Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Yatağımda yastığa bile tahammülüm yok

Yatağımda yastığa bile tahammülüm yok

Şu sıralar Tiyatro Şenay'ın "Sadece Arkadaşız" adlı oyununda rol alan Deniz Akkaya, yalnızlığa alıştığını söyledi.

"Karl Lagerfeld sanırım 75 yaşında ve kimseye ihtiyacı yok, hâlâ sağlıklı. Bu hayata çok alıştığım için şu an korkmuyorum. Yatağımda ekstra bir yastığa bile tahammülüm yok. Evde başka birinin eşyasına, diş fırçasına tahammülüm yok. Arkadaşlarım hep bir yalnızlık senfonisini söylüyorlar; yalnızım, evlenmem lazım diye. Niye? Ben buna çok alıştığım için şu an korkutmuyor. Ama ilerde pişman olur muyum diye düşünüyorum açıkçası."

Bugünlerde en çok ne meşgul ediyor sizi?
Şu an Kanal 1'de Faruk Bayhan ile birlikte çalışıyorum. En mühim iş benim için o... Bir de Ali Poyrazoğlu ile çalıştığım tiyatromuz. 09.00-18.00 işe gidiyorum, 18.00-24.00 tiyatro, 24.00'te yatıyorum. Hayatım bundan ibaret bir süredir. Zaten iki hafta önce bu yüzden mide kanaması geçirdim.

Çok geçmiş olsun...
Teşekkür ederim. Arada vakit buldukça hastaneye, doktora gidiyorum.

"Stres" mi diyorlar?
Strestenmiş. Aslında mide kanaması geçirdiğimi anlayamadım. Semptomlarını biliyorsanız çok hoş bir şey değil. Hastalık hastası insanlardan değilim. Çok hastalık konuşan insanlardan oldum olası -ailemde çok olduğu için bu tip kişiler- hep nefret etmişimdir. O yüzden hasta olmayı, hastalığı hep reddeden bir yapım var. 1996-1997 döneminde bir televizyon kanalında Best Model seçilmiştim. Bakıyorum da o dönemlerden tanıdığım tüm televizyoncular ya vefat etmişler ya da çoğu kanser... Şimdi neden hasta olduklarını çok daha iyi anlıyorum. Galiba dergicilikte de durum çok farklı değil. Sanırım mesleklere özgü hastalıklar var. Şov-eğlence dünyasının bedeli belki de bu... Ben biraz pesimist, perfeksiyonist bir tip olduğum için.

Pesimist ve perfeksiyonist?
Yanlış kelimeyi kullandım, pesimist bambaşka bir şey. Her şeyi çok iyi yapmaya çalışan ama kime ve neye göre olduğu çok anlaşılabilen bir şey değil. Bence bir şeyi iyi yapmak başkalarının alkışlaması değil. Kendimi iyi hissetmem önemli. Ama fark ettim ki 30 yaşındayım ve yaptığım hiçbir şeye tam olarak sevinmemişim bugüne kadar. Nedenini bilmiyorum. Hiçbir şeyden mutlu olmadığım için artık mideme vurmaya başladı. Başkalarını çok rahat alkışlarım, ama kendime iyi bir dost değilim. Stresin de çaresi çok basit aslında. Hayat o kadar da kafaya takılacak bir yer değil, eninde sonunda gideceğiz. Burada bir sınavda olduğumuza inanıyorum. O sınava göre başka bir hayata başlayacağız.

Reenkarnasyondan mı bahsediyoruz?
Reenkarnasyon değil, o başka bir şey. Yaşadığımız hayat bittikten sonra aldığımız puanlara göre hayata iyi-kötü tekrar başladığımızı düşünüyorum. Ruhumuz başka bedenlerden başka bedenlere seyahat ediyor. Hayatı kendi şartlarınız içinde ne kadar rahat, eğlenceli, bol keyifli, sevgi, aşk, muhabbet dolu geçirirseniz, o kadar güzel olur. Hayat bence işten ibaret değil. Hiçbir zaman öyle görmedim. Öyle görmeyenlerin başarılı olduğuna inanıyorum. Geçen gün Karl Lagerfeld'in belgeselini seyrettim. "İşimi çok seviyorum ama o kadar da ciddiye almıyorum" derken söylediği şey bence bu. Mesai saatlerinde işe odaklı yaşarım ama akşamları telefonlarımı kapatırım. İş telefonu almam. Ev telefonumu çok yakınım olan üç kişi bilir. Geçen gün Faruk Süren ile programda sohbet ediyorduk. Biliyorsunuz onun başına ticari hayatta çok ciddi şeyler geldi. Nasıl hálá çok sağlam, hálá o kent soylusu tarafını hiç kaybetmeden, jilet gibi durabiliyor! Akşam oldu mu kapatıyor her şeyi. "Sabah olana kadar bu sorunları çözemeyeceğime göre o saatler bana kalsın" diyor, doğru. Huzur içinde uyumak en mühimi.

