Mahmure

Uzmanlar

İlker Yavrutürk

Paris, sen mi büyüksün ben mi?

Paris, sen mi büyüksün ben mi?

Ve Paris sokaklarında kaybolduğum bir anda Cem Yılmaz'ın ünlü esprisi beni kendime getirdi: "Ulan İstanbul sen mi büyüksün, ben mi? Göreceğiz bakalım."

Güncellenme tarihi: 05.05.2014
Vee ikinci kez Paris'teyim. Yıllar önce babam Mecidiyeköy'deki salonumuzdan yılda bir defa tatile çıktığında soranlara Paris'te derdik, döndüğündeyse günde üç kova saç keserdi. Gerçekten sanatkar bir insan olduğu için Paris'teki modayı önceden sezebilirdi... Ve gerçekten tam bir meslek aşığıydı. Yıllar sonra ben de ikinci kez Paris'teyim. Mondila Fuar Alanı bu defa daha büyük ve düzenli. 100'den fazla Türk kuaförüyle kapıda selamlaştık. Ama içeride hiçbirisi ile karşılaşmadım. Bu öylesine bir duygu ki her tarafta saç saç... Kesimler, renkler, keratin kaynaklar. Malzemeler... Boks sahnesinde saç showları. Ense makinesi ile saç dövmeleri.

Ve yüzde 80'i bayan olan Avrupalı kuaförler. Özellikle belirtmeliyim ki hemen hemen her stantta bir Türk kuaförün tercümanlığına ya da saç taradığına şahit olabilirsiniz. Çoğunluğu İtalyan, İngiliz ve Fransız kökenli olan show ekiplerinin içinde başarılı ve genç Türk kuaförleri yerlerini almış, burada söz sahibi olmuşlar. Ama bir gerçek var ki bunu orada yaşayan bürokratlardan birebir dinledim. Türk olmak dezavantaj. Dünyanın her yerinden olabilirsiniz Morocco, Yeni Zelenda, Fildişi sahilleri... Ben bu memleketlerden olan çeşitli insanlarla tanıştım ya müzisyen ya taksicililerdi. Ama eğer Türk'seniz kırmanız gereken ön yargılar var...

Üzerimdeki Brazil yazan tişörtüm ile iyi müzik dinlemek için jazz barda dans ederken tanıştığım müzisyenler bile Türk olduğumu duyunca epeyce şaşırdılar. Açıkçası. Bu seyahatte ben ülkemi biraz daha fazla sevdim.

Saçlara dönecek olursam Öncelikle fuara katılarak oradaki kuaförlerin yaptıkları saçların fotoğraflarını çekmekten başka bir şey yapmadım. Evet iki önemli show izledim, önceden seçtim ve yere oturup 30 dakika kesim showunu bekledim, sonuç harikaydı. Eugena perma adında önemli bir firması bu sene de çok hoş saç kesimleri yapan özel bir ekip hazırlamıştı... Genellikle küt ve bombeli saç kesimleri ile sezona damgasını vuran meşhur modeli kendi geliştirdikleri teknikle ense makinesi ile enseleri kısaltmadan kestiler. Uygulama görsel bir şölen oldu ama sonuç enselerde bombe yerine gözüme eksik gelen bir sonuçla bitti, yine de on üzerinden 7 almayı başardılar benden. Ve benim için en heyecanlı anlar.

Alexandre de Paris topuz showu başladığında babamın da orada olmasını istedim doğrusu. Belki seneye ona bir sürpriz yapmak isterim. Bundan yıllar önce belki 18 belki 20 yıl kadar önce VHS videolar yeni çıkmıştı. Ve babam yurt dışından çok meşhur bir kuaförün topuz görüntülerini bulduğunu söylemişti.

