Mahmure

Sağlık

Genel Sağlık

'Genç yaşlanmak' için doğru beslenin.

'Genç yaşlanmak' için doğru beslenin.

Ortalama yaşam süresinin uzaması, yaşlı nüfusta ciddi bir artışa yol açtı. Yaşam süresi beklentisi Japonya'da 85, Amerika'da ve Avrupa'da 80 yıla kadar yükseldi.

Osman MÜFTÜOĞLU

Türkiye de bu konuda ciddi ilerlemeler kaydetti, ortalama yaşam beklentisi kadınlar için 75'li, erkekler için 70'li yaşlara ulaştı. Yaşlanan toplumların daha birikimli, tecrübeli ve daha eğitimli oldukları bilinmekte.

YAŞLI nüfusu artan toplumlar beden gücüne dayalı ucuz üretimden çok, bilgi gücüne dayalı pahalı üretimleri daha kolay yapar, hayat standartları yüksek toplumlara daha kolay dönüşürler. Kısacası yaşlı nüfustaki artışın toplumumuzu beden ve bilgi gücüne dayalı üretimleri aynı anda yapabilen farklı bir yapıya dönüştüreceğini görmemek imkansız. Yaşlı nüfüstaki artış, bu nedenle sevindiricidir. Ama aynı zamanda bazı önlemleri almayı da zorunlu kılmaktadır. Yaşlıların ekonomik ve sosyal sorunlarına çözümler üretmeyi, sağlık problemlerine hazırlıklı olmayı ve daha pek çok şeyi önceden planlamak zorundayız. Çünkü yaşlıların ayrıcalıkları vardır. Onlar gençlerden oldukça farklıdır.

KENDİNİZE İYİ BAKIN

Kendinize hep iyi bakın ve yaşamınız boyunca bunu hep yapın. Ama yaşlandıkça kendinize bakmakta daha kararlı ve daha kıskanç davranın. Güçlü kalabilmek, hayat kalitenizi mümkün olduğunca koruyabilmek ve yaşlanmanızı kendi olanaklarınızla başkalarına muhtaç olmadan ve kimseleri rahatsız etmeden sürdürebilmek için buna mecbursunuz. Yaşlı-genç farklılığının en çok belirginleştiği alan 'beslenme'dir. Nasıl yaşlandığınız, yaşlılığa ilk adımlarınızı güçlü ya da güçsüz, sağlıklı ya da hasta mı attığınız, nasıl beslendiğiniz ile yakından ilgilidir. Doğru ve dengeli beslenmeye ne kadar erken yaşlarda başladıysanız şansınız o kadar yüksektir.

BU SABAH BAŞLAYIN

Ama yeniden başlamak için bu sabah, ne erken ne de çok geçtir. Ve siz ilk adımınızı atmak için ne çok genç ne de çok yaşlısınız. Yaşınız ne olursa olsun beslenmenizde doğru değişiklileri yapmak için hala zamanınız var ve siz hala yeterince gençsiniz. Bunu sakın unutmayın!

Yaşlanan bedeninizin protein, karbonhidrat, yağ, vitamin-mineral ve su ihtiyacı, her 2-3 yılda bir değişecektir. Özellikle D vitamini, kalsiyum, B ve C vitaminleri, folik asit, demir gibi vitamin ve minaraller ile posa ve su ihtiyaçlarında ciddi farklılaşmalar oluşacaktır.

NASIL TANIYACAKSINIZ?

Eğer kendinizde ya da çevrenizdeki bir yaşlıda şu işaretleri görürseniz beslenme eksikliğinden şüphelenmelisiniz:

Kas kaybı

Kilo kaybı veya kazanımı

Diş kaybı veya tekrarlayan ağız yaraları

Eskisinden daha sık hastalanmak

Özellikle kansızlık ve enfeksiyon sorunlarıyla boğuşma zorunluluğu

Daha fazla ilaç kullanma ihtiyacı

Bu sorunları yaşlılarda gördüğünüzde daha dikkatli olmalı, çözüm üretmekte ve onlara yardımcı olmakta biraz daha hızlı davranmalısınız.

PROTEİNDEN BAŞLAYIN

Güçlü ve sağlam kemiklere, kaslara tıkır tıkır işleyen organlara, genç hücre ve dokulara sahip olmak ve hep dinç kalmak istiyorsanız işe protein tüketiminizi gözden geçirmekle başlayabilirsiniz. Siz yaşlandıkça kas kitlenizin protein içeriği azalacak yağ dokusu miktarı artacaktır. Bu durum protein sentez hızınızı ve bedeninizdeki belirli bir zaman dilimine ait protein değişimini etkileyecektir. Gençliğinizde kas proteinlerinizdeki değişim toplam protein miktarınızın yüzde 30'unu oluştururken, yaşlılığınızda bu değer yüzde 20'lere kadar düşer. Yaşlandıkça proteinlerin sindiriminde, emilimi ve metabolizmasında önemli değişimler olur. Yaşlılığınızda gençliğinizden daha fazla proteine ihtiyaç duymazsınız. Beslenmenizde protein kaynağı olarak hayvansal proteinlere daha çok yoğunluk veriyorsanız, her bir kilonuz için 0,75 gram protein alabilirsiniz. Daha çok bitkisel proteinlerden (kurubakliyat, tam tahıllar, yağlı tohumlar) yararlanıyorsanız vücudunuza sağladığınız vazgeçilmez ve zorunlu amino asitlerin (hayvansal proteinlerde yoğun olarak bulunur) miktarı -vücüdunuza giren protein- bir hayli düşer. Bunu dikkate almalı, bir miktar hayvansal proteini (yağı azaltılmış süt ve et ürünleri) mutlaka almalısınız. Diyetinizdeki proteinin yüzde 25-30'unu hayvansal, yüzde 70-75'ini bitkisel kaynaklardan sağladığınızda dengeli bir orandasınız denilebilir. Bu durumda beden ağırlığınızın her bir kilosu için 1 gram protein almanız yeterlidir. Yaşınız ilerledikçe ince bağırsağınızın yeterince 'laktaz' enzimi oluşturabilme kabiliyeti azalacak ve sütte bulunan doğal şekeri sindiren bu enzimin noksanlığı sütün sindirimini zorlaştıracaktır. Bu nedenle yaşınız ilerledikçe süte oranla daha az laktoz ihtiva eden ayran, yoğurt ve peyniri ya da laktozu azaltılmış sütleri kullanmayı tercih etmelisiniz.

KEMİKLER VE BELLEK İÇİN

Düzenli ve dengeli protein tüketiminin kemiklerinizi, kaslarınızı, belleğinizi ve bağışıklığınızı güçlü tutacağını, sizi sık sık hastalanmaktan koruyacağını bilmelisiniz. Düzenli ve kaliteli proteinleri yaşınıza uygun miktarlarda tüketmeniz doku yıkımınızı azaltacak, bedeninizdeki tamir ve yenilenme süreçlerini kısaltacaktır.

Kaliteli proteinlerin elzem (temel) amino asitlerce zengin olan hayvansal proteinler olduğunu (yumurta, süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri) hep hatırlayın. Ama aşırı hayvansal protein tüketiminin de hiperürisemi ve böbrek hastalıkları gibi bazı sağlık sorunlarını kolaylaştıracağını sakın unutmayın.

(Hürriyet)
890
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.