Mahmure

Moda

Trendler

Alışverişin altın kuralları!

Alışverişin altın kuralları!

Kanımca her kadının kendine ait alışveriş kuralları olmalı. Benim var. Ve bu kurallar modacı olmaya karar vermeden, tasarım eğitimi için yollara düşmeden dahi belliydi. Sanırım annemin karnındayken belirlenmiş olmalı çünkü dört yaşındaki kızım aynı prensiplere sahip gibi görünüyor!

Madde 1: Zevk benim zevkimdir, müdahale edilemez.

Madde 2: Her zaman alabileceğimin en iyisini alırım (burada iyi, kaliteli anlamındadır). Çünkü büyüklerimiz ne demişler, ucuz etin yahnisi yavan olurmuş. Ben ne demişim: Ucuzunu alacak kadar zengin değilim (Bu konuda, konunun dışında büyük bir hatam oldu: Evimizi yaparken pencere doğramalarını ucuz fiyat verene yaptırmıştık, işçilik o kadar "iyi" olmuştu ki Ramazan ustayı uzun zaman andıktan sonra tüm pencereleri baştan yenilemek gerekti ve tabii bu defa yüksek fiyat verenle).

Madde 3: Taklit hiçbir şey almam. Kimi kandıracağım, kendimi mi? Yoksa etraftakilere olduğumdan daha zengin görünsem ne yazar? Beğendiğim şeyi alabiliyorsam alırım, alamıyorsam otururum aşağı.

Madde 4: Madde 3 durumu geçerli ise genelde aşağı oturmam. Yemem içmem ve istediğim şeyi alırım. Çünkü bir tasarımla aramda aşk ilişkisi doğmuş ise onunla ayrılık zaten yemez içmezden daha acı verici olacaktır. Uykusuz geceler, iştahsızlık falan... Gerçi burada da konu dışında bir tecrübemi paylaşmak isterim. Sanırım 16 yaşındaydım. Daha tasarım okumamışken, Beymen'in yarışmasında birincilik ödülümü kazanmama çok varken, bu markanın vitrininde bir eteğe aşık oldum. Öğrencilik yılları; öyle her şey hemen alınamaz tabii. Günlerce yatağımın üstünde zıpladım o eteği isterim diye. Nitekim yaz tatiliydi; çalıştım, kazandım ve eteğimi aldım. Aldım da dizde olan bu eteği mini istediğime karar verdim. Etek kısaltıldı, eve geldim. Etekle aşk ilişkim ise bitti, kısa olunca. Başka bir gün mağazaya gidince ilişkimizi bilen satış elemanı bana eteğimi sordu. Gözümden anladı aşkımın bittiğini. Ben istemeden de eteğimi iade aldı. İlişkimizi bitiren değişikliği ben yapmış olsam da... O zamanlar Cem Boyner'in Türkiye'ye getirmiş olduğu "müşteri mutluluğu" kavramı duyulmamış bir şeydi. Ben de kendi dükkanlarımda aynı prensiple çalışmaya karar verdim (Ta ki bazı müşterilerin kullandığı şeylerden sıkıldıkça değiştirmeye gelebileceğini tecrübe edene kadar). Neyse konumuza dönelim.

Madde 5: O an taze moda olan hiçbir şeyi satın almam. Unutulmamalıdır ki bir ürünün tasarım olduğuna zaman karar verir, başkaları değil. Yani etrafınızda görmekten bıkkınlık gelecek ise o şeyi bir de üzerinizde taşımak istemezsiniz. Başkalarından önce en yeni küpeyi tespit ettiniz de taktınız diye hiç madalyanız oldu mu peki?

Aslında bu gibi kendinize ait prensiplerinizi geliştirirseniz, gardırobunuz da aynı istikrarla oluşacaktır. Böylece bir sezon sonra sahip olduğunuz her şeyi atıp baştan başlamak zorunda kalmazsınız.

Unutmayalım "stil sahibi" olmak çok harcamayı değil, çok yakıştırmayı gerektirir.

Mini haberler... Mini haberler... Mini haberler...

Etiler'de açılan yeni alışveriş merkezi Uptown yerli ve yabancı birçok markayı bünyesinde barındırıyor. İçindeki Trends kısmında ise sürekli yenilenen, farklı firmaların koleksiyonları sergileniyor.

Nişantaşı Abdi İpekçi'deki La Luna butik Barbara Bui, Paul&Joe, Gerard Darel, Caractere gibi yabancı markaların yanı sıra Müge New York gibi yerli tasarımcıların da yeni sezon koleksiyonlarını sergilemeye başladı, duyurulur.

Alev Ciliv / Milliyet Cumartesi
973
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.