Mahmure

Mahmure

Yaşam

Maaş fena değil

Maaş fena değil

İyi bir kariyerin açılımı en iyi okullarda okuyup, büyük holdinglerde iyi maaşlı bir iş bulmaktır genellikle. Oysa aşağıda okuyacağınız bir avuç insan, yüksek ücretler yerine "eh işte"leri; dev plazalar yerine halkın içinde olmayı yani sivil toplum örgütlerinde çalışmayı seçmişler. Üstelik bu kariyeri tercih eden genç profesyonellerin sayıaı hızla artıyor...

Kaynak: Hülya Dergisi

Hayattaki en büyük amacınız nedir? İyi bir kariyer yapmak, hayat standartınızı yükselte­cek parayı kazanmak, iyi bir iş, belki mevkii... Ya dünya ve toplum meseleleri? Onları da nasılsa birileri yapıyordur, deyip geçilir ge­nellikle. İşte o "birileri" sivil toplum kuruluş­ları. Daha iyi olmasını dilediğimiz her alan­da; soyu tükenmiş bir deniz hayvanından yok olmaya yüz tutmuş bitkiye, yetersizlik­ler yüzünden okula gidemeyen ya da karan­lıklarda yaşayan bir çocuktan yanan ormanlara kadar her konuda, duyarlılıkla, sanatla, dostlukla, protestoyla, şevkle çalışıyor; insani tüm konularda faaliyet gösteriyorlar. Kötü giden her şeyden birey olarak sorumluluk duymamız gerektiğini öğreterek, toplumda farkındalık yaratmaya çalışıyorlar. Bu kuru­luşlarda daha çok gönüllüler çalışıyor, yani son zamanlara kadar üyleydi. Oysa artık az sayıda da olsa kariyer için sivil toplum kuru­luşlarını tercih edenler çıkıyor karşımıza. Doğal Hayatı Koruma Derneği'nden ÇEKÜL'e pek çok sivil toplum kuruluşunda tam zamanlı çalışan, hatta bunun için büyük paralar kazanmayı ve büyük şirketlerde kari­yeri bir kenara bırakan genç insanların sayı­sı hızla artıyor.

ÇEKÜL'den Nurcan Atalan, Doğal Hayatı Koruma Derneği, WWF'den Ebru Gökteke, Toplum Gönüllüleri Vakfı TOG'dan Yörük Kurtalan, Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği SKYGD'den Gökhan Deniz, "par­lak" bir geleceği ellerinin tersiyle iterek, profesyonel olarak sivil toplum kuruluşlarında yani STK'larda çalışma nedenlerini ve bu yeni sektörü anlattılar...

Önemli olan manevi kazanç


STK'larda profesyonelce çalışan kişiler­de gözlemlediğimiz en temel dürtü, yaptık­ları işin yararına gönülden inanmaları, İngi­lizce, Fransızca, İtalyanca, Eski Yunanca bi­len; Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu rehberlik kokartlı Ebru Gökteke, uzun yıllar dergilerde editörlük ve yazı işleri müdürlüğü yaptıktan sonra, işte bu inanç yüzünden medyada kariyer yapmayı bir kenara bırakmış. Şimdi, WWF-Türkiye'de (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) iletişim sorumlusu olarak çalışıyor. "Maddi olarak kazandı­ğım para bana yetmese de, bu beni etkilemiyor. Doğaya, havvanlara. insanlara faydalı olmak için buradayım. Ve WWF benim için ne ilk, ne de son durak. Para almadan da, okuma yazma kurslarında öğretmenlik yaparak da, aktif olarak doğayı koruyarak da, inançla, devam edebilirim. Burada yıllarını kaplum­bağaları, kurtları araştırmaya vermiş araştır­macılarla aynı ortamda çalışmak ve dünya için iyi bir şey yaptığımı bilmek en büyük ka­zancım" diye anlatıyor.

30 yaşındaki Yörük Kurtalan ise Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi'nden sonra yine aynı dalda yüksek lisans yapmış. Bu parlak özgeçmişi nedeniyle etrafı "Bakalım akademik kariyeri mi, iş dünyasını mı seçecek" diye düşünürken, o her şey­den vazgeçip Toplum Gönüllüleri Vakfı'nda saha koordinasyon ve teşkilatlanma depart­manı yöneticisi olarak çalışmaya başlamış. Topluma fayda için çalışmanın kendine getirdiği kazancı, "Hiç bir zaman Bill Gates ol(a)mayacağımı bilmek rahatlatıcı. Burada sorgulayıcı, paylaşımcı ve sakin olmayı öğrendim. Üstelik saha deneyimi insanı ente­lektüel açıdan diri tutuyor" diye anlatıyor.

