Mahmure

Mahmure

Yaşam

Potansiyel İçin Performans… Bölüm II

Potansiyel İçin Performans… Bölüm II

Potansiyelinin açığa çıkmasında neler kolaylaştırıcıdır? Potansiyel / Gizli güç / yetenek nasıl gerektiği gibi kullanılabilir?

Varlığımızın taşıdığı eşsiz değerlerini, nice karakteristik özelliklerini hatırlamada, tanımada, onları bilerek kullanmada oldukça meşakkatli yollardan geçildiğinin bilincinde olmakla birlikte, bu konuya dair bilgilerimi, düşüncelerimi, duygularımı tam manasıyla size aktara bilmemde zorlanabilirim. O nedenle; konunun içeriği anlaşılabilir kıvama gelmesinde, cazip yönlerinin fark edilmesinde, konu esin kaynağı olabilmesinde, şuan zihinsel esnekliğe ulaşılabilmede, izninizle hikâyelere ve benzetmelere başvuruyorum. Huzurunuzda öykülerin esas sahiplerine ve yaşanmışlıklarına saygı ve şükranlarımı sunduktan sonra, işte konumuzla ilintili enteresan bir öykü daha! Var olan potansiyelinin bilincinde hareket eden, onu layık olduğu şekilde kullanabilme fırsatının doğmasına niyet eden kişi Nik Wallenda.

Başarısını taçlandıran muhteşem hikâyesiyse;

Tam tamına iki yüz yıldan bu yana, uçan Wallenda lakabıyla tanınan ailenin yedinci nesil üyesi olan Nik, beş yıl önce Niagara Şelalesi üzerine gerilen ipte yürüyüşünü başarıyla tamamladı. Bu gösteriyi, ABD’nin ABC kanalı dünyaya servis ediyordu. Muhabiri, olay öncesi Nik’e dair gözlemini seyircilere şöyle aktarıyordu. “Onda farkettiğim şey yürüyüşüne dair en ufak bir şüphe ve karamsar hali olmadığı gibi düşünceleri ve duaları asla olumsuza gitmedi.
Bunun yerine, yürüyüşe başlamadan önce şükran duasını yaptı ve amacından söz etti. Porto Riko'da, gösterisi sırasında ip üzerinden düşen ve yaşamını kaybeden yetmiş üç yaşındaki dedesi Karl Wallenda anısına …”
Sonunda Nik, karşı yakaya başarıyla ulaşınca onu beklemekte olan gümrük görevlisi, “Kanada’ya neden geldin?” sorusunu yöneltti. Nik’se "dünyadaki insanlara ilham olmak için …” diyordu.

Bu öyküde sizi en çok etkileyen satır, cümle, kelime hangisi oldu dersem ne dersiniz? Bana sorarsanız, beş cm kalınlığında, beş yüz elli metre uzunluğa sahip, yerden elli bir metre yükseklikte asılı duran çelik ip üstünde, iç ve dış zorlayıcı koşullara… rağmen onu yolundan çevirmeyen yürüten güç, yürüyüşüne yüklediği anlam ve bütüne hizmet eden düşüncesiydi derim. Neden mi? Bu güç, insanı davranış boyutunun çok ötesine maneviyata bağladığı gibi öz varlığına duyduğu saygı, özgüven, inanç, imanla bütünleşmesine vesile olur. Bu onurlu duruş insan zihnini, tereddüt ve karamsar düşüncelerden koruduğu gibi gücüne güç katar. “Gevşeklik göstermeyin: üzüntüye kapılmayın. Eğer kalben inanmışsanız üstün gelecek olan sizsiniz.(Âl-i İmrân, 3 – 139)”
Ne olursa olsun yolunuzu değiştirmediğiniz, çok emek verdiğiniz, uzun zamanınızı alan sonunda başarıyla sonuçlanan, bir anınızı varsa, şimdi okumayı durdurun ve az önce okuduğunuz kelimeleri deneyiminizle birleştirin. Kendinize dair neleri farkketttiniz? O günlerde kendinizi adadığınız, sizi yolunuzdan çevirmeyen inandığınız düşünce neydi?

O dönem nasıl bir ruh, nasıl bir duruş, nasıl düşünceler içindeydiniz? İsteğinizi, niyetinizi, parlayan düşüncenizi kendinize söylerken nasıldınız? Kalbiniz, gözleriniz, bedeniniz, duygularınız nasıldı? Kararlılığınız, cesaretiniz, azminiz sizi nasıl destekliyordu? …
Fark ettiyseniz varlığa en derinden verilen sözdü o, dahası olgunun hayat bulması, gerçeğe dönüşmesi için o günlerde sahip olunan duygu, düşünce yapısı ve becerileri kullanabildiği ölçüde performansa yansıması değil miydi?
İnancım o ki duygusal zekâmızı ne kadar etkin kullandığımız ve yaşamımızı olabildiğince bilerek ilerlemek, kendimizin ve grubun dinamiğini etkilediği gerçeğinin  ışığında;


Potansiyelimizi tanımada, açığa çıkmasında neler kolaylaştırıcıdır?

