Mahmure

Yazarlar

Diğer Yazarlar

Küçüklerden nasihatler

Küçüklerden nasihatler

Keyveni Hazır Yemek ve Catering firmasının 23 Nisan'da başlattığı "Çevre için küçüklerden büyüklere nasihatler" konulu yarışma ve geçtiğimiz günlerde sonuçlandı.

Çocukların gelecekte nasıl bir Dünya'da yaşamak istediklerini şimdiden düşünerek, bugünden çevre sorunlarına müdahil olmalarını ve sorumluluk üstlenmelerini aynı zamanda anne babalarını da bu konuda uyarmalarını sağlamayı amaçladığımız yarışmaya katılımlar arasından 3 mektup seçildi. Begüm Topuzdağ (13) , Ömer Dai (13) ve Simay Uluca (13) 500'er TL'lik ödül almaya hak kazandılar. Ama ben sizle çocukların verdiği ilginç cevapları paylaşmak istiyorum.

—"Sevgili Annem, 13 yıldır bu Dünya'da yaşıyorum ve hayatımın en kötü anı, basket sahasında düşerek ön dişimin kırılmasıydı. Bazen düşünüyorum, Dünya için en kötü olay neydi diye, Çernobil nükleer santral patlaması mı, Japonya'ya atılan atom bombaları mı? ... Anneciğim, bizi eğlence için mangala götürme. Kızarmış et yemek yerine dumansız bir Dünyayı tercih ederim" Ömer Dai

— "Sevgili Büyüklerime, vakit geç olmasın diye... Giderek kuruyan bu Dünya'da su gibi aziz olmak ne mümkün, Sebilleri ile ünlü İstanbul bile artık bir pet kenti oldu. Kana kana su içmek hayal! Orhan Veli'nin " hava bedava, su bedava" şiiri de tarih oldu.......... Fıskiyelerden değil derelerden görmek suları, gölde, ırmakta. Marketlerde değil, dalında tanımak istiyorum meyveleri. Siz yaşadınız hiç değilse büyükler! Bize de kalsın biraz" Simay Uluca

—"Sevgili Anneciğim, babacığım. Atıklarımızı hemen sınıflandırmaya başlayabiliriz. Kağıt, plastik gibi atıklar çöp değil, geri dönüştürülebilir atık olup bunlar tekrar değerlendirilebiliyor. Biriktirilen kağıtlar geri dönüştürüldüğü için daha az ağaç kesiliyor. Atık kağıtlar 5 kez tekrar tekrar değerlendirilebiliyor, 70 kg kağıdın bir ağaç kurtardığını biliyor muydunuz? " Begüm Topuzdağ

—"Sevgili anne ve babacığım, ormanların kralının ormanlarını yakarak onu üzdük... Bir balinayı yağ, çamur içinde bırakmaya, gözlerimizin önünde sahile vurmasına ve ölüme mahkûm olmasına ne hakkımız var. Siz zorunlu musunuz onu yok etmeye? O size küçük bir balina gibi gelebilir, ama değil. O denizlerin efendisi, okyanusların hakimi. Peki ya ormanların kralı. Onu ağlatmaya, ormanlarını yakmaya ne hakkımız var. O size sadece bir ormanın kralı gibi gelebilir, ama değil. O tabiatın gerçek kralı.Kaç yüz yıl tacını yüreğinde taşıdı.......... Siz belki onlara hiç acımadınız, ama ben o balinayı ve aslanı gördüğümde göz yaşlarıma hakim olamadım. İçimde bir sürü acı çektim" Beyza Es

—"Sevgili Büyüklerim. Ben sizin en değerli varlığınızım. Üzerime titrediğinizi biliyorum.Aynı zamanda bu gezegeni benden ödünç aldığınızı da biliyorum.Ben sizlerden yemyeşil bir çevre,masmavi gökyüzü ve savaşsız bir dünya istiyorum.Çocuklarıma ''bir varmış bir yokmuş mavi bir gezegen varmış..''diye başlayan masallar anlatmak, ağacı,balığı vb. doğa tarihi müzelerinde,mavi ve yeşil rengi boyama kitaplarında göstermek hepsinden önemlisi suyu sadece rüyamda görmek istemiyorum." Hakan Berke Erkan

—"Anne ve Babacığım, Herkes iyi, dürüst, duyarlı olsa. Dünya o kadar mutlu olur ki. Çünkü kendisi korunuyor, sapasağlam, ağaçlar onu tutuyor hem de sımsıkı hiç bırakmıyor. Dünya artık sevinçli, inanıyor onu hiç bırakmayacaklarına." Engin Hazar

Brüksel kaçamağı
Bu konu pek çocukla alakalı olmasa da, bir anne olarak yaşadıklarımı sizinle paylaşmak isterim. Mesela eğer yolunuz Brüksel'e düşerse ve yanınızda benim yanımda olduğu gibi orada yaşayıp sizi gezdirebilecek kimseler yoksa tadını çıkaramayabilirsiniz.

