Mahmure

Mahmure

Yaşam

Kariyer kadınların, çocuklar babaların

Kariyer kadınların, çocuklar babaların

Teknolojinin ve insan yaratıcılığın sınır tanımazlığının örneklerini son günlerde takip etmek neredeyse imkansız hale geldi. Bundan 30 yıl önce Ay'da bırakılan ilk ayak izlerine inanamayan insanoğlu bugün özellikle de gen teknolojisinin katettiği süratli gelişimlerin sayesinde insan kopyalanmasını ya da kadınların spermsiz çocuk doğurabilmesini tartışır oldu.

Ancak teknolojinin, yani insan zekasının önünde eğildiği henüz el değmemiş tek bir gerçek var ki, o da Tanrı'nın kadına bağışladığı o kusursuz güç: Doğurganlık.

Bir diğer gerçek ise bilimde ve sanatta, yani yaratıcılığın sözkonusu olduğu alanlarda kadınlara oranla daha çok erkeklerin söz sahibi olduğu. Her ne kadar bu durum coğrafyaya ve toplumların sosyokültürel yapışma göre değişse de, genel olarak bakıldığında yaratıcılıklarıyla dünya tarihine geçmiş isimler arasında erkeklerin sayıca üstün oluşu üstüne sosyolog ve psikologlar yıllardır fikir yürütüyor. Pek çok düşünür ve bilim adamı ise kadının çocuk doğurarak yaratıcılığın ve üreticiliğin en uç boyutunu yaşadığı konusunda hemfikir. Yani uzmanlara göre erkekler doğurganlık gibi büyülü bir yetiden uzak olmanın boşluğunu sosyal alanda çabalayarak kapatmaya çalışıyorlar.

Geleneksel aile yapısı içinde babaya verilen rol evin ve ailenin korunması, kuralların ve sınırların belirlenmesi, ailenin geçiminin sağlanması gibi temel ilkelere dayanıyordu. Annelerse çocuğun bakımı, beslenmesi, ev içi düzenin sağlanması gibi konularla ilgileniyordu. Çocukla olan ilişkide anne, çocuğun beslenme, temizlik, tuvalet ve giyim gibi temel bakımıyla daha çok ilgilenirken babanın davranışları daha çok oyun arkadaşlığıyla sınırlıydı.

Ancak yaşadığımız çağın gereği olarak kadınlar artık çocuk sahibi olmakla yetinmeyip sosyal hayatta da erkeklerle aynı kulvarlarda yarışmayı tercih ediyor. Aile yapısının değişmesiyle anne, baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aile içinde kadınlar ekonomik sorumlulukları erkeklerle eşit biçimde paylaşmak zorundalar. Doğal olarak bu durum çocuğun bakımı ve gelişimi ile ilgili sorumlulukların da anne ve baba arasında eşit biçimde paylaşılması zorunluluğunu beraberinde getiriyor.

Hatta feodal köklerinden kopmuş pek çok modern ailede çocuk sahibi olmaya karar veren çiftler, doğacak çocuklarının bakımını üçüncü bir şahsa emanet etmek yerine kariyerlerinden vazgeçerek yüzde yüz kendileri üstlenmeyi tercih ediyor. İş hayatlarındaki geleceklerini ve kariyerlerini masaya yatıran çiftler demokratik bir biçimde kariyeri daha parlak olan eşin önünü açmaya karar verebiliyorlar.

İşinden geçici bir süre için, en azından çocuk okul çağına gelene kadar vazgeçen taraf önceki yıllarda genellikle kadınlar olurken, günümüzde artık babalar da aynı fedakarlığı yapabiliyor. Anne, çocuğu dünyaya getirdikten sonra işine devam ederken, baba işinden ayrılıp evde çocuğuna bakmaya başlıyor. Bu da aile içindeki geleneksel ve toplumsal kodlarla belirlenen anne-baba ve çocuk arasındaki ilişkilerin değişmesini beraberinde getiriyor.

Babalarda hamile kalır

Aslında herşey doğum öncesinde başlıyor. Babalar, her ne kadar çocuğu karnında taşımasa da bedenlerinde yaşadıkları hormonal değişikliklerle adeta doğuma hazırlanıyorlar. Yapılan araştırmalar sonucunda erkeklerde baba olduktan sonra erkeklik hormonu olan testosteronun düştüğü, buna karşılık anneliğe ilişkin östrodial hormonunun arttığı bilimsel olarak anlaşılmış durumda. Dolayısıyla babalık davranışları da tıpkı annelik içgüdüleri gibi hormonal dalgalanmalara paralel olarak gelişiyor.

