Mahmure

Yazarlar

Diğer Yazarlar

Yırtık ruhlar

Yırtık ruhlar

Yaptığın birçok istemediğin şey gibi belki istemeden, ne istediğini bilmeden mi geldin? Nasıl geldiysen geldin, hoşgeldin...

Yaptığın birçok istemediğin şey gibi belki istemeden, ne istediğini bilmeden mi geldin? Nasıl geldiysen geldin, hoşgeldin... Korkma, tedirgin olacak bir şey yok. Öyle ya da böyle sonunda geleceğin yere geldin. Burada zaman yok. Hele senin bildiğin, savaştığın ?zaman? burada hiç yok. Mekan da yok. Her insan kendini bir şekilde ifade eder.

Etmezse yaşayamaz. Edemedikleri bazen patlar, başkalarının gerçeği gerçeğine dönüşür. Bir şekilde yansır. Bazen canlı bomba olur, bazen aldatan eş olur, bazen suskun donuk kadın olur, bazen korkak olur, bazen hokkabaz olur... İçindeki kanayan yara dışa taşar, toplumun kanayan yaralarına dönüşür... Yedi milyar insan ayrı bir dünya olur... Ben kelimelerimle yaşıyorum, bu klavyenin arkasında yaşıyorum, sen okuduğunda vücud buluyorum, sonra yok oluyorum, başka gözlerde, zihinlerde yeniden doğuyorum.

Bayrakların, sınırların, dünyanın, inançların ötesinde insana inanıyorum. Sana inanıyorum. Senin sadece görünenden ibaret olmadığını biliyorum. Seni dinlemek istememin yegane nedeni de bu... Hiçbir sınırın olmadığı, tabuların barınamadığı bu yolculukta bana verebileceğin neler var?

Bıkmadan usanmadan söylüyorum. Beni tanımlamayın diyorum. Israrla sıfatlarla geliyorlar. Her sıfata uygun bir model bekliyorlar. Giyinmemden konuşmama kadar. Etiketim yok, kimliğim yok, yarınım yok, yarın senin için de bir sır. Seni de etiketliyorlar. Sen de bir kez o döngüye girdin mi kapana kısıldın demektir. Burada kapan yok. Bu sayfalarda sen nesen osun. Ben de... Kim olduğunla ilgilenmiyorum, ne olduğunla ilgileniyorum. Korkuların, sıkışmışlıkların, sıkılmışlıkların, arayışın, hırsın, endişelerin, mutluluk peşindeki koşturmacan, yıllarının tükenişiyle gelen panik seni buraya getirdi.

Beni nasıl istiyorsan öyle hayal etmekte özgürsün. Dişleri dökülmüş, yüzü buruş buruş, elinde sigarası bir ihtiyar, nur yüzlü beyaz sakallı bir dede, kaslı kuvvetli bir adam, nasıl istersen öyle düşün. İster kadın, ister erkek... Siyah, beyaz, kızıl... Ben hepsiyim, hepimiz de senin yansımaların.

Seni mutlu edeceğini vaat eden, hayatı sana püf noktalarıyla anlatacağını söyleyen kim bilir kaç kitap okudun, kaç film seyrettin. Seni başarıya götürmeyi vaat ediyorlar, içindeki ışığa çağırıyorlar, her geçen gün artarak sana seni vereceklerini, her şeyin senin elinde olduğunu söylüyorlar. Aklın karışıyor. Mutsuzluklarının, korkularının, hırslarının ve talihsizliklerinin sorumlusu seni gösteriyorlar. Bana sorarsan "Evet" sensin. Ama gösterdikleri şekliyle değil. Senin karşında sana ahkam kesme hakkım yok. Bu sadece kendini bilmezlik, kendini bir terane sanmak olur. Senin ayakkabılarını giymeden, yaşadıklarını, dününü bugününü bilemem. Bunları bilemeden de kendi doğrularımı sana doğru gibi gösteremem. Ben sadece konuşurum. İçimi dökerim. İçinde sana ait bir şeyler bulursan ya da sana uyacak birşeyler sen alırsın zaten. Almak istemeyene kimse bir şey veremez. Kendini aynada öğreten adam görür, kendi kendisinin Tanrısı olmaktan öteye gidemez. Başkalarını Tanrılaştıran, kurtuluşu sananlar da hiçbir şeyi değiştiremez, değişemez...

Kimi zaman beraber oturup güleceğiz, ağlayacağız, kavga edeceğiz... Hepsi senin için.. Senin için olan da benim için... Senden istediğim ise hiç değilse benim bu sayfalarda dış dünyayı gerçekten dışarıda bırakman. Sen olman. Hepsinden önemlisi maskelerini bırakman. Ben öyle yapacağım... İçimdekileri, zihnimdekileri, özümdekileri, korkularımı, çelişkilemi, inandıklarımı, hayalerimi sana açacağım. Ben istediğim ya da ben de öyle yaptığım için bir şeyi yapmanın anlamı yok, istemem de. Sadece gerçekten istersen yapacaksın. Giydiğin zırhlar, takındığın rolleri bırakmak istersen daha sıkı sarılacağımızı söylüyorum o kadar.

