Mahmure

Mahmure

Yaşam

Çalışan kadınlar yönetmek de istiyor

Çalışan kadınlar yönetmek de istiyor

ABD ve Avrupa Birliği'nde her iki yetişkin kadından biri çalışıyor. Ancak şirket üst yönetimleri hala erkeklerin egemenliğinde. Bu da kadınları isyan ettiriyor.

OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) raporuna göre Türkiye'deki çalışan kadınların, toplam kadın iş gücüne oranı Avrupa ülkeleri arasındaki en düşük düzeye sahip. Türkiye'de, çalışabilir durumdaki kadın nüfusun sadece yüzde 24.3'ü istihdama katılıyor. Bu rakam 90'lı yıllarda yüzde 33'ü buluyordu. Bu ortalamalar her iki kadından birinin işgücüne katıldığı Avrupa Birliği'ndeki rakamlara bakıldığında oldukça düşük kalıyor. Ancak Avrupa Birliği'nde kadın işgücü yüksek olsa da iş yaşamındaki sorunlar kadınlar açısından yine de bitmiş değil. Ayrımcılık, aynı işi yapan erkeklere göre daha az ücret alma, iş ve yaşam dengesini kuracak altyapının tam anlamıyla işlememesi, üst düzey görevlerde kadınların önüne çıkarılan gizli engeller gibi birçok sorunla boğuşan Avrupalı kadın için eşitlik mücadelesi henüz bitmiş değil. Almanya'da Angela Merkel'in iktidara gelişiyle sesini artık daha gür çıkaran Alman iş kadınlarının çağrıları bu durumun en bariz kanıtı. Almanya'da iş kadınları, şirketlerin üst düzey pozisyonlarının kendilerine kapalı tutulması ve çalışan kadınların önündeki zorlukların çözümü için Angela Merkel'e ümit bağlamış durumda.

Ümitler Merkel'e bağlandı

Merkel'in ülkenin yönetimine geçmesi, Almanya'daki iş kadınlarını iki açıdan umutlandırdı. Ülkenin ilk kadın şansölyesinin iktidara geçmesinin ardından yılın iş kadını seçilen Regine Stachelhaus, "Merkel'in önünde halletmesi gereken bir sürü sorun var. Ancak umarım bu ülkedeki çalışan kadınların hala kariyerleriyle aile kurmak arasında bir seçim yapmak zorunda kaldıklarını biliyor ve bu durumun değişmesi için çalışmak istiyordur" diye çağrıda bulundu. Bebek yaştaki çocukların günlük bakımı konusunda yardımcıların azlığı ve yarım günlük okul sistemi Almanya'da birçok genç anneyi işi bırakıp evde kalmaya zorluyor. Yasalar sayesinde üç yıl içerisinde işlerine dönebiliyorlar ancak iş hayatı içerisinde erkeklere karşı rekabet avantajlarını kaybediyorlar. OECD'nin rakamlarına göre yetişkin kadınların Almanya'da sadece yüzde 58.8'i çalışabiliyorken, bu rakam ABD ve İngiltere'de yüzde 66 düzeyinde. "Daha önce çalışır durumdaki birçok kadın çoluk çocuğa karışınca kariyerine ara vermek zorunda kalıyor" diyen Stachelhaus bugün tepe yöneticiliğini yürüttüğü Almanya HP'ye 1983 yılında katıldı. Şu anda yaklaşık 1.2 milyar dolarlık bir şirketi yönetiyor. Ancak Stachelhaus şanslı kadınlardan biri çünkü 1985'ilk çocukları doğduğunda eşi kariyerini bırakıp üç yıl evde kalmayı kabul etmiş. Almanya'nın en büyük 30 şirketindeki 197 üst düzey yöneticilik pozisyonunda kadınların oturduğu koltuk sayısı sadece 2. Buna karşın doğurgan yaştaki Alman kadınların çocuk sahibi olma oranı 1.3 çocuk. Bu rakam ABD'de 2.3. Almanya'nın giderek yaşlanan nüfusu düşünüldüğünde demografik yapının bozulmaması için bu rakamın 2.3 olması gerekiyor. Tam gün çalışan kadınlar Almanya'da kendileriyle aynı koşullarda çalışan erkeklerden yüzde 25 daha az kazanıyor.

Ödenecek bedel büyük

Esasında bu sorunlar Almanya ile sınırlı değil. Avrupa Birliği ülkelerinin genelinde en büyük şirketlerin tepe yönetimleri ve yönetim kurulları genellikle kadınlar için kapalı. Dolayısıyla çalışan anneler için fırsat eşitliği düne kadar kadın profesyonellerin en önemli konusu iken şimdi yönetimin erkeklerle paylaşımının nasıl olacağı gündemde. Bugün Avrupa'da araştırmacılar, iş idaresi okulları ve işverenler kadınların üst yönetimleri erkeklerle paylaşmalarının önündeki gizli engellerin ne olduğunu anlamaya çalışıyor. "Dünyadaki dev şirketlerde üst düzey yönetici konumuna gelen kadınlar çoğu zaman zirveye çıktıklarında şirket kültürünün kendilerini aşındırmış olduğunu hissediyor" diyor uzmanlar. Tespitlere göre çoğu zaman zirveye çok yaklaşmış olan kadınlar, yönetim piramidinin en ucuna baktıklarında oraya ulaşmak için ödemek zorunda oldukları bedellerin ne kadar büyük olduğunu düşünüp vazgeçiyor. Ancak yönetim uzmanları -ki dünyanın büyük şirketlerinin yöneticilerinin de kendileriyle bu görüşü paylaştığını ileri sürüyorlar- şirketlerin tepe yönetimlerinde bu kadar az sıklıkta kadın yeteneğe ve bakış açısına yer verilmesinin şirketleri hem rekabet gücü hem de kurumsal yönetişim anlamında müşkül durumda bıraktığını belirtiyor. İstatistikler ise son derece yalın. Fortune 500'e giren şirketlerin yönetiminde yüzde 14'ten daha az bir oranda kadın yer alıyor. FTSE 100 endeksinde yer alan 100 şirketin sadece 10'u kadınlar tarafından yönetiliyor. Batı Avrupa'nın en büyük şirketlerinin yönetimlerinde de yine benzer rakamlar söz konusu. Kadın yönetim kurulu başkanı oranı yüzde 8, tepe yönetici oranı yüzde 5.

Kadınlar 'iş'ten kaçıyor

Amerika'daki rakamlar da son derece çarpıcı. ABD'de yapılan araştırmalar, ülkedeki yüksek kalifikasyonlu kadın işgücünde azalmalar olduğunu ortaya koyuyor. İş ve Yaşam Politikaları Merkezi'nin rakamlarına göre bu kesim içerisindeki yüzde 37'lik bir oran işini gönüllü olarak bırakmış. İş tatminsizliği ve fırsat azlığı kadınların işi bırakma nedenleri arasında ailesine daha çok zaman ayırma isteğinden önce geliyor. Ve bu işi bırakan kadınların hiçbiri ayrıldığı şirkete bir daha dönmek istemiyor. İş ve Yaşam Politikaları Merkezi'nin kurucusu Sylvia Hewlett'ın şirket yönetimlerindeki erkek egemen yapının kolay kolay değişmeyeceğine dair şöyle bir tespiti var: "24 saat müşteri baskısı ve yoğun iş seyahati talebine karşı yanıt verecek yaratıcı bir şeyler yapılmadığı sürece çokuluslu şirketlerin tepesindeki 'ekstreme' işler, karıları evde oturan beyaz, üst orta sınıf erkeklerin tekelinde kalmaya devam edecek".
159
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.