Mahmure

Sağlık

Kadın Sağlığı

İLK CİNSEL İLİŞKİ

İLK CİNSEL İLİŞKİ

Türkiye'de , cinsel yaşamla ilgili bilimsel araştırma ve anket çalışmaları yeterince yapılmadığı için, ilk gençlikte cinsel ilişki düzeyi ve yoğunluğu hakkında güvenilir bilgiler yoktur.

Ancak 1960'ların ortalarında İngiltere'de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, 18-19 yaş grubundaki kızların yaklaşık yüzde 25'inin cinsel birleşme deneyini yaşadığı bilinmektedir. Oysa Kinsey'in l950'lerin başında yaptığı araştırmada, bu yüzde 25 oranına ancak 20-2l yaş grubundaki kızlarda ulaşılmaktaydı. Buna göre, aradan geçen 15 yıl içinde gittikçe daha küçük yaştaki genç kızların cinsel ilişkiye girdiği sonucuna varmak yanlış olmayacaktı. Aynı şekilde, 1960'lardan günümüze kadar geçen sürede cinsel birleşme yaşının giderek daha da küçüldüğü söylenebilir. İngiltere için geçerli olan bu gözlemler, diğer Batı ülkeleri için de geçerlidir.
Ülkemizde durum biraz daha farklıdır: kırsal kesimlerde evlilikler zaten oldukça küçük yaşlarda olmaktadır. Ancak bu, bir "cinsel özgürleşme" belirtisi olarak görülemez. Tam tersine, çok genç yaştaki kızlar çoğunlukla kendi onayları alınmadan evlenmeye zorlanmaktadır.
Buna karşılık, kentlerde evlilikler genellikle 20 yaşından sonra olduğu için Batı'da elde edilmiş istatistiklerle bir karşılaştırma yapma olanağı bulunabilir. Sağlam, bilimsel veriler bulunmamasına rağmen Türkiye'de genç kızlar için evlilik öncesi cinsel birleşme oranının bir yirmi yıl öncesine göre hayli arttığına inanılabilir. Bu, cinsel özgürleşme atmosferinin bir sonucu olduğu kadar, evlilik yaşının yükselmesine de bağlıdır. Önemli bir etken de, doğum kontrol yöntemlerinin gelişmesidir. Genç erkekler içinse böyle bir sorun zaten yoktur: onlar, lise çağından başlayarak, cinsel ilişkide bulunmaya, bunun için genelevlere gitmeye teşvik edilmektedir.

Ortaya attığı görüşlerle tartışmalara yol açan İngiliz eğitimcisi A.S. Neill, kendi okulundaki öğrencilere doğum kontrol araçları sağlanmamasının tek nedeninin yasaların böyle birşeye izin vermemesi olduğunu söylemiştir. Neill'e göre, çocuklara cinsel yönleriyle ilgili bir utanç duygusu aşılanmasının ve arzu ettikleri zaman cinsel faaliyette bulunmalarına olanak verilmemesinin sonucunda, ortaya eksik ve mutsuz yetişkinler çıkmaktadır.
Buna karşılık, Neill'i eleştiren başka eğitimciler de, fiziksel gelişme ile ruhsal ve zihinsel gelişmenin iki farklı olgu olduğunu ileri sürmektedir. Bunlara göre, çocuklara seksle ilgili bir suçluluk ve utanç duygusu aşılanması elbette yanlıştır ama, erken yaşta cinsel faaliyete geçmeye teşvik edilmeleri de doğru değildir.

Kuşkusuz, bir insanın cinsel yaşamına belli bir zihinsel olgunluk düzeyinde başlaması, daha sonra cinselliğin bedensel ve ruhsal yönlerini daha iyi bütünleştirmesine yardım edecektir. Ama sorun, bu olgunluk düzeyinin nasıl saptanacağıdır . Üstelik, cinsel deneyin kendisi de kişinin olgunlaşmasına katkıda bulunur. Yine de, olgunluğun bir ölçütünün kişinin cinsel eşine karşı tutumu olduğunu kabul edebiliriz: eğer genç kız ya da erkek, karşısındaki kişiyi sevebiliyor, ona değer veriyor, onun kaygı ve sevinçlerini paylaşabiliyorsa, ve en önemlisi, ilişkisinin sorumluluğunu üstlenebiliyorsa o zaman cinsel yaşamın ağırlığını da kaldırabilecek demektir.
Bugünün anne ve babaları, çocuklarının cinsel deneylerini yasaklayarak önüne geçilmez bir gelişimi durdurmaya çalışmak yerine, kurdukları ilişkilerde karşılıklı sevgi, şefkat ve sorumluluk gibi şeylere dikkat etmeyi öğretmelidirler. Cinsel yönlerinin görmezden gelindiği ya da bastırıldığı bir ortamda yaşayan gençlerin ilk cinsel deneyleri, çoğu zaman olumsuz koşullarda ve tatsız bir biçimde gerçekleşir. Buna karşılık cinsellikleri herhangi bir dış müdahaleden uzak, doğal bir biçimde gelişmiş kişiler ilk ilişkilerine de rahat ve güvenle girerler.
505
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.