Mahmure

Mahmure

Yaşam

Kariyer de istiyorum, çocuk da!

Kariyer de istiyorum, çocuk da!

Bizlere birçok sıfat yakıştırıldı. "Özal gençliği", "80 sonrası gençlik" gibi. Türkiye'nin yaşadığı hızlı-amorf değişimin çocuklarıydık. Çok doğru, apolitiktik. Hâlâ da öyleyiz.

70'lerin anarşik (!) ortamının, sağ-sol kavgalarının (!) yarattığı korkular ile büyütüldü çoğunluğumuz. Farkında olmadan, YÖK sıkıştırılmışlığındaki üniversitelerde okuduk. Sorgulayanlarımızın sayısı gittikçe azaldı; her zaman gençliğin farklılığını ve dinamizmini yansıtan öğrenci şenlikleri, "University Welcome Party"lere dönüştü. Sayıları hızla artan vakıf üniversiteleri ile ciddi bir kimlik değişimi yaşadı ve hızla yaşıyor üniversite gençliği.
Birey olmanın her zaman acayip karşılandığı, kendisiyle barışmayı bir türlü başaramamış bir toplumun; bir kısmı işsiz, bir kısmı plaza çalışanı, bir kısmı da her zaman yok sayılmış coğrafyalarda küçük yaşlarda büyümüş genç nüfusunu temsil ediyoruz.

Hayatımız bir sirk alanı

Genç kuşağın, yaşadığı toplumu ileri taşıma, eleştirme ve ona bir dinamizm getirme gibi doğal özellikleri olduğu, kaçınılmaz bir gerçek. Fakat eleştirel bakışı hapsetme-susturma geleneğinden gelen bir toplumun gençliğinden, bu özellikleri beklemek akıllıca değil sanırım. En azından günümüzdeki manzara bunu gösteriyor.

60 ve 70'lerin dinamik ortamında devrimci kanadın temsilcileri olarak yaptıkları toplum analizi birikimini, 90'larda kültür endüstrisinin medya ve reklam cumhuriyetlerinde kullanmaya karar veren, bugünün söz sahipleri, yanlarına bizim akıllı reklam gençliğinden cevherleri de alınca, hayatımız nasıl da bir sirk alanına dönüştü. 20'li yaşların ortalarında olan bizler, kurgulanan senaryoda biçilen rolleri pek de reddediyor görünmüyoruz. Akıllı reklam ve medya patronlarının üst üste attıkları bombalar, yine güzel bir analiz ve senaryo çalışması kokuyor buram buram.

Hayretle izlemekten kendimi alıkoyamadığım, medya cumhuriyetimizin aşşk kokan bombası, "BEN EVLENİYORUM" fantazyası da bir tesadüf olmasa gerek. Büyükannelerimizden, annelerimizden aldığımız bilgi birikimi ile bizler de aynı yoldayız demek ki. Evde kalmaktan korkan, evlilik müessesesinin(!) kutsallığına yürekten inanan, Türkiye'nin en popüler gelin ve damat adaylarının performansı gerçekten göz kamaştırıcı! Örgü ören, kahve falı bakan, erkeklerine yemek pişiren kızlarımız, aşk evliliğine inanmadıklarını açıkça söylemekten kaçınmıyorlar bu aşşk kokan medyalama oyununda. Her genç kızın ve erkeğin hayali, milyonlar önünde evlenmek, Karayipler'de balayı yapmak. İleride çocuklarımıza anlatacağımız yaratıcı bir aşk hikâyesi.

Büyükanne ve annelerimizden aldığımız geleneği biraz da ileri taşıdık aslında. Çok da haksızlık etmeyelim kendimize. Örneğin; özgür-çağdaş kadının vazgeçilmez dostu, hijyenik kanatlı Orkid'imizin 25. doğumgününü nasıl da kutluyoruz artık coşkuyla. Çok değil, 5-10 yıl önce, televizyonda reklamı yayınlandığında panikle kanal değiştirmeye çalışırken, şimdi gururla, başımız dimdik söylüyoruz şarkımızı. Daha doğrusu, bizim kuşağın en iyi temsilcilerinden sevgili özgür kızımız tercüman oluyor duygularımıza: "Kariyer de yaparım çocuk da!"
İşte manzaramız bu. "University Welcome Party"lerden sonra, geleceğimizi planlayan "Kariyer Günleri Etkinlikleri"nden öğrendiğimiz yöntemlerle çok para kazanmayı, evlenmeyi, çocuk yapmayı kabul etmiş bulunuyoruz. Reklamlardaki steril mutfaklarda birbirilerine makarna yediren alyanslı eller bizim!
Yapacağımız her şeyi yaptık. Üniversite sınavında zaten yarıştığımız yüzde 5-10'luk bir kitle içinde üniversitelere girdik, uslu çocuk olduk, kampus içinde eşlerimizi bulduk, yeni orta sınıfın genç temsilcileri olarak, tek kriteri iyi para kazanmak olan işlere girdik, olması gerektiği gibi. Vicdani retçilere anlamsız gözlerle şöyle bir bakıp vatani görevimizi yapmaya gittik, dönüşte bize çok benzeyen, zararsız sevgililerimizle kutsal müessesemizi kurduk. Bu müesseseyi daha da kutsallaştıracak çocuklarımızı doğurmaya karar verdik; ama önce onlar için bankada birer hesap açtırmayı asla unutmadık.

Siyasetin bir strateji oyunu olduğunu, sokaktaki adamın ne düşündüğünün çok da önemli olmadığını, daha adil bir dünya için çaba sarf etmenin modasının çoktan geçtiğini anladığımızın resmidir bize gösterilen ve kanıksadığımız.
Hepinizi düğünümüze ve ardından da bebek tebriğine bekliyoruz!

Kaynak: Radikal 2, Esra Akbalık
346
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.