Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Yeni punk manifestosu

Yeni punk manifestosu

Politik tavrı kadar yaptığı müzikle de 1970'lere damgasını vuran The Clash'in dünyayı sarsan London Calling adlı albümü yanında DVD'si ile piyasaya çıkacak.

1976'da İngiltere neredeyse 1,5 milyonu bulan işsiz sayısıyla tarihindeki en büyük ekonomik krizlerden birini yaşıyordu. Tüm ülke büyük bir bunalımın eşiğindeydi. Bu durumun halk üstünde yarattığı sıkıntı ve boşluk hissi kısa zamanda İngilizlerin ülkelerine karşı besledikleri şiddetli bir nefrete dönüştü.

Aynı dönemde rock dünyasında da büyük bir durgunluk yaşanıyordu. David Bowie ve Bryan Ferry gibi glamrock'ın önemli isimleri abartılı makyajlar ve göz kamaştırıcı kıyafetler içinde söyledikleri, öte alemlerden, pırıltılı dünyalardan, içinde yaşadıkları topluma karşı duydukları yabancılaşma hissinden bahseden şarkıların devrinin sonlanmakta olduğunu sezip çoktan farklı müzikal arayışlara yönelmişlerdi. Nitekim, Bowie'nin 1972'de yayınlanan The Rise and Fall of Ziggy Stardust and The Spiders From Mars albümünün açılış şarkısı Five Years'da öngördüğü gibi

İngiltere'de 1977'nin ilk aylarında kıyamet koptu. Bowie, söz konusu şarkıda "Yalnız beş yılımız kaldı," diye çığlıklar atarken olacakların ne derece farkındaydı bilinmez, ancak, Sex Pistols'ın 1977'de yayınlanan Never Mind The Bollocks isimli albümü her şeyden önce tüm parıltısı ve çarpıcılığıyla glamrock'ı tarihe gömmek suretiyle daha önce eşine benzerine rastlanmamış bir müzik evreninin kapılarını açarken neredeyse tüm geçmişi yerle bir ediyordu.

Devrimi ateşleyen albüm
Never Mind The Bollocks'ı o güne kadar yayınlanmış diğer rock albümlerinden ayıran en önemli özellik, içinde bulunan "Ben bir deccalim / Ben bir anarşistim, Gelecek yok", "Yok et" gibi şarkı sözleriyle uzun süredir arzulanan büyük bir devrimi ateşliyor olmasıydı. Punk Sex Pistols'la doğmuştu fakat, ilk büyük punk manifestosu The Clash tarafından yazıldı. Grubun kendi adını taşıyan ilk albümü, özellikle beyazları da tıpkı siyahlar gibi kendi aralarında örgütlenmeye çağıran ünlü White Riot şarkısıyla gerçek bir manifesto niteliğindeydi.

Hemen hemen tüm şarkılarında Margaret Thatcher'ı, Falkland Savaşını, Neo - Nazileri, nükleer silahları protesto eden, sahneye gerilla kıyafetleriyle, İtalyan Kızıl Tugayları'nın tişörtleriyle ya da Alman RAF Örgütünün sembolleriyle çıkan The Clash, adının beraber anıldığı Sex Pistols'ın tersine punk'ı toplumsal gerçeklikle buluşturuyordu. Ancak, The Clash'i müzik tarihinde devrim yaratan gruplar arasında en üst sıralara yükselten tüm bunların ötesinde 1979 yılında yayınlanan üçüncü albümü London Calling oldu.

25. yıl şerefine
London Calling, grubun basçısı Paul Simonon'un bas gitarını parçaladığı bir konser anını görüntüleyen kapağı da dahil olmak üzere daha önce yayınlanmış hiçbir şeye benzemiyordu. Bu albümde The Clash'ı farklı kılan, grubun şarkı sözlerine de yansıyan politik tavrı değildi sadece. Albüme adını veren şarkı London Calling'de başta olmak üzere, Lost in the Supermarket, Brand New Cadillac, Rudie Can't Fail, Jimmy Jazz ve albümü oluşturan diğer şarkıların neredeyse tamamında işitilen reggea, caz, pop, ska, soul ve rockabilly gibi müzik türlerine ait öğeler punk tarihinde bir ilke işaret ediyordu.

Geçtiğimiz günlerde punk'ı yepyeni bir estetik anlayışla buluşturan London Calling'in yayınlanışının 25. yılı nedeni ile Legacy tarafından yeni bir baskısı hazırlandı. Kısa bir süre önce grubun gitaristi Mick Jones'a ait bir depoda bulunmuş olan, London Calling için kaydedilmiş ve daha önce hiç duyulmamış kimi demoları da içeren albüm piyasaya üçlü bir set halinde sunulacak. Asıl heyecan verici olansa London Calling: The 25th Anniversary Edition'a orijinal albümün ve yeni demoların yanı sıra eklenmiş olan DVD. Kırk beş dakikalık bir belgesel niteliğindeki bu DVD albümün stüdyo aşamasının yanı sıra grubun daha önce hiç yayınlanmamış konser görüntülerini ve Mick Jones'la, Topper Headon'la, Paul Simonon ve Joe Strummer'la yapılmış röportajları da içeriyor. Rock'ın 60'lar ve 70'ler boyunca umulduğu gibi müziğin dünyanın gidişatını değiştiremediği, hatta bugün o enerjisini çoktan yitirdiği gayet açık, ancak The Clash hâlâ birçok kişinin hayatını değiştirmeye devam ediyor.
(Radikal Cumartesi)
318
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.