Mahmure

Sağlık

Genel Sağlık

Okullarda aşı telaşı

Okullarda aşı telaşı

Sağlık Bakanlığı ve UNICEF'in işbirliğiyle sürdürülen kampanya sonunda kızamık Türkiye'den tamamen silinecek.

Prof. Dr.Şükrü Hatun

Kızamığa son, 15 yaşına kadar 20 milyon çocuk aşıya!

Bugünlerde ülkemizin bütün ilköğretim okullarında acı/tatlı bir telaş var. Çocuklar bir gün öncesinden haberli, biraz kaygılı ama bir o kadar da meraklı, çarpıntılı kalplerle sıralarına oturuyor. Öğretmenler her zamanki ders programlarına devam ediyor ama çocukların zihinleri aniden açılan kapıdan girecek aşı ekibini beklemekle meşgul; o an gelip ellerinde aşı kapları ve iğnelerle sağlık görevlileri kapıdan göründüğünde sınıftaki heyecan ağlamaklı bir uğultuya dönüşüyor. Aşı ekibinin işi acele; çocuklara kollarını açıp uzatmaları söyleniyor. Hepsinin aşıya, daha doğrusu iğneye karşı bir korkusu vardır ama çocuklar arasındaki "tatlı rekabet" burada da kendini gösteriyor ve sınıfın en cesaretlisi olmaya aday öğrenci en önce kolunu uzatıyor. Onun metanetli davranışı ile sınıftaki korku havası, yerini "oley!" bağırışları ile tatlı bir telaşa bırakıyor. Çocuklar o andan itibaren bir an önce aşı olup kendilerini bir buçuk günlük tatil sevinciyle dışarı atmak istiyorlar. Asıl şaşkınlık ise büyük çocukların sınıflarında yaşanıyor ve bazıları artık çok gerilerde bıraktıklarını düşündükleri "aşı iğnesi" ile yeniden karşılaşınca baygınlık
geçiriyor. Bir gün daha sona ererken aşı günü okul yaşamının olağan dışı günlerinden birisi olarak çocukların belleklerine yazılıyor. Bu telaşın nedeni Sağlık Bakanlığı ve UNICEF tarafından başlatılan ve 2010 yılına kadar sürecek "kızamık eradikasyon" kampanyası. Bu kampanya ile 9 ayla 15 yaş arasındaki 20 milyon çocuğa kızamık aşısı yapılması ve çocuk felci örneğinde olduğu gibi ülkemizde kızamık hastalığının yok edilmesi amaçlanıyor. Bu kampanya sırasında son 1 ay içinde kızamık aşısı yapılanlar dışında bütün çocuklara aşı yapılıyor ve bu nedenle birçok aile çocuklarına birden fazla kızamık aşısı yapılmasının tedirginliğini yaşıyor. Normal koşullarda çocuklara 1 yaş civarında ve ilkokul çağında kızamık aşı yapılması gerekiyor. Bu nedenle bebeklik döneminde aşı olmuş çocuklara tekrar aşı yapılmasının bir sakıncası yok. Ülkemiz, çocuk dostu bir ozanın, Ceyhun Atuf Kansu'nun "Kızamuk Ağıdı" şiirinde anlattığı dağların ardında kalmış, karın örttüğü, yalnızlıktan üşüyen bir köyde bir günde kızamıktan 23 çocuğun öldüğü bir ülke değil ama hala çocuk ölümlerinde kızamığın önemli bir katkısı olduğu biliniyor. Bu nedenle kızamık virüsünü yok etmek için yapılan böyle bir kampanya ilk bakışta halk sağlığına yararlı görünüyor ama aşılamanın rutin bir hizmet olduğunu, bu tür kampanyalara ihtiyaç duyulmasının ülkemizdeki temel sağlık hizmetleri sistemindeki gerilemenin bir belirtisi olduğunu unutmamak gerekiyor. Aşı konusunun güncelleştiği bugünlerde Türk Tabipleri Birliği'nce yayımlanan Toplum ve Hekim dergisinin "Aşı" özel sayısı hem aşı kampanyalarına eleştirel bir bakış getiriyor hem de ülkemizde aşı üretilmemesini önemli bir sorun olarak kamuoyunun gündemine sunuyor. Editörlüğünü yakın zamanda TRT için bir aşı belgeseli hazırlayan Prof. Dr. Feride Saçaklıoğlu'nun yaptığı bu özel sayıda "Son yirmi yılda, yeni aşılar bulunmasıyla zengin ve yoksul ülkelerin aşılara ulaşmasında büyük farklılıklar oluştuğunu, büyük ilaç firmalarının düşük kârlı geleneksel aşı üretimini azalttıkları için bazı aşılarda sıkıntı baş gösterdiğini ve gelişmiş ülkelerin "düşük kârlı" aşılarla ilgili araştırma yapmadığını, çocuk felci aşısını geliştiren Salk'ın "güneşin patentini almakla aşının patentini almak aynı şey" fikrinin tersine bir çok aşı için 20 yıllık patent uygulaması olduğu ve bu nedenle yoksul ülkelerdeki milyonlarca çocuğun yaşamını yitirdiği,aşı üreticilerinin, gelişmekte olan ülkelerde milyonlarca insanı öldüren HIV/AIDS, tüberküloz, sıtma gibi hastalıklara karşı aşı üretmeye yönelik bir "ticari istek" duymadığını, aşı üretiminin kamusal bir sorumluluk olduğunu, aşı gibi stratejik bir üründe dışa bağımlılığın asla kabul edilemeyeceğini, üç yıllık aşı ithalat bedeliyle ülkemizde ulusal ve kamusal aşı üretim tesislerinin kurulmasının olanaklı olduğu anlatılıyor.

Feride Saçaklıoğlu, bağışıklama ve aşı üretimi ile ilgili son literatürde karşılaşılan dil ve kavramların tüyler ürpertici olduğunu, gelişmekte olan ülkelerin aşı pazarı olarak görüldüğünü üzüntüyle belirtirken, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı devletin aşı üretmesine gerek olmadığını, hükümet olarak aşı üretecek özel sektör kuruluşlarını destekleyeceklerini söylüyor. Çocuklara uzanan her çabayı desteklemekle birlikte hepimizin ilk bakışta çocuk masumluğuna kardeş olan "aşı"nın günümüzde daha çok ticaretin bir konusu haline geldiğini de düşünmemiz gerekiyor. Ben yine de bu kampanyanın "O çaresiz, o yalnız, o karanlık günde perişan, utanmış kahrolarak yol kıyısındaki 23 çocuk mezarının üstüne kendini bırakan" Ceyhun Atuf Kansu'nun ruhunu mutlu edeceğini düşünerek seviniyorum.

Prof. Dr.ŞÜKRÜ HATUN/ Kocaeli Üni.
1046
dahafazlası

oku

YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.