Mahmure

Sağlık

Genel Sağlık

Kalın bağırsak kanseri artışta

Kalın bağırsak kanseri artışta

Kolon (kalın bağırsak) ve rektum (kalın bağırsağın son kısmı) kanserlerinde her geçen yıl artış oluyor. Ancak bazı testlerin zamanında yapılması hastalığı erken yakalamada önemli bir adım.

Prof. Dr. Dursun BUĞRA

50 yaş üzerindekilerin, her yıl dışkıda gizli kanına baktırması, gizli kan testinin pozitif bulunması halinde incelemenin kolonoskopi ile tamamlanması ilk önerilen.

Ayrıca beş yılda bir sigmoidoskopi (rektumun ve kalın barsağın son 50 cm'lik bölümünün endoskopisi) yapılması da isteniyor. Her on yılda bir kolonoskopi (rektumun ve tüm kalın barsağın endoskopisi) uygulaması da önemli bir tarama yöntemi. Bu taramalarla kolon ve rektum kanserinden ölüm yüzde 18- 37 oranında azaltılabiliyor. Yüksek risk etkenleri taşıyan kişilerde tarama testleri daha erken yaşlarda başlatılır ve daha sık aralıklarla uygulanır.

Dünyada ve ülkemizde kolon ve rektum kanseri görülme sıklığı nedir?

Dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon kişi kolon ve rektum kanserine yakalanıyor. Yine her yıl ortalama 500 bin hasta, aynı hastalıktan yaşamını kaybediyor. Türkiye'de yeni kolon ve rektum kanseri hastası yılda 30 bin dolayında. Yaşam boyu bu kanserin gelişmesi olasılığı erkekler için yüzde 4.5, kadınlar için ise 3.2 olarak hesaplanıyor.

Sıklığı ülkelere göre değişiyor mu?

Gelişmiş ülkelerde, kolon ve rektum kanseri oranı gelişmekte olan ülkelere göre 4 ile 10 kat daha fazla. Sıklıktaki bu farklılık yaşam tarzı ve çevresel etkenlerdeki değişikliklerle açıklanmaya çalışılıyor.

Kolon ve rektum kanseri oluşumunda öncü lezyonlar var mı?

Kanser, hastaların çoğunda adenomlardan (polip) gelişirler. Kolon ya da rektum mukozasından kaynaklanan bu iyi huylu tümörler uzun yıllar sessiz kaldıkları için genellikle fark edilmezler. Adenomların sıklığı yaşla beraber artar ve erkeklerde daha fazla görülür. Adenomdan kanser gelişmesi süreci büyük oranda aydınlatıldı. Ancak bu süreci etkileyen dış nedenler tartışmalı.

Kanser oluşumunda rol oynayan etkenler hakkında bilgi verir misiniz?

Şişmanlık ve hareketsiz yaşam, tütün kullanım alışkanlığı, yanlış beslenme alışkanlıkları kanser oluşumunu kolaylaştıran etkenler. Vücudun günlük gereksiniminin üzerinde enerji alımı, fazla kırmızı et tüketimi risk etkenlerinin başında geliyor. Hareketsiz yaşam bağırsak geçiş süresinin uzamasına, bağışıklık sisteminin baskılanmasına ve Prostaglandin E2 düzeyinin artmasına neden olarak kanser oluşumunu hızlandırır.

Oluşumunu engelleyebilir miyiz?

Her şeyden önce gereksiz ve fazla enerji alımı kısıtlanmalı ve bedensel etkinlikler arttırılmalı. Lifli gıdalar, sebze ve meyveler, tahıllar dışkının bağırsaktaki geçiş süresini kısaltarak kanser yapıcı maddelerle teması azaltır. Akdeniz usulü diyet bu bakımdan sağlıklı bir örnek. Hormon destekleme tedavilerinin, örneğin menopoz sonrası kadınlara verilen östrojenin bu kanserin gelişme riskini yüzde 20 azalttığı gösterildi. Aspirin ve COX-2 inhibitörleri gibi antiinflamatuvar ilaçlar polip ve kanser gelişimini azaltırlar. İlaçla korunma diye tanımlayabileceğimiz bu önlemde etkili dozu belirleme çalışmaları devam ediyor. D vitamini, kalsiyum ve folatların da koruyucu olduğu biliniyor.

Hazırlayan:Mesude ERŞAN/ Hürriyet Kelebek

1840
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.