Mahmure

Yazarlar

Diğer Yazarlar

Barış mücadelesi

Barış mücadelesi

Ruhsal danışman ve "Uçmak Varken Yürümek Niye?" kitabının yazarı Isha Judd, ruhsal iyileşmenin yollarını mahmure okurlarıyla paylaşıyor...

On yıl önce hayatım dramatik bir şekilde değişti. Sevdiğim insanların bir kısmının ölmesi yanında finansal güvencemin ani bir şekilde sona ermesi ben olduğumu sandığım imajı parça parça yapıp bırakmıştı.

Bu kayıpların kendimi içten dışa nasıl dönüştürmemi sağladığı başka bir hikayedir ama şimdi, aradan on yıl geçtikten sonra eskiden olduğum kişiye bakıyorum ve kendimi tamamen farklı biri olarak hissediyorum.

Bu makale dizisinde beni kişisel cehennemimden alıp mutlak özgürlüğe getiren ve en sonunda bugün dünyada binlerce insan tarafından hayatlarında daha fazla barış, huzur, neşe ve sevgi yaratmak için kullanılan Isha Sistemi'ni yaratmamı sağlayan anlayışları ve pratik adımları keşfedeceğim.

On yıl önce yaşadığım bu dönüşümler beni dünyanın daha önce tanımadığım muhteşem bir kısmı olan Güney Amerika'ya getirmişti. O zamandan beri bu kıtanın çeşitli yerlerinde yaşıyor ve yolculuk ediyorum.

Kolombiya'da bir dinlenme merkezi kurduğum ilk zamanlarda gerçekleşen aşağıdaki olay mesajımın doğasını açıklamama yardımcı olacaktır.

.Vahşi ormanın içinde araçla ilerlerken şoföre askeri örgütün başındaki kişinin adını sordum. Onun bölgesi olduğunu anladığım yere henüz geldiğim için onu ziyarete gidiyordum. Dinlenme merkezinin bulunduğu alanda yer alan ve okyanusa bakan tepeler "kırmızı" bölgenin içinde kalıyordu ve üzerimizde bölgenin en büyük dağı olan Sierra Nevada gibi dikilen askerler tarafından "korunuyordu".

Örgüt liderinin adının Jesus (İsa) olduğunu öğrendim. Kendi kendime ironik bir şekilde umarım İsa benim arkadaşımdır diye düşündüm.

Gerçekten de öyleydi. Etkileyici bir insandı, kendi şehrinin çok yakınında bilinç genişlemesine ilişkin bir şeyler öğretiyor olmamdan memnundu. Eğer bir sorunum olursa kalışımı tehlikeye atacak her insanın karşısına hemen çıkacağını söyledi. Bunu nasıl yapacağını sormak yerine tatlı bir şekilde gülümsemeyi tercih ettim.

Vahşi bir ormanın ortasında ruhsal öğretiler öğreten bir insan olarak askeri örgütlerin ve gerilla askerlerinin sadece hükümete karşı hissettikleri nefret noktasında buluştukları bir kasabada birlik olmayı teklif ediyordum.
Bir gün tepelerde yer alan ve genellikle sadece okyanus dalgalarının ritmik sesi ile uyandığımız ofisler, bir hareket gürültüsü ile sarsılırken abartılı bir şekilde silahlı bir bölük askerin uygun adım tepeye ve bize doğru tırmanmakta olduğunu gördük. Siyahlar giymiş, el bombaları ve görünüşlerinden bile ancak ciddi anlamda spor yapan kişilerin taşıyabileceği izlenimini veren silahlar kuşanmış olarak verandamızda ciddi bir şekilde sıralandılar, muhteşem bir tropik manzara onları çevreliyor, onlara birinin tatilini bölen kişiler izlenimi veriyordu.

Bunlar Devlet Başkanı Uribe'nin komutası altında yer alan narkotik polisiydi ama kendilerini tanıtana kadar bunu bilmiyorduk.

Bu arazide neler yapmaya niyetlendiğimizi sorgulayan birkaç sert sorudan sonra makinalı tüfeklerini, el bombalarını, çapraz fişekliklerini yere koydular ve merkezde yapılan çalışmalar hakkında kısa bir bilgi almak için oturdular.

Bilinç, koşulsuz sevgi ve görünüşteki farklılıklarımızın ötesinde yer alan birlik konusunu dinlerken yüzlerinde samimi bir ilgi ve merak ifadesi yer alıyordu. Ama en etkileyici olan şey siz ne istiyorsunuz sorusuna verdikleri yanıttı.

Dünyanın neresinde olursam olayım fark etmez. İster bir ağır ceza hapishanesinde, ister uluslararası bir forumda, ister senatörlere, ister katolik rahibelere ya da eski gerilla askerlerine konuşma yapıyor olayım herkes aynı yanıtları verir.

Askerlerden biri "Barış," diye yanıt verdi. Diğeri "Sevgi" diye mırıldandı.Barış. İnsanlığı birlik olmak için duyduğu genel arzusunda birleştiren bir kelime. Savaşan insanlar bile barış için savaşıyor.

Barış ve huzur isteyen kişilerin bu sırada genellikle haykırıyor oldukları hiç dikkatinizi çekti mi?

Barış içinde olmak istiyorum!
Beni huzur içinde bırak!
Şu gürültüyü kes! Biraz huzur istiyorum!

Biz insanlar her zaman barış içinde olmak istediğimizi söyleriz ve bir dakika sonra 'adalet' için, haklı olmak için savaşır durumda oluruz. Peki asıl önemli olan şey ne? Barış içinde olmamız mı, yoksa haklı olmak mı? Kendi bakış açımıza tutunup kaldığımızda o bizim için her şeyden daha önemli bir şey olabilir. Genellikle karşı tarafı haksız çıkarmayı gerektiren bu haklı olma isteği çatışmayı yaratan şeydir.

Hayatınızda nerede savaşıyorsunuz? Nerede sizin görüşünüz barıştan, uyumdan daha önemli bir hale geldi? Görünüşteki farklılıklarımızın ötesinde bilincin bizi tüm ayırımların ötesinde birleştiren ortak özü yatar: Neden bizi ayırır gözüken şeyler yerine bunlara odaklanmıyoruz? Eğer belki bunu daha fazla yapacak olursak özlemini çektiğimiz barışı da keşfedebiliriz.
İdeallerimizi terk etmemiz gerektiğini söylemiyorum ama gerçekten önemli olan şeyi de gözden kaçırmayalım ve istediğimiz dünyayı içeriden dışarıya sabırlı bir şekilde yaratalım.

Isha Judd Mayıs 2010'da öz sevgi ve bilinç genişlemesi sistemini anlatan son kitabı ve filmi Uçmak Varken Yürümek Niye?'yi sunmak üzere İstanbul'u ziyaret edecek. Daha fazla bilgi için: www.ucmakvarkenyurumekniye.com, http://isha.ganj.com.tr/about/
« tüm yazıları
2759
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.