Kendini bırakmamak lazım.
Tabii tabii. Pes etmemek lazım. Marilyn Monroe dünyanın en güzel, en çok arzulanan kadınlarından biri. Aynı zamanda IQ'su en yüksek kadınlarından. O pes etmiş. Bunun zeka, kariyer veya başarı ile hiç ilgisi yok. Pes etmese, yaşasa bambaşka, çok muazzam bir yerde olabilirdi. Güzelliği hep önüne geçmiş ama aslında çok iyi bir oyuncuydu. Üstüne hep okuduğum, düşündüğüm birisidir. Arthur Miller'la olan ilişkisi... Ölümünden sonra Arthur Miller'ın onun için sarf ettiği kötü cümleler... Sabır, azim, pes etmemek çok önemli hayatta. Güzellik için bile sabır göstermeniz gerekiyor. Hayat böyle bir yarış, pedal çevirmeyi bırakınca hayat da sizi bırakıyor.

Marilyn Monroe sıfırdan başlayıp şöhret olmak için çabalayan, elde ettiğinde de o ağır yük altında ezilip genç yaşta gizemli bir şekilde ölen bir efsane. Sizin hiç bu kadar net bir hedef oldu mu hayatınızda?
Hedefleriniz olabilir ve onların peşinden gidebilirsiniz. Ben de böyleyimdir. Hedef odaklı yaşarım ama hedeflerim uzun vadeli değildir. Bazen şartlar hedefleri değiştirip, yoldan saptırabiliyor. Saptırmak sizin de işinize gelebiliyor. Ama belli bir nedenim vardır hayatın içinde.

Aslında sanırım sormaya çalıştığım buydu...
Şu an bir güzellik yarışması organize ediyoruz. Daha evvel Top Model adında bir program yapmıştım. Orada çok beğendiğim kızlardan biri Miss Turkey'e katıldı. Kamp annelerinden biri gelip "Şeyma çok ağlıyor" dedi. Gittim konuşmaya. Daha 18 yaşında, onun ablası olabilirim. Çok da beğendiğim bir kız. Aslında sebat etse çok ciddi bir yerlere gelebilir. Hem yüz, hem fizik hem de iç güzellik olarak çok saf ve işini seven bir kız. Bütün derdi bu. Aşkı ile işi... Fakat çok genç. Evlenme teklif etmiş yaşıtı pırıl pırıl bir çocuk. Kafası karışmış, aklı gidip geliyor. Dün onunla konuşurken birden ağlamaya başladı "Ne yapmalıyım?" diye. Kavram kargaşası yaşıyor. Bir an kendimi düşündüm, hiç kavram kargaşası yaşamadım hayatımda. Kafamın çok karışık olduğu dönemler geçirdim, ama yaptığım işte en iyi olacağımı biliyordum. İşim için ailemle olan huzurumdan, erkek arkadaşımdan, paramdan, çok şeyimden vazgeçtim. O yüzden hedefime hep daha kolay ulaşmışımdır. Çok uğraşmışımdır ama sonunda hep ulaşmışımdır.

Anlattıklarınız bende biraz yalnızlık hissi uyandırdı.
Geçenlerde bir film seyrettim. Belki siz de seyretmişssinizdir. Jack Nicholson ve Morgan Freeman.

'Bucket List'...
Onu seyrettikten sonra hata mı yapıyorum acaba diye düşündüm. Jack Nicholson'ın çizdiği portrede kendimi gördüm. Çok huysuz, iş odaklı ama özel zevklerinden vazgeçmeyen biri... Kişisel zevklerim çok önemlidir. Kimse onların önüne geçemez. Pazar günü 10 senedir görmediğim akrabam gelse, gidip at bineceksem onu tercih ederim. Zevklerim insanlardan daha önemlidir. 30 yaşına gelip bir insanla aynı evi paylaşmaya başlayınca, özel alanlarınız sizin için çok değerli hale geliyor. 10 sene önce kalabalık olmadan yaşayamayan bir insandım, şimdi tahammülüm yok. Hayatımı ona göre düzenledim. Mesela cumartesi, pazar günleri fotoğraf çekimi benim için bir zulüm... Pazar sabahı kalkıp kalabalık kahvaltı etmek çok eğlenceli gelmiyor bana. Kalabalık seyahat etmeyi sevmem. Bir süre sonra herkes senin bencil bir olduğunu düşünmeye başlıyor.

Yatağımda bir yastığa bile tahammülüm yok
Hep güçlü ama yalnız kişilerden bahsediyorsunuz. Sizi korkutan, insanlardan uzaklaşa uzaklaşa bir gün onlara hiç ihtiyacınız kalmaması mı?
Evet, Karl Lagerfeld sanırım 75 yaşında ve kimseye ihtiyacı yok, hálá sağlıklı. Bu hayata çok alıştığım için şu an korkmuyorum. Yatağımda ekstra bir yastığa bile tahammülüm yok. Evde başka birinin eşyasına, diş fırçasına tahammülüm yok. Arkadaşlarım hep bir yalnızlık senfonisini söylüyorlar; yalnızım, evlenmem lazım diye. Niye? Ben buna çok alıştığım için şu an korkutmuyor. Ama ileride pişman olur muyum diye düşünüyorum açıkçası.
(Hürriyet)
310
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.