Mahmure

Sağlık

Genel Sağlık

Astımlı çocuğun ilacı: Spor

Astımlı çocuğun ilacı: Spor

Sporun astım tedavisinde önemli bir araç olduğunu belirten uzmanlara göre özellikle yüzme astımlı çocuklar için ideal

Prof. Dr. Nihat Sapan "Düzenli spor, astımlı çocukların akciğer gelişmesine olumlu katkılar sağlıyor" diyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) verilerine göre dünyada yaklaşık 300 milyon kişinin hastalığı olan astım, en fazla çocukları etkiliyor. Türkiye'de yetişkinlerin yüzde 4-5'ini etkileyen astım, çocukların yüzde 5-8'inde görülüyor.
Astımlı çocuklar, hayatlarının ilk yıllarında başlayan öksürük, çabuk yorulma ve tekrarlayan nefes darlığı gibi yakınmalarla dikkati çekiyor. Bu yakınmalar alerjenlerin veya hava kirliliğinin bulunduğu ortamlarda ve gribal enfeksiyonlar, yoğun kokular, egzersiz gibi nedenlerle tetikleniyor.

Özellikle astımlı çocuklara yönelik olarak çalışan Çocuk Solunum Yolu Hastalıkları Derneği, astım ve tedavisiyle ilgili bilinçlendirme çalışmaları kapsamında, AstraZeneca İlaç'ın sponsorluğunda DSİ İznik Tesisleri'nde yaz kampları düzenliyor. Dernek kampa katılan çocukların astım hakkında bilgilenmesini, düzenli spor yapmaya özendirerek astımlı çocuklara hastalıklarıyla daha kolay yaşamanın yollarını öğretmeyi amaçlıyor.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı'ndan Prof. Dr. Nihat Sapan, sorumlusu olduğu kamp ve astımlı çocuklarla ilgili sorularımızı yanıtladı...

Astım çocuklarda neden daha sık görülüyor?

Çocukların solunum yolları biraz daha küçük. Erken yaşta virüs hastalıkları çok daha fazla görülüyor ki soğuk algınlığı, grip gibi viral enfeksiyonlar astımın en önemli tetikleyicileri arasında bulunuyor. Bunların ardından alerjenler geliyor. Bir yaştan sonra çocuk hem viral enfeksiyonlara direnç kazanıyor hem alerjiye katlanabilir hale geliyor. Ayrıca solunum yolları da büyüyüp genişliyor. Bu sayede astımın bulguları azalıyor, şikayetler ilerki yaşlarda çok yoğun yaşanmıyor.

Astım çocuklarda hangi yaşlarda ortaya çıkar?

Her yaşta ortaya çıkabilir. Yüzde 80-90'ı, ilk üç yaşta bulgularını verir. Üç-altı yaşta ortaya çıkar. Büyük çoğunluğu bebeklik çağında başlar.

Bebeklik çağında hangi belirtiler ön plandadır?

Solunum yolundan gelen hırıltı, balgamlı öksürük, bazen kuru öksürük ve nefes alıp vermede güçlük.

Çocuklarda astım teşhisini koymak daha mı zor?

Özellikle küçük çocuklarda çok zor. Bu zorluğu solunum fonksiyon testinde yaşıyoruz. Solunum fonksiyon testi nefes al, nefes ver şeklinde bir komut gerektirir. Bunun yapılamadığı yaşlarda astım tanısını koymak güçtür. 5-6 yaşından küçük çocuklarda klinik tanı dediğimiz muayene ve şikayetler tanıyı koyduruyor.

Ergenlikte yakınmaların azaldığı doğru mu?

Genellikle buluğ çağında, çocuk büyümeye başladığında vakaların yaklaşık yarısında bulgular kaybolur. Ergenlik etkili. Hem akciğer kapasitesinin artması hem de solunum yollarının genişlemesi çocuklarda hastalığın daha iyi olmasına, yarısında hastalığın tamamen kaybolmasına yol açıyor.

Akciğer kapasitesinin artması hastalığın gidişatında neden bu kadar önemli?

Çocuğun solunum yolları daralınca, anneler "Aman koşma hasta olursun" der. Çocuklar da daha durağan bir yaşama girerler. Halbuki çocuğu büyüten spordur, harekettir. Ailelere sınırlayıcı olmayın demiyorum çünkü çocuk öksürüyor, nefes darlığı çekiyor, hastaneye gidiliyor, bu tablo 15 günde bir, ayda bir yaşana yaşana aile de korkup endişe ediyor. Bu nedenle de çocukları daha izole bir yaşam içine sokuyorlar. Böyle olunca çocuğun vücut ve akciğer kapasitesi gelişmesinde zorluk olur.

