Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

'Yaşarken kapısını çalmayanlar feryat koparıyor'

'Yaşarken kapısını çalmayanlar feryat koparıyor'

Tiyatronun büyük ustası Erol Günaydın'ın vefatının ardından dostları sitem etti: "Yaşarken bir kere bile kapısını çalmayan, bir kere bile 'alo nasılsın?' demeyen insanlar feryatlar koparıyor..."

Tiyatronun büyük ustası Erol Günaydın'ın ölümünün ardından tiyatrocu dostları NTV'ye konuştu:

 Ali Poyrazoğlu:
''Dostluk ettiğim, birlikte çalıştığım, tiyatromda yıllarca çalışmış bir meslektaşım. Çok farklı biçimde Türk tiyatrosuna imza atmış, hem oyuncu hem yazar olarak fark yaratmış, kendi sesini kendi rengini Türk tiyatrosunun ruhuna ilave etmiş büyük bir yazar ve oyuncuydu. Çok üzgünüm.

Yeni nesillerin pek ilgilendiklerini sanmıyorum. İlgilenenler zaten takip ederler, sorarlar, öğrenirler. 'Onun değerini keşfedin' filan öldükten sonra böyle bir şeyleri önermenin tatsız ve gereksiz olduğunu düşünüyorum. İlgilenen ilgilenmiştir zaten bugüne kadar. Ama hiçbir şeyle ilgilenmeyen bir nesil de var karşımızda. Onlara ben şimdi bir şeyler söylesem ne olacak, hava gazı olacak. Birileri Erol’un önemi unutulmasın gitmesin diye onun yaptığı çalışmalarla ilgili kitaplar yaparlar, ses bantları yaparlar. Çok çok emeği var Türk tiyatrosuna. Ailemizden birisini kaybettik, acımız çok büyük.''

Can Gürzap:
''Öncelikle Ali’nin söylediklerinin son kısmına katılıyorum ama ben öyle bir şeylerin yapılacağına inanmıyorum. Maalesef şikayetlerine de katılıyorum. Türkiye'nin en büyük tiyatrocularından biriydi, çok büyük bir oyuncuydu. Hayatını bu işe vakfetmiş bir kişiydi. Haldun Dormen tiyatrosunun en parlak, en ışıltılı yıllarında en önemli oyunculardan biriydi. Hem dram hem komedi oynardı. İnsan olarak çok iyi bir insandı. Maalesef benim gördüğüm kadarıyla yerine konacak kimseyi düşünemiyorum önemli bir devir kapandı. Çok üzgünüm ben de hepimizin başı sağolsun.''

Ayşen Gruda:
''Çok iyi şeyler hissetmiyorum bütün arkadaşlarım gibi. Yaşarken bütün sanatçılara çok daha fazla itina gösterilmesi gerekiyor. Çok daha fazla ilgilenilmeleri, aranmaları sorulmaları gerekiyor. Benim en kızdığım şey; bu insan yaşarken bir kere bile kapısını çalmayan, bir kere bile 'alo nasılsın?' demeyen insanların feryatlar koparması. Hasta olduğu da zaten biliyordu. Çocukları babalarını ellerinden geldiğince iyi yaşatmaya, ona güzel bir hayat temin etmeye çalıştılar. Allahtan o kızları vardı yoksa Erol Günaydın bu hayatı da yaşayamazdı.

'ONUNLA SAHNEDE OLMAK MÜTHİŞ BİR ŞEYDİ'
Türkiye'nin düştüğü bu hallere üzgünüm. Sanatçısını, parasını, çocuklarını koruyamayan bir ülke maalesef gitgide sömürge haline gelir. Yanlış bir yerde mi doğdum diye düşünüyorum. Çok iyi arkadaşım, o kadar değerli bir oyuncu ki... Onunla sahnede olmak onunla aynı sahneyi paylaşmak inanın müthiş bir şeydi. Müthiş bir kalemi vardı. Çok iyi bir eleştirmendi çok iyi bir hicivciydi. Her şeyi hicvedebilen bir adamdı. Hep tiyatro için yaşadı çünkü oyunculuk bir yaşam tarzıdır.''

'ÖLDÜ DEMEYELİM'
Bülent Kayabaş:
'Değerini bilmeme'' meselesinin dünyada da böyle olduğunu zannediyorum ama bu kadar büyük boyutlarda değildir. Öldü demeyelim de, Erol Baba hiçbir zaman ölmez, ''kaybettik'' diyelim. Evet kaybettikten sonra akla gelen şeyler bunlar. Hala Altan Erbulak’ların Erol Günaydın’ların bir sürü insanın isimlerini bile bilmeyenler var. Hala bu meslekte bilmeyenler de var. Erol Baba'mız yok işte. Biz bu akşam turnedeyiz Ali Poyrazoğlu ile Manisa’da onun için oynayacağız. Başımız sağolsun.''

'NEŞE, MUTLULUK, TATLILIK DEMEKTİ'
Gencay Gürün:
''Türk tiyatrosunun en büyük komedi üstatlarından birini kaybettiğini düşünüyorum. Onun ismi insana devamlı iyimserlik, neşe, mutluluk, tatlılık hatırlatan bir isimdi. Tiyatro artık yavaş yavaş geriliyor hatta süratle geriliyor. Onun için de bu ustaları yetiştirecek ortam azalıyor. Komedyenin yetişmesi için epey bir süre lazım ve bu dizilerle olmaz. Onun içinde Erol Günaydın, Türk tiyatro komedisinin önemli en büyük oyuncularından biriydi. Çok çok üzgünüm.''

'HEM EĞLENDİRİRDİ, HEM EĞİTİRDİ'
Melek Baykal:
Erol Günaydın benim için çok önemliydi. Yıllarca Cennet Mahallesi’nde benim babamı oynamıştı. Kelimeleri nasıl toparlayacağım bilmiyorum. Her günümüz anılarla doluydu. Erol Abim girdiği her yere sevgisini, bilgisini, o duayen halini getiren bir aktördü. Hem çok eğlendirirdi bizi hem de çok eğitirdi. Onunla çalıştığım, aynı seti paylaştığım için öyle mutluydum ama keşke bu haber olmasaydı. Ben kızıyla hep görüşüyordum iyi haberlerini alıyordum ama demek ki son noktaymış. Yeri doldurulamaz bir sanat adamıydı.

Sanatçılarımızın değerini hayattayken bilelim, sanattan ürkmeyelim. Sanatın yanından gidelim hep, bu topluma çok şeyler kazandırır. Onu ışıklarla uğurlayalım.''

395
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.