Benim deneyimlediklerimden ve öğrendiklerimden oluşan liste aşağıda, ancak sizin yaşam deneyiminizden edindiğiniz başlıkları da bu listeye ekleyebilir yada kendi mottonuzu oluşturabilirsiniz.

• Özümüze, varlığımıza kalben inanmak:

Akıl bizi bir noktaya kadar taşır, sonrası yoktur. Ancak yüreğimiz tahmin bile edemeyeceğimiz geniş ufuklara taşır. Maneviyatımız, inancımız, imanımız tamsa korkusuzca yürüyünüz yürüyebildiğiniz kadar. Soyut dünyada mucizeler bitmez tahmin bile edemeyeceğimiz yollar, kapılar önümüze açılır. Albert Einstein, “her şey enerjidir ve her şey yalnızca bundan ibarettir. Bu bir felsefe değildir. Bu fiziktir” der. İnancım şu ki olasılıklar dünyasında zihnimizin ürettiği üç, beş olasılığa takılıp kalınmadığında, potansiyel genişliğimize ve performans gücümüze biz bile şaşırıp kalırız.

• Yapılan işe duyulan saygı:

Şu anda yapmakta olduğumuz iş her neyse ona saygı duymak demek, onu benimsemek demek buda kişinin kendine, özüne duyduğu saygıyla, yeteneklerini benimsemesiyle eş değerdedir. İçinde bulunduğun şartları olabildiğince hızla benimsemek, elinden gelenin en iyisini yapmak ancak hayalindeki hedef için fırsatları görebilmek adına gözünü kulağı dört açarak yol almak “… Bir misk çiçeği olamazsan bir saz ol. Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın. Kazanmak yahut kaybetmek ölçü ile değildir. Sen her neysen, onun en iyisi olmalısın. (Douglas M.)”

• İşe yüklenen anlam:

Neden bu işi yapıyorsun? Neden bu proje içindesin? Neden bu takımın parçasısın? Neden bu kurum içinde verimliliğinin artmasını istiyorsun? Neden şu anki performansını bir tık yukarı taşımak istiyorsun? … Sorulara verdiğiniz yanıtları bir kâğıda yazmalısınız. Neden mi? Sözler yeterince olumlumu çek etmek için. Zira cümleler olumlu gibi gözüküp olumsuz ekler içerebilir. Bunu fark ettiğinizde cümleleri kısa öz ve yeniden kurgulayın. Böylece pozitif sözler bizi zihinsel özgürlüğe taşıdığı gibi kendimize, işimize yüklediğimiz değeri, anlamı açığa çıkarır. Cümlelerinizi şimdi bir kez daha sesli okurken dikkat! Bu kez, cevaplar sizi yeterince tatmin etti mi? Dahası yüreğinize heyecan dalgası sardı mı? Öyleyse sizi yolda tutacak içsel motivasyon, içsel ateşiniz hazır ve de süreçte, yol boyunca size daima eşlik edecektir. Böylesi bir isteklendirme, sizi her şeye rağmen ana ve şartlara göre ideal performansınıza ulaştıracak cesaret, kararlılık, azim ve dayanma gücü verir.

• Olumlu zihin yapısını koruyabilmek ve yönetmek:

İç sesimiz kendimiz için genelde nasıl bir senaryo yazıyor? Başarısızlığa mı yoksa başarıya mı odaklanıyoruz? Adımlarımızda olabildiğince iyimser(optimizm) bakış açısını koruyabildiğimiz ölçüde aklıselim halimiz devrede olur. Böylece o an karşımıza çıkan engeli aşmada zihin katılaşmamış aksine tıpkı mısırın ateş üzerinde patlaması gibi ufkumuzu açacak yaratıcı düşünceleri doğmaya hazırdır. Üstelik özgüvenimizi, motivasyonunu koruduğu gibi enerji seviyemizi korur. “Hayatımın hiçbir döneminde karamsarlık nedir tanımadım” der ulu önder Atatürk.

• Özgüveni besleyen, destekleyen grup içinde olmak:

Eleştirel bakış açısına sahip grup dinamikleri içinde olmak, bizi iki yönlü geliştirir. 1- ya dünyaya küseriz, 2- ya tenkitlere etkilenmeden ancak işittiğimiz cümlelerin içinden bize dair gerçeklik payı olanları aynamız olmasına izin veririz. Can yakan ama gelişim ve dönüşümüze hizmet eden olgular bizi güçlendirir, çelik kılıç misali pişirir. Fakat bu durum dünyaya küsmemize nedense bizi yüreklendiren, özgüvenimizi besleyen, aynı veya farklı departmandaki yönetici, müdür, lider yada arkadaşlarla iletişim kurmak için fırsatlar yaratmalıyız.