Üniversite öğrencilerini gönüllülük kav­ramı üzerine anlatan, kulüpler kurulmasına öncülük edip projeler hazırlayan Kurtalan, profesyonel gönüllülüğün bir meslek olabi­leceğini gösteren iyi bir örnek.

Marmara Üniversitesİ Resim-İş Eğitimi Bölümü mezunu olan, 30 yaşındaki Gökhan Deniz, Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği'nde risk altında yaşayan çocuklarla çalışıyor. Deniz, "Afet, terör, savaş gibi neden­lerle sosyal kültürel açı­dan zayıf kalmış, risk altındaki, travmatik ya­şantıları olan, şiddet eğilimli, uyuşturucu madde kullanan çocuk­lar ile kültürel çalışmalar yapıyoruz" sözle­riyle, bir anlamda sanatla terapi yaptıklarını anlatıyor. STK'larda kariyeri seçenler arasında en gençleri, 28 yaşındaki Nurcan Atalan. O da ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölü­mü mezunu ve Bilkent Üniversitesi'nde yüksek lisans yapmış. Bugün, kamu ya da özel sektörde değil, Çekül'de "7 Kentten 105 Çocuk" isimli kültürel eğitim projesinin sorumlusu olarak çalışıyor.

3 'üncü sektör: STK'lar

STK'lar, insan kaynakları terminolojisinde siyasi otoriteden bağımsız olduğu için kamudan, kar amacı gütmediği için de özel sektörden ayrılıyor ve bu sebeple, "3'ncü sektör" olarak anılıyor. Hatta son günlerde "STK'larda yükselme olanakları" konusu bile tartışılıyor. Bu yolda ilerlemek isteyenlere, otoriteler, idealist, sabırlı, içten, saydam olmalarını, ekonomik anlamda mütevazi yaşa­malarını ve yorulmayı göze almalarını söylü­yorlar. Konuştuğumuz dört kişi de bu tespit­lerin yüzde yüz doğru olduğuna inanıyor ve yine hepsi STK'ların, insan kaynakları dünyasında yeni bir sektör haline geldiği konusunda hem fikir.

Nurcan Atalan umutlu bir yaklaşımla, "Dünyada bütçesi bir üçüncü dünya ülkesinin bütçesi kadar olan STK'lar var. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nde faaliyet gös­teren WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) yıllık 110 milyon dolarlık bir bütçeye sahip. Ülkemizde güçlü projeler yapabilen STK'ların, Avrupa Birliği, Dünya Bankası gibi bü­yük fonlar aktaran oluşumlardan faydalan­ma imkanları var. Yani yakında sektörde bu­lunan kaliteli insanlar tatminkar ücretler de alacaklar ama ben işin maddi yönüyle hiç il­gilenmiyorum. Doğayı hissedebilmenin, doğrudan sonuç alabileceğim bir sektörde, inandığım işte çalışmanın verdiği huzurun karşılığı olamaz" diyor.

4 yıldır bu görevde çalışan Gökhan De­niz ise, idealist yaklaşımların bir süre sonra maddi gerçeklerle karşılaştığını hatırlatıyor:

"İşte o zaman bu görevlerde çalışanlar umutsuzluğa kapılıyor, projeler erteleniyor hatta kimi zaman projelerde iyi şeyler çıka­rabilecek kişiler STK'lardan uzaklaşır."

Öte yandan sektörde çalışanların sadece gönüllülük esasına göre değil, maaşlı olduk­larını da hemen hatırlatalım. Bir sivil toplum kuruluşunda proje yöneticisi olarak çalışan bir görevlinin aylık maaşının 500-700 milyon liradan başlayıp, projenin büyüklüğüne ya da sivil toplum örgütünün büyüklüğüne gö­re çok daha yukarılara çıkabiliyor. Aldıkları müthiş eğitim ve bildikleri yabancı dillerle özel bir şirkette çok daha fazla kazanabilecekken bu işi seçenler ise, aldıkları maaşın çok da korkunç olmadığına inanıyorlar.

6179
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.