Her astımlı çocuk spor yapabilir mi?

Astımlıların yaklaşık yüzde 50'si hafif astımlıdır. Geriye kalan yüzde 30'u orta astımlıdır. Yüzde 20 civarı ağır astımlı vardır. Hafif ve orta astımlı çocuklara yani astımlı çocukların yüzde 80'ine rahatlıkla spor yaptırılabilir. Zaten kampımızın amacı da bu; astımlı çocuğun spor yapabileceğini göstermek.

Küçük yaştan itibaren spora teşvik edilerek ve bu yolla akciğer kapasitesi artırılarak çocuklarda astım riski düşürülebilir mi?

Tabii ki. Bunun örnekleri var. Spor tedavinin bir parçası olarak düşünülmeli. Spor çok önemli ancak tek başına yeterli değil. Önce korunma şart.

Türkiye'de astımı en çok tetikleyen etken hangisi?

Sigara. Çünkü Türkiye'de evlerin yüzde 60-70'inde sigara içiliyor. Çocuklarımız tamamen sigara dumanının etkisi altında.

Kamp yapmadaki amaçlarınız neler?

Düzenli spor, astımlı çocukların akciğer gelişmesine olumlu katkılar sağlıyor. Amacımız sporu her gün yapmaya teşvik etmek. Kampta ağırlıklı olarak yüzme, tenis sporları yaptırılıyor. Özellikle yüzme astımlı ve alerjili çocuklar için en uygun spor. Çocuklara haftada üç gün spor yapmalarını öğütlüyoruz. Astımdan korkmayalım. Astım tanısını söyleyince anneler ağlıyor ama önemli olan geç kalmamak. Geç kalınca tedavisi yapılamıyor.

Astımı tetikleyen faktörler

Çevre kirliliği
Alerjenler
Soğuk veya kirli hava
Gribal enfeksiyonlar
Polenlerin yoğun olduğu dönemler
Deniz kenarında bulunmak
Düşük sosyoekonomik durum
Bebeklik ve çocukluk döneminden başlayarak sigara dumanına maruz kalmak
Ailesel alerjik yatkınlık

Astımı ayırt edebilirsiniz

Çocuklardaki astım, özellikle tanı açısından güç bir problem olarak ortaya çıkabilir. Çünkü öksürük ve hırıltı üç yaşın altındaki çocuklarda sık karşılaşılan belirtiler. Astımı diğer hastalıklardan ayırmak için şu sorulara cevap aranması gerekiyor:

Bir yaşından sonra da devam eden hırıltı ve eşlik eden nefes darlığı var mı?

Bir yıl içinde üç defadan fazla gözlenen hırıltı var mı?

Şiddetli hırıltı ve nefes darlığı atağı var mı?

Öksürüğün uzaması, özellikle fiziksel aktivite ile ortaya çıkması ve uykuyu bölmesi söz konusu mu?

Çocuğun kendisinde ve ailesinde alerjik yatkınlık var mı?

Astım tedavisinde iki hafta içinde semptomatik ve objektif yanıt alındı mı?

Yaşa bağlı körlüğe kan temizleme yöntemi

Yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan makula dejenerasyonuna, artık diyalize benzer bir yöntemle önlem alınıyor. Halk arasında "sarı nokta" diye bilinen ve 50 yaş sonrasında görülmeye başlanan makula dejenerasyonu, körlük ve görüş azalmasının başlıca sebebini oluşturuyor. Hastalığın ilk belirtileri, bakılan noktanın ortasında koyu karanlık bir gölge olması, buradaki düz çizgilerde bükülmeler, renklerin daha soluk görünmesi ve okunan harflerin bozulması şeklinde ortaya çıkıyor.
Hastalığın iki tipi bulunduğunu, kuru tipte hiçbir tedavi şansı bulunmadığından hastaların körlükle karşı karşıya kaldığını belirten İstanbul Cerrahi Hastanesi'nden Op. Dr. Sinan Göker, "Rheopheresis tedavisi" olarak kullanılmaya başlanan yeni yöntemin hastalığın kuru tipinde tüm dünyada uygulanan en etkili yöntem olduğunu belirtiyor. Yöntemin diyalize benzediğini belirten Göker şunları söylüyor:
"Bu hastalık nedeniyle kişi evin içine kapanıyor, yürüyemez, dışarı çıkamaz hale geliyor, okuyamıyor. Hayattan kopuyor. Hastalık başladıktan sonra görme oranı yüzde 70'e, 50'ye düşüyor. Yeni yöntem bu düşüşü durduruyor, görme düzeyinde yüzde 20 artış oluyor."

Hazırlayan: Ayşegül Aydoğan/ Milliyet
1150
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.