Mahmure

Sağlık

Genel Sağlık

Üç kişiden biri 'hipertansiyon'lu

Üç kişiden biri 'hipertansiyon'lu

Son araştırmaların çarpıcı sonucu: Türkiye'de insanların üçte birinin hipertansiyonu var, ama yüzde 62'sinin bundan haberi yok!

Türkiye'de en yaygın görülen sağlık sorunlarından hipertansiyon hakkında en son yapılan 'Hipertansiyon prevalansı' çalışması, hastalığın sıklığı ve yol açtığı sağlık sorunlarıyla ilgili önemli sonuçlar ortaya koydu.
Bir yıldır sürdürülen hipertansiyonla ilgili bugüne kadarki en kapsamlı çalışmada, Türkiye genelinde hipertansiyonun görülme sıklığı yüzde 31.8 olarak saptandı. Çalışmanın sonuçları, Türkiye Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği tarafından Antalya'da düzenlenen 6. Ulusal Hipertansiyon Böbrek Hastalıkları Kongresi'nde açıklandı. Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Oktay Karatan, 7 bölge, 26 ilde gerçekleştirilen çalışmanın 18 yaş üzerindeki yaklaşık 5 bin kişi üzerinde yapıldığını anlattı. Karatan, çalışmada Türkiye'de hipertansiyon dağılımı, risk faktörleri ve hedef organ hasarlarının belirlendiğini belirterek, "Elimizde artık kesin olan veriler, yapılacak çalışmalara da ışık tutacak" diye konuştu.

Kadınlarda daha fazla

Prevalans çalışmasının sonuçlarını açıklayan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çetin Turgan da, araştırmanın çarpıcı verilerini şöyle anlattı:

• 4 bin 910 kişiden 1800'ünde hipertansiyon saptandı. Bunun oranı yüzde 31.8.

• Hipertansiyon saptananların yüzde 38'inin daha önce hipertansiyon tanısı aldığı, yüzde 62'sinin ise ilk kez bu çalışma sırasında hipertansif olduğunu öğrendiği belirlendi. Buna göre ülke genelinde hipertansiyonu olan her 3 kişiden 2'si hipertansif olduğunun farkında değil.

• Hipertansiyon kadınlarda daha fazla görülüyor. Erkeklerde yüzde 27.5 sıklıkta bulunurken kadınlarda bu oran yüzde 36.1.

• Yaş gruplarına göre elde edilen sonuçlar şöyle; 18 - 30 yaş arası görülme sıklığı yüzde 11.8, 30 - 39 yaş arasında yüzde 21, 40 - 49 yaş arasında yüzde 38.5, 50 - 59 yaş arası yüzde 56.4, 60 - 69 yaş arası yüzde 70, 80 yaş ve üzerinde yüzde 80 oranında görülüyor.

• Bölgelere göre bakıldığında hipertansiyon sıklığı en yüksek İç Anadolu Bölgesi'nde bulundu (yüzde 38.5). Marmara Bölgesi (yüzde 34), Karadeniz Bölgesi (yüzde 33.2), Ege, Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde yüzde 28 olarak belirlendi. En düşük saptanan bölge Doğu Anadolu oldu (yüzde 25).

Kontrole giden çok az

• Kentsel alanda yüzde 31.1, kırsal alanda ise yüzde 32.9 oranında görülüyor.

• Hipertansiyon hastası olup kan basıncı yeterli kontrol edilenlerin oranı sadece yüzde 21. Bu da, 5 hipertansifliden 4'ünde kan basıncı kontrolünün yeterli yapılmadığını gösteriyor.

• Hipertansiyon saptanan bireylerde yapılan idrar ve kan analizleri ile yüzde 27.4'ünde böbrek hasarının göstergesi olan 'mikroalbuminüri'nin varlığı saptandı. Her 3 hipertansiften birinde böbrek hasarı saptanmasının altında yatan neden, hipertansiyonun geç fark edilmesi ve yeterli tedavi edilmemesidir.

• Vücut ağırlıyla kan basıncı arasında kesin bir sonuç saptandı.

• Kan şekeri yüksek bulunanların oranı yüzde 11.9.

• Hastaların yüzde 42.3'ünde kolesterol yüksekliği bulundu. Kötü kolesterol hastaların yüzde 32.7'sinde yüksek bulunurken, iyi huylu kolesterol hastaların yüzde 41.5'inde düşük saptandı. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı'ndan Doç. Dr. Mustafa Arıcı ise, tedaviye başlayan hastaların bir yıl sonunda yüzde 30 - 60'nın tedaviyi bıraktığına dikkat çekti.

Hangi organlar riskte?