Belki benimle de tam iki kez karşılaştın. İki ayrı kitapta. Onlar bugüne bizi hazırlayandı. Şimdi gerçekten tanışıyoruz. Beni belki sevimli çocuk, belki hiperaktif, belki bir başka yırtık ruh, belki de bambaşka bir şey olarak tanıdın. Şimdi çırılçıplak bu sayfalarda yalnızız. Yaşadığını zannediyorsan, yaşadığını sandığın yalanın da gerçekliğini arıyorsun. Sonuçsuz bir tırmalayış. Her defasında duvara toslayacağın, aynı hayatı tekrar tekrar yaşayacağın, döngüden çıkamayacağın adına ?hayat? dedikleri bir yolculuk seninkisi. İçinde bir ateş yanıyor, bir boşluk hiç dolmuyor. Her şey, herkesin sana gösterdiği söylediği şekilde mükemmel bile olsa, mutsuzluk kapını çalıyor, huzursuzluk gelip geçiyor, adı ne olursa olsun bazı korkular içinde yeşeriyor. Bunları hiç yaşamıyorum diyorsan, buraya kadar okudukların anlamsız geliyorsa, şimdi git. Bu buluşma gerçeği arayanların, etrafındakileri sorgulayanların, önüne sunulmuş hayatı yaşamak yerine kendi hayatını yaşayıp, kendi hayat filmini çekmek isteyenlerin buluşması öyle ya da böyle...

Hala okuyorsun... Okuyorsan da hakkını ver, benimleyken sadece benimle ol. Şu anda bile işin, sevgilin, derslerin, heveslerin, geçmişin ya da geleceğin aklına gelip dağılıyorsundur. Hayır. Benimleyken sadece benimle ol. Seni üzenleri, korkutanları, aşkı, sevgiyi, seksi... Hatta seks bile şu ana kadar aslında bedenlerin sürtünmesinin ötesine geçemedi. Kulaklarını aç... Biliyor musun bir kez bile gerçekten orgazm olmadın.

Çelişki sanacağın birçok şey olacak. Hem ben de senden çok şey öğreneceğim diyorum ya. Şimdi de diyeceksin ki sen ile ben aynıysak, neyi beraber öğreneceğiz? Unuttun mu yırtık ruhlarız. Sen bir yana giderken ben de bir yana gittim. Ben bir şeyler topladım, sen bir şeyler topladın. Şimdi birleştireceğiz. Ağacın kökü bir yerde, dalları dört bir yana uzanıyor. Unutma... Bilge, öğreten adam, ukala değilim. Senin yansımanım.Bana ne dersen, kendine de söylemiş olacaksın. Beni sevdiğinde kendini sevecek, bana kızdığında kendine kızacaksın. Sokakta da hep aynıydı bunu göremedin. Görmen de istenmeyendi zaten.

Daldan dala konacak, konudan konuya atlayacağız. Hayalinde bizi istediğin gibi canlandıracaksın. Yazarken ben de kaçınılmaz canlandıracağım, hayalimde çizdiğim resmi seninle paylaşacağım. Bir bakmışsın deniz kenarında çay içiyoruz, bir bakmışsın içki masasındayız, bir bakmışsın bir odada yalnız kalmışız, bir bakmışsın kalabalığın tam ortasındayız. Sokakarda dolaşacağız. Sana göstermek istediklerim var. Yanıbaşında olup görmediğin o kadar çok şey var ki.. Sen de şaşıracaksın. Ben her gün şaşırıyorum.

Elinde tuttuğun bu kitap boyunca yaşamıma, zihnime, duygularıma ortak olacaksın, ben de seninkine.. Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama benimle paylaştıkların sır olarak kalacak. Kitapta paylaştıkların yetmezse bana nasıl ulaşacağını biliyorsun. Yine de söyleyeyim son sayfada bana ulaşmanı sağlayacak bilgiler var. Aslıda o bilgilere de ihtiyacın olmadığının farkına varacaksın sayfalar ilerledikçe.. Bana anlattıkların burada kalacak. Kustukların, içini açtığında döktüklerin, bastırdıkların, sapkınlıların, başkalarıyla paylaşmaktan korktukların burada açığa çıkacak ve burada kalacak.

Bakalım şimdi nereden başlayacağız... Aşktan mı, seksten mi, zamandan mı, ölümden mi, paradan mı.. Zaman yeterse konuşacağımız onlarca konu, yüzlerce karakter var. Bugün biraz depresifim. Her şey bazen ağır gelir ya, en çok alkışlandığın, en mutlu olduğun gün gün bile üzerine çöreklenir ya bir ağırlık öyle bir şey işte. Ben de arıyorum, arayışımın farkına vardığımda duraklıyorum. Her şeyim var ama aslında hiçbir şeyim olmadığının farkına varıyorum... Hiçbir şeye sahip değiliz. semazenin dönüşünde etrafındaki her şey akarken bir tek noktaya odaklanıp, orada sabitlenip büyüleyici dönüşünde bir şey var. Binlerce yıldır taşınıp gelen sembollerde saklı çok şey var. Evren, insan her yerde, her şeyde iz bırakıyor.

Dışarı çıkasım var yine. Gecenin bir saatinde boş sokaklarda yürümek. Gecenin ruhuna, gecenin insanlarına dokunmak. İçinde yaşadığın kentin sokaklarında, evrenin titreşimlerini solumak. Biraz sessizliğe ihtiyacım var. Etrafta çok gürültü var. Herkes bana bir şey anlatmaya çalışıyor. Reklamcısından poitikacısına, annemden, sevgilimden arkadaşlarıma. Gazetede, televizyonda, duvarlarda, dört bir yanımda. Biraz susun, bana sessizliği verin. Arada bir durmaya, kendi sesimi duymaya, kendimi dinlemeye ihtiyacım var. Senin de var.
« tüm yazıları
1699
dahafazlası
YORUMLAR

yaklaşık bir yıldır kendimi dinlendiriyorum elimi eteğimi çektim herşeyden ya herşeyi hızlıca tükettik yada sıkıldık bazı şeylerden sustum konuşmadım dinlermiş gibi yaptım bazen, arkadaş kayıplarımda oldu fakat arada sevgi bağı varsa kaldığı yerden devam eder diye düşünüyorum ruhumu dinlendiriyorum bakalım nereye kadar......

mavi ruh 30.09.2010 13:14:42
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.