Mahmure

Sağlık

Genel Sağlık

Üniversite hastanelerinde kriz

Üniversite hastanelerinde kriz

Bir çok hastane başhekimi veya dekan hastanelerinin 100 milyon TL'ye varan borç yüklerinin olduğunu, bu gidişle önümüzdeki birkaç yıl içinde üniversite hastanelerindeki döner sermaye sisteminin çökeceğini...

Sağlık hizmetlerinin piyasa egemenliğine girmesine karşı, toplum için sağlık fikrinin tutarlı ve bilgili savunucusu, hekim ile hasta haklarının ayrılmazlığı ilkesine bağlı, pratisyen hekimliğin saygın ve vazgeçilmez disiplin olarak gelişmesini sağlamak için bir kez daha öne atılmamız ve her düzeyde piyasanın diline, bilimin ve insanlık değerlerinin diliyle karşılık vermemiz gerek.

Neredeyse 20 yıldır sağlık hizmetlerinde 'piyasa egemenliğine' direnen, bizim gibi ülkelerde özel sağlık sistemini geliştirmenin ve sağlık hizmeti üretimini veya başta hekimler olmak üzere sağlık personelinin 'performansını' para ile doğrudan ilişkilendirmenin toplum sağlığını geliştirmekten çok sağlık tüketiminin artmasına ve kaynak savurganlığına yol açacağını, dolayısıyla piyasa merkezli politikalar ile sağlık hizmetlerinin gelişebileceği öngörüsünün 'kör bir iyimserlik' olduğunu savunan bir hekim olarak son aylarda katıldığım ve üniversite hastanelerinin sorunlarının tartışıldığı bazı toplantılarda haklı çıkmanın hüznünü yaşıyorum.

İlki İstanbul Üniversitesi'nin yeni rektörü Prof.Dr. Yunus Söylet'in öncülüğünde 53 Tıp Fakültesi'nden 23 rektör , 21 dekanın da yer aldığı 118 kişi katılımı ile 18-19 Nisan 2009 tarihinde İstanbul'da , ikincisi yine geniş bir katılımla 16-17 Mayıs 2009'da Hacettepe Üniversitesi'nde yapılan bu toplantılarda sağlık hizmeti sunumunda Üniversite Hastaneleri'nin yeri, bu hastanelerdeki sağlık ve eğitim hizmetlerinin birlikte verilmesinin getirdiği zorluklar, hastanelerin finansal olarak içinde bulundukları durum ve gelecek perspektifleri, başta döner sermayeler olmak üzere uygulamada yaşanan sorunlar, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)ile yaşanan sıkıntılar gibi konular kapsamlı bir şekilde tartışıldı. Toplantılara hâkim olan hava döner sermayelerin finansal krizinin üniversite hastanelerin geleceğini tehdit ettiğini yansı tıyordu.

Borç yükleri

Bir çok hastane başhekimi veya dekan hastanelerinin 100 milyon TL'ye varan borç yüklerinin olduğunu, bu gidişle önümüzdeki birkaç yıl içinde üniversite hastanelerindeki döner sermaye sisteminin çökeceğini, kamu hastanesi olmanın zararına çalışmaya neden olduğunu, sağlık harcamalarından üniversite hastanelerinin aldığı payın giderek azaldığını ve Sağlık Bakanlığı'nın kendi hastanelerini 'kayıran' bir tutum içinde olduğunu, Sağlık Bakanlığı ve YÖK nezdinde sorunların dikkate alınmadığı, anlaşılmadıkları bu nedenle daha üst makamlarla iletişime geçme ihtiyacı olduğunu ifade etti. İstanbul Üniversitesi rektörü Yunus Söylet ise "YÖK üyesi iken bu konuları çok anlatmaya çalıştım ama şimdi aşağıdan yukarı çabalarla uğraşmaya ihtiyacımız" var diyerek bu toplantıların amacını özetledi. Toplantıların ana gündem maddelerinden birisini Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan 'Tam Gün Yasa Tasarısı' oluşturdu. Bu yasa tasarısı ile özel muayene sisteminin kaldırıldığı, buna bağlı olarak öğretim üyesi kazançlarında ve döner sermaye gelirlerinde %10 dolayında (Yaklaşık 470 milyon TL) azalma olacağı üzerinde duruldu ve şu andaki döner sermaye yapısı ile Tam Gün yasasının finanse edilemeyeceği konusunda tam bir konsensus oluştu. Bir dekan "özel muayene kalkarsa öğretim üyelerini ameliyathane indiremeyiz, örneğin ortopedi hocaları kalça revizyonu gibi zahmetli ameliyatları yapmaz " diyerek üniversite hastanelerinin koridorlarının havasını, daha doğru bir deyimle 'realite' sini toplantıya yansıttı.

Üniversite hastanelerinin içine düşürüldüğü bu finansman krizinin nedenleri ve Tam Gün Yasa Tasarısı'nın olası riskleri konusunda en açık bilgileri ikinci toplantıya katılan Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürü ve YÖK üyesi Naci Ağbal'ın konuşmasında bulmak mümkün oldu. Naci Ağbal 'Sağlıkta Dönüşüm Programı' çerçevesindeki politikalar ile bütçedeki sağlık harcamalarının 2004'de 16,8 milyar TL iken 2 kat artarak 2008'de 32,1 milyar TL'ye ulaştığını, 2009'da ise 35-36 milyar TL dolayında bir harcama beklendiğini, 2007'de özel hastanelerin sisteme dahil edilmesi ile bu hastanelerin payının artıp, üniversite hastanelerinin payının azaldığını söyledi. Bu gerçeği SGK'nın 2009 bütçesinde çıplak olarak görmek mümkün. SGK, Sağlık harcamaları için
34 milyar 702 milyon TL ayırmış , bunun %42 sini (14 milyar 664 milyon TL) ilaç giderleri için eczanelere, geriyen kalan %58 i (19 milyar 332 milyon TL nın) %55 sağlık bakanlığı hastanelerine, %28 i özel hastanelere, %17 si de
(3 milyar 286 milyon TL) üniversite hastanelerine ayrılmış durumda. Bu bütçeyi tutturmak için SGK en komplike dolayısıyla en pahalı tedavi hizmetini sunan üniversite hastaneleri faturalarına 'akıldışı' kesintiler uygulamaktadır.

1114
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.