Gebelik döneminde anneye verilen derslere, egzersizlere ve yürüyüşlere katılan/kontrollerde eşine eşlik eden ve doğumda bulunmak isteyen babalar doğumdan sonra da çocuğun bakımında daha etkin ve deneyimli davranabiliyor. Özellikle son 15-20 yıldır araştırmacıların dikkatin, çekmeye başlayan babaların çocuklarla olan ilişkisini belirleyen çok çeşitli etkenler bulunuyor. Yeni kuşak babaların çocuklarına daha fazla zaman ayırmak istemesi daha çok kendi babalarıyla olan ilişkilerinden kaynaklandığı gibi, son yıllarda kadın hareketlerinin güçlenmesi ve bu konuyla ilgili basın-yayın organlarında yer alan bilinçlendirici haberlerin etkisi de gözardı edilemeyecek kadar yüksek. Kendi babalarıyla yeterli yakınlık kuramamış erkekler bu eksikliği çocuklarında tamamlamaya çalışıyorlar. Buna kıyasla babalarıyla doğru ilişkiler yaşamış olan erkeklerin kendi babalarını model alarak çocuklarıyla daha rahat iletişim kurdukları da bir gerçek.

Babanın aktif olarak çocuğun bakımına katılması, çocuğun algılama, konuşma, öğrenme gibi zihinsel aktivitelerinin daha iyi ve hızlı gelişmesine, başkasının yerine kendini koyup düşünebilme yeteneği olan empatinin kurulmasına yardımcı oluyor. Anne ve babanın çocuğun bakımını dengeli ve birbirleriyle uyumlu bir biçimde paylaşması durumunda çocuğa olan davranışları da birbirine yakın oluyor. Bu da çocuğun huzurlu yaşayacağı bir aile ortamı anlamına geliyor.

Aile içindeki güçler birliği

Özelikle geleneksel aile yapısında aile içindeki karar ve güç mekanizması babaların hakimiyetindeydi. Anne ise yaptırım gücünü daha çok çocuklar üzerinden kullanmaktaydı. Modern aile yapısıma geçildikten sonra ise anne sosyal hayatta eşiyle eşit koşullara kavuşmasına rağmen aile içindeki bu gizli gücünden vazgeçmek istemedi. Bu gizli güce farkında olmadan duyulan kodlanmış arzu, annenin dokuz ay yalnız kendi içinde hissettiği çocuğunu doğumdan sonra dış dünyadan sakınma ve başkalarıyla paylaşmak istememe içgüdüleriyle birleşince ailede tehlike sinyalleri çalmaya başlıyor.

Böylesi bir durumda kendi geleneksel kodlarından sıyrılmaya çalışarak bebeğin bakımında rol almak isteyen babanın bu arzuları anne tarafından, kendi annelik rolü ve evin yönetimi konusunda sahip olduğu güce karşı bir tehdit olarak algılandığı için refüze edilebiliyor. Bu da aile içinde kurulacak bir dengenin daha en baştan kaybolması anlamına geliyor. Özellikle bizimki gibi genel olarak geleneksel köklerinden tam anlamıyla sıyrılamamış toplumlarda baba, anne tarafından desteklenip, yüreklendirilmezse kendirli engellenmiş hissederek, geleneksel babalık rolüne dönebiliyor.

Tüm bu geleneksel altyapıdan sıyrılmış aile yapısında ise babanın kariyerinden vazgeçerek çocuğun bakımını üstlenmesi de sözkonusu olabiliyor. Bu durumda annenin de işi en az baba kadar zor. Çünkü kariyerini tercih eden anne, bir yandan ailenin tüm ekonomik sorumluluğunu sırtlanırken öte yandan içindeki ona sürekli "şu an bebeğinin yamndan olmalıydın, onun sana ihtiyacı var" diyen sesle, yani annelik içgüdüleriyle ve vicdan azabıyla da başetmek zorunda. Elbette ki tüm bu duygusal iç hesaplaşmalar kadının kişiliğiyle alakalı olarak boyut kazanıyor. Yani bebeğinin söylediği ilk sözcüğün "anne" değil de "baba" olmasını, ya da gece uykusundan uyanan bebeğin "baba" diye ağlamasını kendine mesele etmeyen anneler gönül rahatlığıyla işlerine konsantre olabiliyorlar.

Annenin dışarıda babanın da evde olduğu aile yapıları Batı toplumlarında giderek daha da yaygınlaşıyor. Ancak bizimki gibi toplumsal baskı mekanizmasının hala güçlü olduğu ülkelerde, babanın evde oturarak çocuğuna bakma kararını almadan önce maalesef ki etraftan gelecek "kılıbık adam" fısıltılarına karşı umursamaz olması gerekiyor.

Uzmanlar ise anne ve babanın çocuk bakımında eşit görev dağılımına sahip olmalarını çocuk için daha sağlıklı buluyorlar. Nasıl ki babanın sürekli dışarda olduğu ve çocuğun daha çok anneyle vakit geçirdiği ailelerde çocuk babayla olan ilişkisinde ister istemez aşmak zorunda olduğu bir mesafe duygusu yaşıyorsa, aynı şeyin annenin dışarıda olması durumunda da geçerli olacağını, yani sadece rollerin değişeceğini vurguluyorlar. Sonuç olarak tavsiye edilen en sağlıklı aile yapısının ne annenin ne de babanın tamamen çocuğuyla eve kapanması, yani çiftlerin her ikisinin de dengeli olarak çocuğun bakımını paylaşması. Bu da belki de en azından çocuk okul çağına gelinceye kadar annenin de babanın da belli aralıklarla işlerini ve kariyerlerini askıya alması anlamına geliyor.
419
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.