İş için gittiğimiz Brüksel'de en büyük seyahat arkadaşım Ayşe Aydın'la tek şanssızlığımız otelimizdi. Onu bir kenara bırakırsak, çok yakın arkadaşımız Eric Grunberg ve NTV'nin Brüksel direği Gülderen Sonumut sayesinde Brüksel'in en iyi yemeğini yediğimizi söyleyebilirim.

Burası çok büyük bir şehir değil. Belli meydanları, sokakları var. Bunları siz de bulabilirsiniz. Meşhur işeyen çocuk heykelinin bulunduğu Grand Place meydanı gayet görkemli binalarla, bölgenin elişi olan goblen ve dantel dükkanlarıyla ve tabii bol bol çikolatacılarla dolu. Meşhur çikolata müzesi de burada. Gezilebilir.

Bizim şansımız bilen adamlarla gezmek oldu. Şimdi size alışveriş için 2–3 adres vereceğim. Burası bilinen ya da bilinmeyen markaları ucuza satıyor. Şehrin ortasında. Biri sadece ayakkabı satıyor. Lanvin, Gucci gibi ayakkabıları en pahalı olarak 175 Euro'ya, diğerlerini ortalama 80–100 Euroya alabilirsiniz. Marka değeri düştükçe fiyatlar 20 Euroya kadar da düşüyor. Mağazanın adı De Grif . Asıl bahsedeceğim mağaza ise Dod. Kadın için, erkek için ve çocuk için ayrı ayrı mağazalar. Aynı bölge içindeler. Buraya bile 4–5 saat ayırabilir, sindire sindire bakabilirsiniz. Günlük ev elbisesinden abiyeye her şey var. Sokağın adı: Chaussee de Louvain,1210. Veya Rue de Bailli 64. Bizim gittiğimiz buydu.

İnanın bu yerlerden istediğiniz alışverişi yapabilirsiniz. Oranın Nişantaşısı, Bağdat ya da İstiklal Caddesi'ni bulmanız çok kolay. Ama inanın, bunları not ederseniz, oralara gerek bile kalmaz.

En iyi çikolatacı: Hayır, Godiva değil. Bir sürü çikolatacı görüyorsunuz burada ama çikolatanın şampanyasını istiyorsanız, Piere Marcolini'ye gitmelisiniz. Benim için en güzel bölge olan Sablon Meydanı'nda. Burada çok güzel ev eşyaları satan mağazalar da var. Küçük ama nefis bir bölge. Burada öğlen Au Vieux Saint Martin'de yiyebilirsiniz. Mesela bizim oturduğumuz masada Bill Clinton yemiş zamanında.

Size bir şey itiraf edeyim. Uzun zamandır yemek konusunda kendimi bu kadar kontrol dışı bırakmamıştım. Burada kendimi kaybettim. İstanbul'da kolay kolay yiyemediğim ne varsa yedim: İstakoz, istiridye, salyangoz, midye, çiğ kıymaya benzetilen Steak Tartar, kaz ciğeri. Müthişti. Bunlar için de birkaç yer adı veriyorum.

Biri eski bir tarihi bina içinde, çok ilginç tuvaletleri de olan Belga Queen. Tuvaletler için söyleyeceğim: Panik olmayın, girdikten sonra kapıyı kilitleyin! Tel: 0032 2 217 21 87.
İkincisi de modern bir yer. Sahipleri aynıymış, kalite aynı başarıda. Restaurant Midi Station 0032 2 526 88 00. Ne yerseniz yiyin, pişman olmazsınız. Bir öğlen yemeğini yediğimiz yer de oranın baylık pazarı havasında bir yer. Aux Armes de Bruxelles. (www. armebrux.be) Midye müthiş. Beyaz şaraplı ve kremalı olan önerilir.

Şimdilik bu kadar. Aldığım kiloları vermem lazım. Havanın serin ve çoğunlukla yağışlı olduğu bu bölgenin gereken bütün özetini verdim size!!! Umarım buraya giderseniz, dediğim yerlere uğrama fırsatınız olur.
« tüm yazıları
1531
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.