir zevke dönüşüyor. Ancak 30'lu yaşların sonlarına doğru seks hormonlarının düzensizleşmesi nedeniyle adet dönemi öncesi sıkıntıları yoğunlaşıyor; baş ağrıları, sinirlilik, huzursuzluk ve tahammülsüzlük gitgide artan dozlarda görülmeye başlıyor. Ayrıca bu yaşlarda her şeyden önce kadının anne olmasıyla birlikte cinselliği ikinci plana atma, reddetme tehlikesi de yaşanabiliyor. Peki ya hamilelik boyunca seks yapılır mı? Elbette, ama dikkatli olmak koşuluyla... Oysa çiftler, genellikle bazı psikolojik nedenlerden ve bebeğin sağlığına zarar verebilir gibi yanlış bilgilerden dolayı cinsel ilişkide bulunmamayı tercih ediyor. Ayrıca kadının karnı burnundayken nasıl bir pozisyon uygulanması gerektiği konusunda da bilgisiz olabiliyorlar. Oysa hamilelikte cinsel ilişki, her iki taraf için de çok faydalı. Özellikle hala arzu edildiğini hissetmek kadını psikolojik olarak rahatlatıyor ve sıkıntıdan, stresten arındırıyor.

Ne yapmalı?

* Ev, iş ve aile üçgeni arasında yaşanan yoğun trafik nedeniyle cinsel soğukluk oluşmaya başlamışsa, bir uzman yardımı almayı ihmal etmeyin.

* Sık sık partner değiştiriyorsanız, herhangi bir hastalık riskine karşı, her 6 ayda bir doktor kontrolünden geçin.

* Cinsel soğukluk oluşmaması için, vajinal enfeksiyonlar ya da vajinismus gibi sinyalleri dikkate alın ve bir uzmana başvurun.

* Hamilelik döneminde mutlaka cinsel birleşmeye girmek gerekmiyor. Duyarlı bögeleri uyarmak ve ön sevişmeyi uzatmak gibi alternatifler de seks hayatına renk katıyor.

* Annelik, cinsel hayatınıza son vermek anlamına gelmemeli. Eğer çocuğunuzu tek başınıza bakmakta zorlanıyorsanız bir bakıcı tutabilirsiniz. Bazen de iş çıkışında çocuğunuzu annenize bırakarak romantizmi yeniden keşfedebilirsiniz.

40'lı yaşlar

Zevk devam ediyor

Uzun yıllar birlikte yaşamanın sonucu partnere duyulan güven, hamilelik riskinin giderek azalması ve çocukların büyümesiyle birlikte ev işleri yükünün hafiflemesi, cinsel yaşamı pozitif yönde etkiliyor. Ağır yüklerden kurtulan kadın bu dönemde çok daha rahat ve keyifli bir cinsellik yaşayabiliyor. 40'lı yaşların sonlarına doğru ise premenopoz adı verilen, menopoz öncesi bir dönem başlıyor. Bu dönemde, yumurtalıkların daha az östrojen üretmeye başlaması sonucu, cinsel isteksizlik, çabuk sinirlenme, adetin süresinin ve kanamasının azalması gibi sorunlar da gelişiyor. Ayrıca vajinal kayganlık azalıyor; birleşme ağrılı ve acılı bir hal alabiliyor. Diğer bir tehlike ise sıradanlığın cinsel yaşantıya hükmetmeye başlamasıyla yaşanıyor. Rutinlik duygusunun sizi ele geçirmesine izin vermeyin! Ancak üzülmenize de hiç gerek yok, menopoza girmenize yaklaşık on yıl var! Uzmanlara göre, bu tür can sıkıcı değişimler yaşanması son derece doğal. Bu durumda yapmanız gereken tek şey, bir yağlandırıcı krem kullanmak ve ön sevişme için daha fazla zaman ayırmak. Diğer şikayetlerinizden kurtulmak için de bir uzman yardımı almanızda yarar var. Unutmayın, cinsel isteği canlı tutmak, 50'li yaşların korkulu rüyası olan menopozun getireceği olumsuzluklara karşı da etkili bir çözüm.

Ne yapmalı?

* Sinirlilik, cinsel isteksizlik, adet süresinin ve kanamasının azalması gibi sorunlar yaşıyorsanız, kadın hastalıkları ve doğum uzmanından yardım alın.

* Kaslarınızın gençlik yıllarındaki gibi sıkı olması için Kegel egzersizini uygulayın. Bunun için; idrarınızı tutar gibi 2 saniye boyunca kendinizi kasın ve sonra gevşeyin. Bu hareketi her gün 10 kez, en az 6 hafta boyunca tekrar edin.

* Rutin bir cinsel yaşamdan kurtulmak için yataktan çıkıp farklı yerlerde seks yapmak bile yeterli gelebiliyor! Bu kez bir değişiklik yapın ve cumartesi gecesi yerine pazar sabahı sevişin.

Kaynak: Formsante

False