Mahmure

Yazarlar

Diğer Yazarlar

Unutmayı Unutmayın.

Unutmayı Unutmayın.

Hiç "öğrenilmiş çaresizlik" diye bir tanım duydunuz mu? Ya da çaresiz olduğunuzu düşündüğünüz zamanları analiz ettiniz mi?

Eğer bunu yaparsanız, kendinizle ilgili önemli bir gerçeği farkedeceksiniz. O da aslında yaşamınız boyunca size ait olmayan ne kadar fazla yük taşıdığınızı..

Onlardan büyük bir kısmını "öğrenilmiş çaresizlik" olarak tanımlayabiliriz. Daha da açık ifade etmek gerekirse yapamıyacağımıza inandığımız yapabileceklerimiz. Daha da açalım... Aslında çözebilme kaynağına sahip olduğumuz ama herhangi bir nedenle çözemiyeceğimize inandığımız veya inandırıldığımız durumlar.

Bir deney örneği verelim. Pireler, bildiğiniz gibi doğada kendi bedenine oranla en yüksek zıplama yeteneğine sahip canlılar. Deney adamları pireleri bir kavanoza koyuyorlar. Kavanozun kapağını kapatıyorlar. Pireler zıplamak isteyince sürekli kapağa çarpıp düşüyor... Zıplıyor düşüyor... Zıplıyor düşüyor. Sonunda kavanoza kadar zıplar oluyorlar. Kavanozun kapağı açılıyor ama pireler ancak kapak hizasına kadar zıplıyor, daha fazla imkana sahip oldukları halde... Çünkü o kadarına şartlanıyorlar artık ve doğal yetenekleri bile kayboluyor. Bizde de çok mu farklı? Bence değil. Siz de yaşamınıza bakın. Daha önce başarısız olduğumuz her konuda nasıl çekimseriz.

Daha önce yaşadığımız olumsuz bir tecrübe öylesine içimize işler ki, benzer bir durumla karşılaştığımızda aynı olumsuzluğu yaşayacağımız korkusu ile adım atmaya korkarız. Daha da kötüsü bizim üzerimizde etkisi olan insanların yaşadıkları olumsuz tecrübelerin sonucu nasihatleri de sahipleniriz. Kendi yaşadıklarımız yetmezmiş gibi bir de aile bireylerimizin, yöneticilerimizin veya arkadaşlarımızın olumsuz düşünce yükünü de taşırız. Çevremiz de bizi korumak adına başlar olumsuz olası sonuçları konuşmaya. Bizim denemek istediğimiz şeyi denemişler ve olmamışsa, bizim deneyimimizde sanki aynısı olacakmışcasına müdahil olurlar.

Çalıştığımız projelerde şunu büyük bir açıklıkla görüyorum. Aynı problemin içindeki kişiler o kadar farklı yaklaşabiliyoralar ki.. kimisi meseleyi sadece çıkmazda görürken, bir diğeri fırsata çevirip uçuruyor. Nedir farkı yaratan? Durumla nasıl başaçıkacağımıza olan inancımız. Neden? Çünkü kendimizin sınırlarını belirleyen deneyimlerimiz veya bize öğretilenleri referans aldığımız için.

Geçmiş geleceğin referansı değildir. Olamaz da.. Yeni neslin deyimiyle "reset"leyin bazen hafızayı yani kendinizle ilgili bazı bilgileriniz yerine yenisini koyun. Daha önce olumsuz sonuç veren deneyimlerini iyi analiz edin ve o zamandan bu zamana neler değişti bakın. Çok şey.. Sadece siz gelişmediniz.. çevrenizde size hizmet edecek herşey de değişti. Kısaca gecerli olmayan sınırlayan düşüncelerinizi bir kağıda dökün ve tek tek sorun "Böyle düşünmeme sebep olan ne?" Cevaplarınızı teyit etmeye çalışın. Göreceksiniz çoğu sizin kendi varsayım ve önyargılarınız. Orada olmayan çoktan kalkmış kapaklar ama farkında bile değiliz. Engel yok ama biz öyle bir kanıya kapılmışız.

Deneyebilirim diye düşünenler için bu köşede zaman zaman önerilerim var. Unutmayı unutmayın..

Denemeyi canınız istemiyor ya da yararı olmaz diye mi düşünenlerimiz var mı?
O zaman başka bir vaka ile karşı karşıyayız.. Pişmiş Kurbağa Sendromu.. O da gelecek yazımızda..

Kişisel gelişiminizle ilgili diğer konularda kaynak olarak www.motivainternational.net sayfasından ulaşabilirsiniz.

Gamze Acar Bayraktaroğlu
Akredite Yönetici Koçu (ACC)- Eğitim Uzmanı
« tüm yazıları
1209
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.