Mahmure

Yazarlar

Blogcu Anne Elif Doğan

Yemek yedirme sanatı

Yemek yedirme sanatı

Geçenlerde 21 aylık küçük oğlum Derin'e annemin elleriyle sardığı yaprak dolmasının yapraklarını açarak içini yedirirken aklıma şöyle bir şey geldi: Bin bir zahmet sardığı yaprakları çözerek içini çocuğuna yediren, bari çöpe gitmesin diye yaprakları kendi yiyen kişiye ANNE denir.

Yemek yedirme sanatı
Yaprakları saran kişi ben değildim. Fakat eminim ki çocuğu burun kıvırıyor diye kendi elleriyle sardığı yaprakları açarak sadece içini yediren ve araya gitmesin diye aynen benim gibi boş yaprakları yiyen bir sürü anne vardır. (Araya gitmek: Çukurova yöresine ait bir tabir olup "boşa gitmek, ziyan olmak" anlamına gelir)

Büyük oğlum Deniz geçtiğimiz hafta 5 yaşını bitirdi. Yemek sıkıntımızın çoğunu geride bırakmış durumdayız. Artık yardımsız yiyen bir çocuk. Fakat yine de yemek sırasında HADİ demek gerekiyor. Aslında çoğu şeyi yaparken HADİ demek gerekiyor. Bazen HADİ demekten midem bulanıyor. Neyse, o başka bir konu.

Derin'se tam tersi. Mümkünse kendi yesin, lütfen kimse karışmasın. Cacık yesin, köfte yesin, makarna yesin. Bazen eliyle yesin, bazen çatalı denk getirmeye çalışsın, bazen benim doldurduğum kaşığı ağzına isabet ettirsin, bazen benim doldurmamı bile istemesin. Yeter ki kendi yesin.

Buyurun size aynı anne-babadan çıkan iki çocuk. Birbirinin tam tersi.

Aslında benim "yemek sorunu olan" çocuklarım olmadı. Deniz hemen hemen hiç yemek seçmeyen bir çocuk. İştahsız değil, ağzında tutmaz, yeme derdi yoktur. Sadece yerken uğraştırır, bir. Ben sormasam bir günden bir güne gelip de "Anne ben acıktım" demez, iki. Bunda yemek konusunda onun üzerine düşmemin çok etkisi var bence. Kendi haline bırakmadım hiç onu.

İlkinden ağzım yandığı için, ikincisine mümkün olduğunca müdahale etmemeye çalışıyorum. Deniz'de yaptığım oyunlu (kitaplı) yemek yemeleri, zaman zaman zorla ağzına tıkıştırmaları (utanarak söylüyorum), ağlasa da yedirmeleri Derin'e yapmıyorum. İster üç kaşık yemiş olsun, ister on üç, Derin daha fazla yemek istemediğini belli ettiği zaman ısrar etmiyorum.

Ve şunu anlamış bulunuyorum: Yemek yapmanın sanat olduğu söylenir ya... Çocuklar söz konusu olduğunda öyle değil.

Nitekim annenin adeta sanat eseri gibi uğraştığı yaprak sarmaları olsun, somon ızgaralar olsun, ya da en basitinden bir dolma olsun, çocukların hiç ilgisini çekmeyebiliyor. Bir kere itiraz ettiler miydi, ondan sonra da feriştahı gelse yemiyorlar.

Anladım ki çocuklar söz konusu olduğunda yemeği yapmak değil, yaptığın yemeği yedirmek sanat aslında...

O yüzden de:

İster ellerinizle yedirin
İster uçak yapın ağzına uçurun
İster kendi kendine yemesine izin verin.

Yaptığınız yemeği çocuğunuzun midesine gönderebiliyorsanız kendinizi sanat yapıyor olarak kabul edebilirsiniz.
« tüm yazıları
2735
YORUMLAR

ben yamapk istiyorum

dilek aydın 08.12.2011 11:41:23

O tabakta yemek kalmaması anneyi en çok doyuran şey, büyük bir mutluluk ve basarı göstergesi :)))

Ezgi Akıncılar 05.12.2011 16:50:53

bence püf noktası ısrar etmemek zaten acıkınca deli gibi yiyolar

zeynep kutu 05.12.2011 13:05:58
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.