Kaset videoya takıldığında ben de o da heyecanlanmıştık. Kocaman bir sahne, sanki Leydi Diana çıkacak gibi hazırlanmış. Yukarıdan aşağıya sımsıkı toplu saçıyla zayıf uzun boylu ve siyah gece elbisesi ile bir Fransız manken süzüle süzle inmişti. Başından aşağıya siyah incecik bir tül duvak gibi indirilmişti. Yanındaki sunucu kibarca mankenin elini öptü ve Fransızca 30 40 kelime sonunda bir ismi bağırarak telaffuz etmişti.. Alexandre de Paris (Aleksandır dö Pari). Evet aynen böyle okunuyordu adı ve o alkışlarla sahneye geldi.. İnce bıyığı, geriye taranmış ıslak saçları ve Hıncal Uluç tebessümü ile bu adam babamın vay be deyişleri ile sahneye çıkmıştı. Alkış kıyamet tabii ki. Hala aklımda olan akordeon melodileri tane tane salonu dolaşırken "O" önce kibar bir hareketle modelin saçındaki siyah duvağı açmış ve yardımcısının ona uzattığı örgülerle hazırlanmış ve üzerine çok pahalı olduğunu düşündüren pırlanta taşlı aksesuarlı postişi birkaç firkete ile saça oturtmuştu. İnanılmaz bir hava yakalamayı başarmıştı iki harekette hazırlığı 4 saat süren bir sanat eserini saça oturtmuş ve takdiri almıştı.

Ve ben 3 gün önce o adamın yani Alexandre de Paris'in yıllar sonra canlanan marka imajını öğrencileri ile nasıl ayakta tutabildiğine şahit oldum. 40 yaşlarında ustası ve iki yardımcısı ile Paris'te inanılması güç ama bir o kadar da gerçek showu izledim. Ve gördüm ki ben de fena kuaför değilmişim. Nereden mi anladım? Anlatayım o zaman..

Show başladı ve birinci koleksiyon: Geyşa topuzu. İşte burada on saniyeliğine benim için her şey durdu. Nedenine gelince. Tam bir yıl önce bir TV programında tanıştığım Japonlara benzeyen bir dansçı kıza --ben bir Geyşa saçı yapmak istiyorum bana model olur musun-- demiştim. Kız çığlık attı, o da tam bir geyşa hayranıymış, hani şu bir Geyşa'nın Anıları var ya o filmi 6 kere sinemada izlemiş, böyle bir projede yer almaktan çok mutlu olacağını söyledi.

Veeee. Birkaç ay sonra fotoğrafçı dostum Serkan'la buluştuk ve Geyşa kıyafetini giydirdiğimiz mankenimizin makyajını kim yaptı dersiniz. Türkiye'de makyaj denince akla gelen ilk isim tabii ki Corci. Teşekkürler Corci yine harika bir iş çıkardın. Sağol.

Ve resimler çekildi arada ben de makineyi elime aldım ve deklanşöre kendi açılarımla bastım. En beğendiğim kare benimki oldu.

Dönelim Paris'e, on saniyeliğine benim için hayat durmasın da kim için dursun? Ver bana 150 bin doları, bak ben sana ne geyşalar yapıyorum. Paris sen mi büyüksün, ben mi göreceğiz bakalım. Eğer ben İlker Yavrutürk'sem, o showlarda yer alır mıyım almaz mıyım bakın görün her şey zamanla.

Neyse yazımın sonuna doğru özetlemem gerekirse Paris'te beni en çok etkileyen bir bayan kuaför kendisi kınaya benzer bitkisel ürünlerle 33 renk elde etmeyi başarmış, bu bence mükemmel. Temastayım. Ayrıca.

* Bu sene çene hizasında uzunluklarda her tip saçta moda,
* Yabancı kuaförlerin yüzde sekseni kadın,
* Fuara gelenlerin saçları daha enteresan ve dikkat çekici,
* Yabancı kuaförlerin yaptığı saçların çoğu saçma sapan. Renklendirmelerden ibaret,
* Kesimlerde kalite renkten daha çok önemseniyor,
* Saç uzatma sistemlerinde halka "ring" tercih edilmiyor. Zararlı.
* Keratine rağbet fazla. Salonumuza daha uygun fiyata yüksek kalitede Platin sarı kaynaklar temin ettim. Bu ay gelenler daha az ödeyecek, Ekim ayı saç ekim ayı olacak hemen arayın stoklarla sınırlıyız.

Aralık ayında kesim eğitimi için New York rezervasyonlarım yapıldı. Antony Mascolo Tigi Academy'de alacağım eğitim ile kendimi daha da geliştireceğim. Size söz veriyorum. Kendinize iyi bakın. Saygılarımla.

Tüm sorularınızı yanıtlamaya hazırım.


İlker Yavrutürk
Bağdat Cad. No:244 Göztepe-İstanbul
0216 302 04 37-0216 302 0779

www.ilkeryavruturk.com
« tüm yazıları
Soru Sor
2657
dahafazlası
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.