Mahmure

Mahmure

Yaşam

Ofise özgü deyimler

Ofise özgü deyimler

Uyanık yöneticiler, zalim müdürler sıkı durun ofis deyimleri sözlüğü geliyor.

Nisan ayında çıkan Eyvah İş Görüşmesi adlı kitabının yanı sıra dört yıldır internet sitelerine İK makaleleri yazan Hakan Yaman, alışılmışın dışındaki üslubuyla beyaz yakalılara Güzin Abla'lık yapıyor. İş görüşmesinde heyecanı nasıl yenmeli de onun konusu, çalışırken iş aramanın incelikleri de.

BÜST YÖNETİM: Devletten büyük ihaleler alan firmaların, kamu kurumlarıyla ilişkileri sıcak tutmak için emekli bürokratlar arasından seçerek işe aldıkları ense kulak yerinde yöneticiler.

COOLAK ASMAMAK: Genç ve kendisinden fazla emin çalışanın, yöneticisini sallamaması. Elemanın, bütün mesaisini akşam akacağı mekánları düşünerek geçirmesi.

DEDİKODER: Şirkette kim kiminle çıkıyor, kimin işine son verilecek gibi haberleri toplayıp sonra da özel abonelerine yayımlayan insan.

GAYSBERG: Bir ortamdaki gay nüfus. Görünenden çok daha fazlası gizli kalan kesim.

MESLEKTIRAŞ: Sürekli yanınıza gelip geyik muhabbeti yapan, boş konuşup sizi meşgul eden iş arkadaşı.

OFİSEKSÜEL: Çok çalıştığı için karşı cinsten arkadaş edinemeyen; bu yüzden de ofis içi ilişkilere girmek zorunda kalan erkek veya kadın.

GEYİK FIRTINASI: Ofis insanlarının bir odaya tıkılıp, saatler boyunca akıllarına gelen her şeyi konuştukları, hiçbir sonuca varmayan toplantılar.

KAŞERON: Emekliye ayrıldıktan sonra taşeron olup, ayrıldığı şirkete piyasadan daha pahalı mal veya hizmet çakan malın gözü kimse.

DİŞ GÖRÜŞMESİ: En şık giysiler üzerinizdeyken patrona 'Gece ağrıdan gözümü kırpmadım. Bugün bir ara dişçiye kaçacağım' masalını uydurup gittiğiniz iş görüşmesi.

EGO MÜZESİ: Üst düzey yöneticinin odasında; diplomalarını, dandik golf kupalarını ve önemli kişilerle çekilmiş resimlerini sergilediği bölüm.

KARTVİZİT BEBEĞİ: Çok hatırlı kişilerden torpil getirdiği için işe alınan, müdürlerin kendi bölümlerinde istemediği, elemanların evlilik dışı bebek muamelesi yaptığı kimse.

İNSANLIK HALİ, UZMANINDAN TAVSİYELER

İşyerindekilere çaktırmadan kaçtığınız bir iş görüşmesinde, resepsiyonda beklerken birlikte çalıştığınız bir arkadaşınız içeriye girdi: Arkadaşınızı görmezden gelmeye çalışmayın. Resepsiyona dönüp, arkadaşınıza duyurarak 'pardon Örümcek Adam hangi salonda oynuyor' türünden şeyler de sormayın. Bir tanıdığı ziyarete geldiğinizi söylemeniz yeterlidir.

Görüşmede hiç hazırlanmadığınız bir soru geldi. Kem küm etmektesiniz: Dikkat edin, sesiniz tutukluk yapmasın ve volüm düşmesin. 'Çok emin değilim, sanırım...' ya da 'yardımcı olun Memedalibey' türü ezik cümleler kurmayın. Soruyu teyit ederek zaman kazanın. Yanıtı bilmiyorsanız, açıkça bilmiyorum deyin.

Bu soruya hazırlanmıştınız ama yanıtı toparlayamıyorsunuz. Çabaladıkça ayaklarınız biraz daha kuma batıyor: Girdiğiniz cümlenin çıkmaz sokak olduğunu farkettiğinizde konuşmayı kesin. 'Düzeltiyorum, söylemek istediğim aslında...' ile başlayan bir cümle ile yeniden deneyin.

Bu yönetici çok kafa çıktı, espriler, fıkralar havada uçuşuyor. Siz de o rahatlıkla çayınızı adamın masasına döktünüz: Bu kıssadan çıkan üç hisse: Birincisi, ortam ve görüşmeci ne kadar rahat olursa olsun, siz gevşemeyin. İkincisi gelen içeceği yöneticinin masasına koymayın, orası onun kamusal alanıdır. Son olarak da hatanızı büyütmeyin. Sorun anında kendinizi dağıtmamanız bile size puan kazandırabilir.
267
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.