Mahmure

Yazarlar

Diğer Yazarlar

Erken açan erik ağacı

Erken açan erik ağacı

"Eğer baharın geleceğini bilmeseydim kışa dayanmak mümkün olmazdı!"

Bu sene kurak bir kış yaşıyoruz. Küresel ısınmanın yaşamımızın ortasına sıcak bir top gibi düştüğü bu günlerde, yaşadığımız güneşli havalar yüzümüzde tebessüme içimizde ise korkuya dönüşüyor. Gökyüzüne bakıp gülümseyerek hava ne kadar güzel değil mi dedikten sonra ama ne olacak, yazın ne yapacağız, çok kötü oldu bu yorumlarını eklemek her günün doğal sohbeti haline geldi. Geriye dönük hatırlamaya çalıştım, kış hafif geçtiğinde bu kadar korkuya kapılmadan sadece a ne güzel havalar iyi gidiyor dediğimiz günler çok da uzakta değil aslında... Öte yandan şunu çok iyi biliyorum; bu yaptıklarımızın ve yapmadıklarımızın doğaya verdiği zararın geri dönüşüdür bize, bu kadarla da kalmayacak üstelik.

Geçen sabah bahçeden dışarıya doğru taşan dalları bembeyaz çiçeklere bürünmüş, kocaman bir erik ağacına takıldı gözlerim. O ne cümbüş o ne güzellikti anlatamam. Bu sene normalde bahara erken kanan ve martta açan birkaç ağaçtan farklı olarak hemen her sokakta rastlayabileceğimiz bir görüntü bu. Umuyorum bu erken karşılaşmanın tadını çıkarıyorsunuzdur sizler de...

Yan bahçeden sokağa taşan bu kocaman ağaç aynı anda bir sürü şey düşünmeme sebep oldu. Ağaç, gövdesine ve boyuna baktığımda, pek çok kış geçirmiş, pek çok bahar görmüş bir ağaca benziyordu. Yani deneyimli bir ağaçtı düpedüz. Peki, nasıl olup da kanmıştı böylesine dersiniz? Güneşin sıcak ama aldatıcı okşayışı, ağacın dallarındaki yaşamı dinlenmeye bile vakit kalmadan hareketlendirmişti tekrar. Tam altında dikilip, tepemde duran bu bembeyaz şemsiyenin o muhteşem çiçeklerini gözlerimle okşar, sever ve güzelliklerinin tadını çıkarırken, bir yandan da sert esecek bir rüzgarla, yağmurla ya da yağabilecek karla nasıl dökülebileceklerini düşündüm içim sızladı. Bunca hazırlık, bu neşe, bu mutluluk bir anda yollara serilen beyaz halıya dönüşebilirdi.

Ağaca bakarken, bu kadar tecrübeye rağmen nasıl da aldanabildin diye geçirdim içimden. Ağaç beni yanıtladı, eğer baharın geleceğini bilmeseydim kışa dayanmak mümkün olmazdı zaten. Ama çok erken dedim, biraz bekleseydin daha kesin olmaz mıydı? Hayatta bazen risk almak da gerekir diye sözümü kesti. Bazen yapma isteği o kadar ağır basar ki içinden gelen şeyi yaparsın sonucunun farklı olabileceğini düşünsen de. Ama önemli olan gerekirse sıfırdan başlayabilecek güce sahip olmaktır. Güneşe aldanıp erken açarak kışla karşılaşmak ve bir yazı boşa harcamak tüm ömrüme bakacak olursan yeri doldurulamaz bir kayıp olmaz. Ama içimden gelen isteklere sırt çevirerek yaşarsam bu gerçek bir kayıp olur. Bilge bir ağaç mı bu yoksa şaşkın mıydı bilemedim gerçekten.

Aklımdan kendi yaşamlarımızda geleceğe her an hazır olmak mümkün müdür ya da gerekli midir soruları geçti bir anda? Ne kadar anlık cevap verebiliyoruz yaşama, karşılaştığımız durumlara ne ölçüde uyum sağlıyoruz? Uyum sağlamak ya da sağlamamak hatta bazen sağlayamamak bize ne getiriyor? Ne götürüyor bizden?

Hadi sorun bakalım kendinize ne zaman erken açan erik ağacı oluyorsunuz? Hangi kararlarınızı gerçekten kendi ekolojinizi kontrol ederek alıyorsunuz? Hangi kararlarınız sizin ve çevrenizdeki kişilerin en yüksek potansiyellerini kullanmaya hizmet ediyor? Hangi kararlarınızla hedefi tam ortasından vuruyorsunuz? Sizi istediğiniz sonuca hangi kararlarınız taşıyor?

Peki, kendi iç sesinize hangi ölçüde cevap veriyorsunuz, erken açan erik ağacı olma pahasına?

Sevgiyle kalın,

Tülin Kahvecioğlu
İş ve Yaşam Koçu

tulin@tulinkahvecioglu.com
www.tulinkahvecioglu.com
« tüm yazıları
7089
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.