• Krizle gelen fırsatları görmek:

Genellikle iş ortamında aniden ortaya çıkan tatsız olaylarda açığa çıkan olumsuz duygular bulaşıcı olduğundan bizi çok çabuk etkisi altına alabilir. Ama bir o kadarda bu kriz anı insanın gizli gücünü/ potansiyelini ortaya çıkarmada büyük etken olabilir. Çünkü kriz katalizör işlevi görür, fakat kriz tek başına katalizör müdür? Bu noktada riski almak ve tereddüt etmeden meydan okumak için algımızı genişletmek çok önemlidir. Kriz anında ortaya çıkan meseleyi olabildiğince kişiselleştirmediğimiz ölçüde görsel beyin, duygusal ve sürüngen beyinle birlikte olaya bakmasına izin vermiş oluruz. Böylece yaşanılan duruma tepkisel değil etkisel yaklaşmakla görüş açımızı genişletmiş oluruz. Tek bir ağacı değil ormanın bütününü görebilmek, olaya dışarıdan bakabilmek, bir an için duygulardan arınabildiğimizde işte kapasite orada kendini gösterir. Şöyle bir durup kendi yakın geçmişinize bir bakın, evde, okulda, işte, … bir kriz olduğunda, nasıl üstesinden geliyorsunuz? Nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz? Onu nasıl fırsata dönüştürebiliyorsunuz?

• Odak, niyete yoğunlaşma ve eğitim:

Giriş öykümüzdeki Nik, yürüyüşüne anlam yükleyerek niyeti adına neler yapabilirime yoğunlaştı, zira her iki ülke için zorunlu, zor formaliteleri yerine getirebilmek amacıyla konuyla ilgili araştırmalar yaptı, pek çok bilgi sahibi oldu, yürüyüşünün yaratacağı etkiyi insanlara aktarabilmek, inandırabilmek için bıkmadan, usanmadan gayret, çaba harcadı. Konsantrasyon, odaklanma ve eğitim bu üçlü sacayağı yüksek performansın temel direği.

• Risk almak ve meydan okumak:

İnsan, bütünün ve kendinin yararına olacak bir çalışma için zararı, tehlikeyi göze alabildiği oranda zihinsel özgürleşmesi genişler. Cüret edebildiğimiz ölçüde cesaretimiz artar.

• İlham almak, yaratıcı beyni etkin kullanmak:

Yaşamımızın her anında, sabah uyandığımız andan itibaren kişisel gelişimimiz başlamış demektir. Okuduğumuz bir kelime, işitilen bir cümle, dokunulan yer, bir görüntü… Bize sürekli mesaj verir, o günlerde zihnimizde işlediğimiz konuya dair ilhamla gelen ipuçlarına dikkat kesilmek, gözü açık uyurgezer değil gerçek uyanıklık hali içinde olabilmek sezgilerimizi geliştirir. Kariyer yolculuğumuzda/ etkili performansa bizi ulaştıracak becerimizi kullanmamıza dair yaratıcı beyini, görsel beyni etkin kullanmamızı sağlar.

• Kararlılık ve azim:

• Gönüllü sorumluluk almak:

Sizce görev nedir? Sorumluluk nedir? Görev: verilen iş, sorumluluk ise; kişinin kendi isteğiyle, kendi yetki alanına giren, mesuliyetini üstlendiği isteyerek yaptığı iştir. Burada birey kendi rızasıyla aldığı sorumluluğu elbette en iyi şekilde sonuçlandırmak için, becerilerini en iyi şekilde kullanma istekliliği karşısında performansın yükselmesidir. Üstelik yeni becerilerini farketmesine neden olabilir yada var olanları iyiden iyiye güçlendirir. Yöneticinin gelip iş vermesini beklemektense yerine göre, kendi hayaline, hedefine taşıyacağına inandığı çalışmalarda talep kâr olmak. Öğrenilen hiçbir şey boşa gitmeyecektir. Günü gelince kullanılır.

Potansiyel için mi performans… Performans için mi potansiyel… Yazı dizisinin ikinci bölümünde, bireysel potansiyeli açığa çıkarmak üzerineydi. İçeriğinde güçlü yanlarımızı tanımamızda, zayıf yanlarımızı güçlendirmede neler yapılabileceğine dair size 11 adımdan söz ettim. Üçüncü bölümdeyse; Çalışanın potansiyelini yüksek performansa dönüştürebilmede yöneticinin etkisi / payı nedir? Kurum, lider veya yöneticinin personeli için güven İnşa etmenin yüksek performans İçin yaşamsal önemi nedir? Şirket performansını etkileyen iç ve dış engeller neler? Başlıklarını dilim döndüğünce, kalemim yazabildiği ölçüde sizler için irdeleyeceğim.
Dileğim yaşamsal perspektiflerimiz daima ilham kaynağımız olmasıdır.

Sevgilerimle,
Düş Mimarı

254
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.