Hipertansiyonun pek çok organa hasar verdiğini, böbreklerin en çok etkilenen organlardan biri olduğunu ifade eden Arıcı, şöyle devam etti:
"Hipertansiyon kalp, beyin, böbrek, göz gibi çok önemli hedef organlarda sorun yaratır; çünkü tüm damarları etkileyen bir hastalıktır ve bu organlar damardan en çok beslenen organlardır. Hipertansiyon belirtisiz bir hastalıktır, ama belirti verdiğinde çoğunlukla iş işten geçmiştir. Hipertansiyon böbrek hastalığına yol açtığı gibi böbrek hastalığı da hipertansiyona neden olabilir. Kişilerin hipertansif olduğu süre arttıkça hipertansiyonun böbrekte yaptığı hasar örneğin 20 yıl sonra gözle görülür hale gelir. Felç, kalp krizi, böbrek yetmezliği olarak belirti görmek istemiyorsak kan basıncı çocuklar da dahil yaşam sürecinde belirli aralıklarla kan basıncı ölçtürülmeli. Örneğin kan basıncınız 110 - 70. Bir yıl sonra ne oldu diye bir daha baktırın. Eğer rakamlar yukarı doğru yükseliyorsa daha sık ölçtürün ve tedbir alın."

'Fast food'a ve tuza çok dikkat!

Prof. Dr. Çetin Turgan, hipertansiyon ile beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi ve dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlatıyor:
"Hipertansiyona karşı işlenmiş gıda tüketimi, fast food yeme alışkanlığı, tuzlu gıdalar ve yemeklere tuz ilavesi önemli ölçüde azaltılmalıdır. İnsanda günlük tuz tüketimi ortalama 8 gramdır. İşlenmiş gıda ve fast food türü besin tüketenler, tadına bakmadan yemeğe tuz ekleyenler 15 gram civarında tuz tüketir. Yaş arttıkça tuza duyarlılık da artar. Aslında tuz eklenmeden de vücudun ihtiyacı olan tuz, besinlerle doğal yollardan alınmış olur. Besinlerde tuz gizli olarak bulunur. Tuzu kullanmadan besinlerden alma oranı yüzde 70'tir. Turşu, tarhana, salça gibi besinlerde tuz oranı çok yüksektir. Sebze, meyve, bol lifli gıdaları tüketenlerde ise kan basıncı daha düşüktür. Hipertansiyon tedavisinde verilen diyette tuz tüketiminin azaltılması ve günde 6 gramın altında tuz alınması önerilir. Normalde fizyolojik olarak günde 3 - 4 gramdan fazla tuza ihtiyacımız yoktur. Tuz tüketiminin azaltılması tek başına kan basıncında düşme sağlar. Hastaların önemli bir kısmının ilaç tedavisine ihtiyacı kalmaz. Kolalı içecekler, maden suları da yüksek tuz içerir. Sadece hipertansif hastaların değil, kan basınçları 120 - 139 / 80 - 89 mm - Hg olan kişilerin de diyetlerinde tuz kısıtlması yapması önerilmekte. Az tuzlu beslenme, yaşam tarzı haline getirilmeli."

Sarmısak çok da etkili değil...

Prof. Dr. Turgan, tansiyonun yükselmesi ya da düşmesi anında halk arasında sıkça kullanılan tuzlu ayran içilmesi ya da sarmısak yenilmesi gibi yöntemlerin çok fazla etkili olmadığını söyledi. Tedavi amacıyla kullanılmamak kaydıyla limon suyunun kan basıncını düşürücü etkisi olduğunu belirtti.

Yüksek tansiyonun kriteri

Kongrede uzmanlar, hipertansiyonu, 140 - 90 çıtası arasında tanımlayarak ortak görüşlerini şöyle açıkladılar:
"180 - 80'in üzeri hipertansiyon demek, ne ABD'de ne de Avrupa'da geçerli bir tanım değildir. 120 - 80 ve altı idealdir. Ama hipertansiyonun tamını hâlâ ABD, Avrupa ve ülkemizde 140 - 90 çıtasıdır. Tedavi için de herhangi bir sorunu olmayanlar için de konulan sınır da budur. Şeker, böbrek hastalarında, beyin ve kalple ilgili sorun yaşandıysa tedavi için sınır 130 - 80'dir. Ailede varsa 120 - 80'den itibaren tedaviye başlanmalı ve hasta yakından takip edilmeli. Tedavi sadece ilaç kullanmak değildir. Yaşam tarzı değiştirilmeli, sigara, alkol, tuz kısıtlanmalı, kilo verilmeli, egzersize başlanmalı."

Ayşegül Aydoğan/ Milliyet
494
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.