Mahmure

Yazarlar

Diğer Yazarlar

Neden yazıyorum?

Neden yazıyorum?

Her yazı için önceden kafamda bir şeyler evirip çevirirken bilgisayar başına oturduğum anda aklıma bambaşka şeyler düşüvermesine bayılıyorum. Böylesini yazmak çok daha heyecanlı oluyor. Buradaki tek hassas konu; bu şekilde yazarken hiç bölünmeden yazıyı tamamlayabilmek...

Neden yazıyorum?
Teknolojinin son yıllarda en çok hizmet ettiği şeylerden biri kayıt altına almak değil mi? Son yıllar derken 30-40 yıldan bahsediyorum. Elbette günümüze yaklaştıkça teknoloji gelişim hızı inanılmaz bir ivme kazanmış, cihazlar, boyutlar ufalmış, hızlar artmış, 20 yıl önce akla hayale gelmeyecek şeyler artık parmaklarımızın ucunda kullanılmaya başlanmış olsa da, şöyle bir düşündüğümüzde pek çok teknolojik alet, bizim için bir şeyler kaydediyor...

On yıllar önce 8mm el kameralarıyla başlayan kayıt peşinde koşma davası günümüzde artık akıllı telefonların fotoğraf makinelerini ya da HD kameraları aratmayan özellikleri sayesinde avuç içine kadar inmiş durumda. Çocuklarımızın "an"larını kaydetmek uğruna nerdeyse o "an"ları yaşayamama sınırındayız. Ama öte yandan da...

...Öte yandan da uçup gidiyor o anlar. Hele de çocuk büyütme maratonu sırasında her yeni gelen an bir öncekinden o kadar heyecanlı ve yeni ki (sanırım özellikle de ilk 20 yıl) sürekli yeni heyecanlara maruz kalan beyinciklerimiz ister istemez bir kasım çok özel verileri zamanla saklamaya başlıyor. İşte böyle durumları fark ettiğinizde "keşke çekseydim", "keşke yazsaydım" diye hayıflanmaktan başka bir şey gelmiyor elden.

Ama bir yandan da içten içe de biliyorsunuz ki her anı yakalamak, kaydetmek mümkün değil. O "her an" ancak yaşanılabilir, kafatasımızın içindeki grimsi jölemsi dokuya kaydedilebilir. Yıllar sonra o dokuda kalır mı, kalırsa çıkar, çıkarsa ne halde çıkar bilemez halde kaydetmekten başka çaremiz yok.

Ki bir diğer acı gerçek, o en güzel "an"ların aslında fotoğraf makinesi, kamera, telefon, monitör karşısında olunmadığında ortaya çıkıyor olması gibi bir gerçek, bir murphy yasası var binlerce milyonlarca deneyimle sabit. (Öyle ki, bu çelişki insanı tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan sorunsalına kadar götürebilecek güçtedir.)

Peki, ne yapmak lazım? Evi, okulu, servisi BBG evine mi çevireceğiz? Ya da "nasıl olsa olmuyor" diyerek komple vaz mı geçeceğiz? Çocuğumuzun en keyifli anlarını bir vizör ya da cep telefonu arkasından mı seyredeceğiz? Ya da "yazarım sonra"lara sığınıp uçup gitmesine izin mi vereceğiz o özel anların?

Bildiğim o ki, bu soruların hiçbirinin tek bir cevabı ya da tek bir doğrusu yok. Ama kısacık babalık hayatımda (Dört yıl denilebilir) gördüğüm bildiğim tek şey var ki zaman inanılmaz bir hıza akıyor ve en unutulmaz dedikleriniz bile unutuluyor. Çünkü yerine sürekli daha heyecanlı bir yenisi geliyor. Ne olduğunu bile anlamıyorsunuz.

Dolayısıyla becerip de bir rutine oturtmak, çekmek, kaydetmek, yazmak lazım. Disipline olmak, atlamamak, boşlamamak lazım. Yoksa yıllar sonra bir gün evde bir başınıza (ya da iki başınıza) kaldığınızda elde hiç malzeme olmaması eminim ki çok acı olacak.

Kaydetmeyi unutmayın... Kendi yönteminizle, kendi yoğurt yiyişinizle...
« tüm yazıları
2321
YORUMLAR

Evet evet evet! Hayatla ilgili en büyük derdim bu kadar hızlı akması sanırım. Ve bu hıza yetişmeye çalışmak. Bir zaman makinesi olsa geçmişte hangi anlara giderdik? Geleceğe Dönüş'teki gibi değil, sadece görünmez bir insan gibi seyretmeye gitmek isterdim ben. Bu hepimizin hayali olan ama sadece fantastik filmlerde var olabilen muhteşem buluşun gerçek hayattaki karşılığı kalem, kağıt, fotoğraf makinesi ve kamera. Hatta bazen bir şarkı, bir koku ya da bir oyuncak. Evet kaydetmeli, saklamalı... ve bir gün çıkarıp okumalı, seyretmeli, öpmeli, koklamalı ve zamanda yolculuk yapmalı...

Latife Tunç 09.09.2011 15:43:54

BENDE AYNI DÜŞÜNCEDEYİM, KAYIT ÇOK KIYMETLİ VE ZAMAN ÇOOK HIZLA GEÇİYOR. HATTA BERENDEKİ( kendisi bebişim olur , henüz 10,5 aylık)YENİ HAREKETLERİ, YENİ DAVRANIŞ TARZLARINI YADA BU HAFTALARDA OLDUĞU GİBİ YÜRÜMEYE BAŞLADIĞI İLK ANLARI BUGÜN YARIN BUGÜN YARIN DEFTERİME YAZACAĞIM DİYORUM, 1-2 HAFTA GEÇİNCE BEN BİLE UNUTABİLİYORUM, EKLEDİĞİ YENİ DAVRANIŞ TARZLARI SANKİ HEP YAPIYORMUŞ GİBİ İNSAN HEMEN KANIKSIYOR.BEN HEM KALEMİMLE HEM VİDEOLARLA HEMDE RESİMLERLE KAYIT ALTINA ALIYORUM. RESİMLERİ HENÜZ BASMAMIŞ OLSAMDA:).BUNLARI PAYLAŞMAK İSTEDİM, ÖZGÜRCÜM SANA DA SELAM OLSUN

HANDE HAYAL ÖZKUL 09.09.2011 14:46:30

merhaba özgür, bugüne kadar kaydetmenin bu kadar önemli olduğunu düşünmemiştim.sanırım bugünden sonra durum biraz daha farklı olacak. yazınla birlikte durum değişti.haklısın günler,yıllar hızla geçerken aslında kaydetmediğimiz heran bellek sınırlarımızdan hızla uzaklaşıyor.ilerde neden kaydetmediğimizi düşünmek yerine bugünden kaydetmenin araçlarını bize hatırlattığın için teşekkür ederim.

sibel öztürk 09.09.2011 14:16:34

kaydetmek konusundaki fikirlerinize katılıyorum,benimde 4,5 yaşında bir kızım var.onunla birlikteyken her anını fotoğraflamak istiyorum.aynı zamanda büyüdüğünde okuması içinde bir günlük tutuyorum.konuyla ilgili hassasiyetinizden anlıyorumki çocuğuyla ilgili geçirdiği her andan keyif alan bir babasınız. başka yazılarınızıda okudum.ayrıca babaolmak.com'unda sıkı takipçisiyim. yazılarınızın devamını merakla bekliyorum.

şule keleşoğlu 09.09.2011 13:57:32

Kesinlikle katılıyorum yazdıklarınıza.

Ahmet Tegün 09.09.2011 13:49:56
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.