Mahmure

Yazarlar

Blogcu Anne Elif Doğan

Başıboş çocuklardan değil, sorumsuz ebeveynlerden korkalım!

Başıboş çocuklardan değil, sorumsuz ebeveynlerden korkalım!

Sosyal mecralarda son zamanların en çok konuşulan konularından biri bebekli yolcuların uçakların neresinde seyahat etmesi gerektiği.

Başıboş çocuklardan değil, sorumsuz ebeveynlerden korkalım!
Üstün hizmet kalitesiyle dünyaca isim yapmış Malezya Havayolları bazı hatlarının first class uçuşlarında bebekli yolculara izin vermiyormuş. "Belirli uçuşlar için 10 küsur bin dolar para veren yolcularımız, saatler süren bir yolculukta bebek ağlaması duymak istemiyorlar. Hele de uçuşun sonunda çok önemli bir iş toplantısına yetişeceklerse, dinlenmiş olarak seyahat etmeleri gerekiyor" demiş bir yetkili.

Dinlensinler tabii, Allah zihin açıklığı versin.

Malezya'ya yakın zamanda gitme planım yok, gitsem de First Class uçmayacağım. O yüzden bu kısıtlama şu anda beni çok bağlamıyor açıkçası.

Ancak çocuklu ailelere genelde yapılan cüzamlı muamelesini yadırgıyorum.

Yaklaşık 10 sene Amerika'da yaşadım. Bu 10 sene içinde neredeyse 20 kere Atlantik ötesi uçuş yaptım. Her uçuşta bebekler, çocuklar vardı. Uçağa binerken "umarım yanıma çocuklu bir aile düşmez" diye geçirirdim içimden. Başıma daha önceden bir şey geldiğinden değil de, rahat edemeyeceğim korkusundan.

Ve o 20 uçuştan aklımda kalan kötü tecrübelerin hiçbirinin kaynağı çocuklar değildi.

Şimdi anneyim. Yolun diğer tarafına geçtim. Biri elimde, diğeri kucağımda iki çocuğumla uçağa binerken başkaları benim için "Umarım yanıma oturmaz" diye düşünüyorlar artık. Haklılar da. Kimse 10 küsur saat boyunca kaçma olasılığı olmayan bir kutunun içinde durmadan ağlayan bir bebekle, ya da koltuğunun arkasını tekmeleyen bir çocukla seyahat etmek istemez. Ben de istemem.

Ancak burada ana problemin çocuklar değil, o çocukların ebeveynleri olduğunu unutmamak lazım. Aklıselim bir insan, ebeveyn olsun olmasın, başkalarını rahatsız edecek bir şeyi bilerek ve isteyerek devam ettirmez.

Sorumsuz insanlar, anne-baba oldukları zaman sorumsuz ebeveynlere dönüşüyorlar. Ancak bu insanlar çocuklarının dizginlerini sadece uçakta salıvermiyorlar - maalesef. Uçakta başkasının koltuğunu tekmeleyen çocuk aynı şeyi restoranda da yapıyor. Aynı çocuğun annesi, bir başkasının evine ziyarete gittiklerinde koltukların tepesinde zıplayan oğlu için "çocuk bu" deyip geçiştirirken, babası da arabada yediği cipsin paketini caddeye atmasına ses çıkarmıyor. Bunları göz ardı etmemek lazım.

Bundan birkaç sene önce, Deniz iki-iki buçuk yaşındayken onu pusetine koyup bir kültür merkezindeki sergiye gittim. Galeriye geldiğimde girişinde "Çocuklara yönelik programlarımız dışında etkinliklerimize çocukların girmesi yasaktır" yazısı beni hayal kırıklığına uğrattı. Elbette ki çocuğumun patates kızartması yediği elleriyle yağlı boya tabloları ellemesine izin vermeyecektim. Ancak küçük yaştaki çocuğuna sanatı sevdirmek isteyen bir ebeveyn olarak ona sanat sergisi gösterememek beni rahatsız etti.

Yanlış anlaşılmasın. "Çocuklar her yere girebilmeli, çocuklu aileler hiçbir şeyden geri kalmamalı" değil düşüncem. Cemal Reşit Rey'deki bir resitale bir buçuk yaşındaki çocuğumla gideyim demiyorum. Çocuksuz tatil köyleri de olsun, isteyene uçak seferleri de.

Ancak çocukları belirli ortamlara sokmamak değil çözüm. Toplum olarak çocuklardan değil, onları başıboş bırakan ebeveynlerden korkmamız lazım. Güzel akıllarımızı "Çocuklu aileleri uçağa nasıl olur da almayız" diye harcayacağımıza, "Sorumlu yetişkinler nasıl yetiştiririz?"e yönlendirirsek insanlık adına daha faydalı bir iş yapmış oluruz.
« tüm yazıları
2636
dahafazlası
YORUMLAR

Haaşa! Lafın gelişi diyorum :P

Blogcu Anne 12.07.2011 10:31:53

Deniz patates kızartması mı yiyor? :)

Özgür P. 10.07.2011 15:52:45

Anne babanin tum sorumlu davrasina va cabalarina ragmen bazi cocuklarin ozellikle ucakta zapt edilmesi cok zor oldugunu dusunuyorum. Ama sorumsuzun yaninda bir de bilgisiz ebeveyn var. Ozellikle Turkiye'de ucarken karsilastigim bir durum: 1 yasindan kucuk bebekler kalkista iniste ciyak ciyak agliyorlar. Anne hirsla salliyor vs. ama ise yaramiyor. Halbuki emzirse ya da ufak bir biberondan sut verse, bebegin kulaklarindaki basinc azalacak, o kadar aglamayacak...

Seda 07.07.2011 21:12:37

Benim çocuklarım da gittikleri yerde mum gibi duran, hiç arıza çıkarmayan çocuklar değiller. Uçakta zor durumda kaldığım da oldu, alışveriş merkezine ağlama krizine girdikleri de. Elbette benim de söz geçiremediğim oluyor. "Sorumsuz ebeveyn"lerden kastım çocukları söz dinlemeyen anne-babalardan ziyade, başkalarına verdikleri rahatsızlığı umursamayan kişiler.Çocuğa nerede nasıl davranmasını öğretmek, göstermek için hiçbir zaman erken değil bence. Küçük yaştaki çocuk uygulamayacaktır, ancak önemli olan anne-babanın çabalaması, örnek olması diye düşünüyorum.

Blogcu Anne 07.07.2011 20:32:48

Iki cocuk annesi bir kadin olarak boyle bir yazi yazmaniz beni sasirtti, nitekim cocuklar her zaman anne-babalarin sozlerini dinlemiyorlar. Eskiden ( anne olmadan once) anne-babayi sizin gibi suclayan ben, artik insan fitratinin ne kadar onemli bir etken oldugunu goruyorum. Bazi cocuklar hakikaten soz dinlemiyorlar, hele ki belli yas donemindeyseler (misal terrible two!)

ceren 06.07.2011 23:13:09

Haklisiniz elbette ama bazen de neden agladigi belli olmayan bebek veya bazı yas donemlerinde annesinin sözünün aksine davranan cocuklar icin anne-baba ne yapabilir? Ben anne olduktan sonra anladim ki, bazi durumlarda anne etrafi rahatisz ediyoruz diye kendini kahrediyor da, cocugunu susturamiyor..

MELTEM 06.07.2011 16:43:26

Başıboş Çocuklardan Değil, Sorumsuz Ebeveynlerden Korkalım! Ne kadar dogru!

Kiymet 06.07.2011 13:52:02
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.